Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4639 E. 2026/9836 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4639
Karar No
2026/9836
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1678 E., 2023/1557 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin, "atılı suçu işlemediğine, tüm işlemlerin şikâyetçinin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğine, kararın lehine bozulması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2020 tarihli, 2018/223 Esas ve 2020/418 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli, 2021/1895 Esas ve 2021/1886 Karar sayılı kararı ile "Müştekinin ... Bankası kredi kartının çalınıp bilgisi ve izni dışında toplam 8300 TL para çekilmesi üzerine sanık hakkında kamu davası açılan olayda, UYAP'tan alınan güneş doğuş-batış çizelgesine göre olay tarihinde Silifke ilçesinde güneşin saat 17:38'de battığı, sürekli yaz saati uygulaması nedeniyle 1 saat ilave edildiğinde güneşin batış saatinin 18:38 olacağı, TCK'nun 6/1-e maddesinde "Gece vakti deyiminden güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi" belirtilmiş olması karşısında güneşin batış saatinden 1 saat sonrası olan 19:38'den sonraki zaman diliminin gece vakti sayılacağı, sanık ile müştekinin 18:30 sıralarında Silifke ilçesinde buluşması,bir süre vakit geçirdikten sonra ...'na gitmeleri, burada müştekinin ... Bankası kredi kartı ile banka atm.sinden 300-350 TL civarı bir para çektikten sonra ileri saatlere kadar sanıkla birlikte vakit geçirip daha sonra evlerine dağılmaları, müştekinin sabah kredi kartının cebinde olmadığını ve internet bankacılığından da bilgisi ve izni dışında 47 00... TL olmak üzere toplam 8300 TL para çekildiğini fark etmesi üzerine şikâyetçi olduğu olayda, söz konusu paraların ... Bankası ..... atm.sinden 25.02.2018 23:54 de ve 26.02.2018 00:05 de sanık tarafından çekilmiş olduğunun belirlendiği, tanık D.S.'nin alınan beyanında 17:00-18:00 civarında ... bankamatiklerin bulunduğu bölgede sanık ve müşteki ile karşılaştığını, önceden tanımadığı müştekinin sanığa kredi kartını verip para çektirdiğini beyan ettiği, ... Bankası cevabi yazısında sanığın müşteki ile Silifkede buluştukları 18:30 sonrasında müşteki ile ... gitmesi üzerine çekmiş olduğunu beyan ettiği paranın çekme saatine dair bir kayıt bulunmadığı, müştekinin mezkur kredi kartını bu para çekme işlemi sonrası yaka cebine koyduğunu ve para çekerken sanığın kart şifresini gördüğünü beyan ettiği, söz konusu kartı müştekinin para çekmesi için rızaen verdiğini savunan sanığın da kartı müştekiden aldığı zaman dilimine dair bir beyanının olmaması karşısında, mezkur kredi kartının sanık tarafından müştekiden ne zaman elde edildiğinin tespitine yönelik ... Bankasından müştekinin ...'nda yanında sanık da varken 300-350 TL olarak çektiğini belirttiği parayı hangi saat ve zaman diliminde çektiğine dair hesap detayı istenerek gerektiğinde bu husus müştekiden de sorulup kesinliğe kavuşturularak sonucuna göre TCK'nun 143. maddesinin uygulanma koşulları bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği halde bu yönde hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi; kabule göre de, ikinci kez mükerrir olan sanığın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/3. maddesine göre koşullu salıvermeden yararlanamayacak olması nedeniyle hakkında TCK'nun 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet ve kayyımlık hakları yönünden TCK'nun 53/3. maddesinin uygulama yeri olmadığının gözetilmemesi, 15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesi gerekliliğii ve CMK'nun 232/2-c maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında suçun zaman diliminin yazılmaması" gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli, 2021/1895 Esas ve 2021/1886 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli, 2021/438 Esas ve 2022/219 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/4639, K. 2026/9836, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-4639-e-2026-9836-k-b6d4fd608e33