Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2466 E. 2026/6438 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2466
- Karar No
- 2026/6438
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2882 E., 2023/3175 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin'' sanığın yerel mahkeme huzurunda dinlenmediğine, sadece katılanın beyanlarına itibar edilerek mahkûmiyetine karar verildiğine, dosya kapsamında alınan 05.07.2022 tarihli Adli Tıp 4.İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda sanığın akıl hastalığı yönünden değerlendirme yapıldığına, panik atak rahatsızlığının psikolojik açıdan irdelenmesi gerektiğine ve bu sebeple yeniden adli tıp raporu aldırılmasına, eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya aykırı görülen mahkumiyet hükmünün bu nedenlerle bozulması gerektiğine '' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2021/380 Esas, 2021/441 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin,12.10.2021 tarihli ve 2021/2536 Esas,2021/2362 Karar sayılı kararı ile ,''Sanığın Cumhuriyet Savcılığında verdiği savunmasında kendisinin kapalı alan fobisi ve panik atak olduğunu belirttiği, duruşmadaki savunmasında da panik atağı olduğunu belirttiği, sanık müdafinin duruşmada sanığın psikolojik rahatsızlığından dolayı ihtiyacı olduğu için eylemi gerçekleştirdiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın TCK'nın 32. maddesi gereğince "akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı" hususunda kurul raporu alınmasından sonra, sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmasından''bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği ve yine bozma üzerine İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli ve 2021/569 Esas, 2021/576 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin, 27.02.2023 tarihli ve 2022/4024 Esas,2023/541 Karar sayılı kararı ile ,''1. UYAP kayıtlarına göre başka suçtan ayrı yargı çevresindeki ... Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, son celsede duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı CMK’nun 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,2.Mahkemece sanığın adli sicil kaydındaki Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/1 07... /505 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alındığı, uyapta yapılan incelemede; sanığın talebi üzerine Mahkemenin 01/09/2022 tarihli ek kararı ile; " Prof. Dr. ... Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 31/08/2022 tarihli raporu dikkate alınarak Hükümlü ...'nın 5237 sayılı TCK'nın 32. Maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının, suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadığının veya önemli derecede azalma olup olmadığının tespiti için CMK 74/1 maddesi uyarınca üç haftayı geçmemek üzere Prof. Dr. ... Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gözlem altına alınmasına, bu hususta gerekli işlemlerin yerine getirilmesine, " karar verildiği anlaşıldığından, belirtilen dosyada yeniden yargılama yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise sonucunun araştırılıp tekerrüre esas olmaması halinde adli sicil kaydındaki diğer ilamlar incelenerek tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmediğinden'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’ un 280 . maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği 27.02.2023 tarihli bozma ilâmında belirtilen 1. No.lu bozma nedeninin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş,bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin,12.10.2021 tarihli ve 2021/2536 Esas,2021/2362 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli ve 2021/569 Esas, 2021/576 Karar sayılı kararı, yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin, 27.02.2023 tarihli ve 2022/4024 Esas,2023/541 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 36.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/157 Esas, 2023/316 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.