Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2455 E. 2026/6439 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2455
Karar No
2026/6439
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3660 E., 2023/4170 K. SUÇLAR : Hırsızlık,konut dokunulmazlığının ihlâli,mala zarar verme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret,onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek,sanık müdafiinin temyiz isteminin '' hükmün hukuka ve usul ve esasa aykırı olduğuna, suçun kanuni unsurlarının sübut bulmadığına, yeterli ve objektif bir araştırmanın yapılmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, takdiri indirim sebepleri uygulanmadığından hükmün hukuka aykırı olduğuna'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Salihli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/299 Esas, 2021/266 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21.Ceza Dairesinin,11.05.2022 tarihli ve 2021/2648 Esas,2022/1502 Karar sayılı kararı ile ,''1-5271 sayılı CMK'nun 188/1 maddesinde “Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması şarttır” şeklindeki düzenleme ile duruşmada mutlaka hazır bulunması gerekenler belirlendikten sonra, aynı Kanunun 193/1 maddesinde “Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz” şeklindeki emredici hükme yer verilerek, kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı ilkesi düzenlenmiş, bu halin istisnalarından ilki aynı maddenin ikinci fıkrasında “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” şeklinde düzenlenmiştir.Hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin kuralın ikinci istisnası CMK'nun 195/1 maddesinde gösterilmiştir. Bu maddeye göre “Suç, yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir.”Hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel ilkenin doğal sonucu olarak, sanığın duruşmanın başından sonuna kadar ve tüm oturumlarda hazır bulunması gerekir. Ancak CMK'nun 196/1 maddesi uyarınca “Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hallerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.”Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması ise yine CMK'nun 289/1-e maddesinde “hukuka kesin aykırılık halleri” arasında düzenlenmiştir.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, aynı yer cezaevinde başka suçtan tutuklu/hükümlü olan ve duruşmalardan vareste talebi bulunmayan sanık ...'nin, hükmün tefhim olunduğu karar oturumda hazır edilmeden veya rıza göstermesi halinde SEGBİS sistemi üzerinden hazır edilmesi sağlanmadan, yokluğunda kovuşturmanın bitirilmesi ve karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 193/1, 289/1-e maddelerine aykırı davranılması,2-Sanık ... hakkında kurulan hükümde tekerrüre esas alınan Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/30 Esas, 2018/276 Karar sayılı dosyasının incelenme konu dosyamızın suç tarihi olan 13/01/2019 tarihinden sonra 17/01/2019 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas olamayacağı, adli sicil kaydında Salihli 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/207 Esas, 2017/618 Karar sayılı kararının tekerrüre esas olacağının gözetilmemesi, 3-Sanıkların kullandıkları cep telefonlarının 02/01/2019-13/01/2019 tarihleri arasındaki HTS kayıtlarının baz istasyonlarını da gösterir şekilde istenerek HTS analiz raporunun alınması ve sanıkların olayın olduğu yerden ortak sinyal aldıkları tarihlerin tespitinin yapılmamış olması, 4-Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen ve kısa süreli olmayan hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle TCK'nın 53 maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilmemesi,5-Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2019/145 sırasında kayıtlı emanet eşyasıyla ilgili olarak olumlu-olumsuz karar verilmesinin gerektiğinden '' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’ un 280 . maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği 1. No.lu bozma nedenin ise, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş,bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21.Ceza Dairesinin,11.05.2022 tarihli ve 2021/2648 Esas, 2022/1502 Karar sayılı kararının; bozma üzerine verilen Salihli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2022/495 Esas ve 2023/553 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/2455, K. 2026/6439, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-2455-e-2026-6439-k-cb928a48258d