Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/284 E. 2026/382 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2026/284
Karar No
2026/382
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1556-820

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetlerine, hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.01.2018 tarihli ve 357-4585 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 07.04.2021 tarihli ve 1556-820 sayılı karar ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 27.10.2025 tarih ve 31659-24978 sayı ile; "İlk derece mahkemesinin kararına karşı o yer Cumhuriyet savcısı tarafından da süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu, incelemede yalnızca sanık müdafilerinin istinaf talepleri hakkında karar verildiği, o yer Cumhuriyet savcısının talebi hakkında karar verilmediği anlaşılmakla, o yer Cumhuriyet savcısının talebi hakkında istinaf incelemesi yapılmak üzere dava dosyasının, tebliğnameye aykırı olarak incelenmeksizin iadesine" karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.12.2025 tarih ve 55405 sayı ile; ''...Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2018 tarihli ve 2017/3 57... /9 sayılı kararıyla sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkum edilmeleri üzerine o yer Cumhuriyet savcısı tarafından sanıklar hakkında alt sınırdan değil teşdit uygulanmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle istinaf talebinde bulunulmuştur. Ancak, sanıklar ... ve ... yönünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 07.04.2021 tarihli ve 2019/15 56... /820 sayılı kararı kapsamında yapılan istinaf incelemesi sırasında o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi konusunda herhangi bir karar verilmediği tespit edilmiştir. Dosyanın temyiz incelemesi amacıyla Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine, istinaf mahkemesi tarafından öncesinde değerlendirilmeyen o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi hakkında incelemeye konu istinaf ilamı yönünden bu talebin incelenmesi amacıyla incelenmeksizin iade kararı verildiği görülmüştür. Fakat o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi yönünden sanıklar müdafisinin istinaf talebiyle birlikte karar verilmesi gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, ortada aynı konu hakkında iki ayrı istinaf ilamı bulunacaktır. Sanıklar müdafisinin istinaf istemi yerinde görülmemiş olsa dahi o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebinin yerinde görülme ihtimali her zaman mevcuttur. Dolayısıyla aynı sanıklar yönünden aynı suç konusunda ilgili istinaf mahkemesinin iki ayrı karar vermesinin önüne geçmek amacıyla öncesinde değerlendirilmeyen o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi hakkında Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından incelemeye konu istinaf ilamı yönünden bu talep açısından bir inceleme yapılmak üzere bozma kararı verilmesi" gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 25.02.2026 tarih ve 8678-3781 ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Cumhuriyet savcısının istemi dikkate alınmaksızın, yalnızca sanıklar müdafiinin istemine istinaden yapılan inceleme sonucunda verilen istinaf isteminin esastan reddi kararındaki bu eksikliğin, bozma mı yoksa incelenmeksizin ikmali için iade kararı mı verilerek çözümleneceğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; sanıklar hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma ve 6545 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçlarından cezalandırılmaları talebiyle 23.05.2017 tarihli ve 19573-4585 sayılı iddianamenin düzenlendiği, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, sanıkların 6545 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçundan beraatlerine ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkûmiyetlerine karar verildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin o yer Cumhuriyet savcısı tarafından teşdiden uygulama yapılması, sanıklar müdafiince ise beraat kararı verilmesi talebiyle istinaf edildiği, istinaf taleplerini inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından 07.04.2021 tarihli ve 1556-820 sayılı kararla; her iki sanık hakkında ayrı ayrı müdafiin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, bu kararın da sanıklar müdafiince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 27.10.2025 tarih ve 31659-24978 sayı ile dava dosyasının o yer Cumhuriyet savcısının talebi hakkında istinaf incelemesi yapılmak üzere incelenmeksizin iadesine karar verildiği anlaşılmıştır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359 sayılı, 31.05.2023 tarihli ve 315-322 sayılı, 05.07.2022 tarihli ve 359-528 sayılı, 16.10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı, 05.11.2025 tarihli ve 96-455 sayılı, 01.04.2026 tarihli ve 298-196 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere; 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No.lu Protokol'de yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK madde 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekteyken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK madde 288/1, 294/2), hukuka aykırılık ise aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. Yargılama makamlarının verdikleri kararlarda bir aykırılık veya yanılma olması durumunda bu hataları giderme yetkisi kanun yolu adı verilen denetim ile sadece yargılama makamları tarafından yapılabilir. Kanun yolu, aykırılıkları gidermek ve isabetli karar verilmesini sağlamak bakımından, sanık için olduğu kadar toplum için de büyük bir teminat olduğundan, bir insan hakkıdır (Feridun Yenisey - Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2017, s. 859, 860.). (CGK 08.04.20 26... /10-218 sayı) Temyiz yargılaması, usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davası üzerine icra olunur ve yargılama sonunda hukuki sorun; tarafların tamamı hakkında, bir seferde, def'aten ve nihai olarak çözülür. Zira, hukuk istikrar ve güvenliği, öngörülebilirlik ve yargı mercilerinin itibarı, aynı olaya ilişkin çelişkili kararlar vermemekle de doğrudan ilgilidir. Bu nedenle temyiz kanun yoluna başvuru hakkı bulunanların tamamının, kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmelerinin sağlanması kanuni bir zorunluluktur. (CMK madde 35) (CGK 12.12.1994 tarih ve 317-3 38... .6.1997 tarih ve 195-1 85... .05.2026 tarih ve 2026/91-326 sayı) Müddeti içinde verilen temyiz istidası hükmün katileşmesine mani olacaktır. Hükmün kesinleşmesi için, kanun yoluna gidilmemesi veya gidilip geri alınması veya temyiz isteğinin ister usulden, ister esastan reddedilmesi gerekir. Cumhuriyet savcısı (veya katılanlar) hükmü sanık aleyhine temyiz etmekle hükmün kesinleşmesini önlerler. Bir sanık hakkında bir suçtan verilen hüküm bir bütün teşkil eder, bir noktadan kanun yoluna gidildi veya bozuldu ise o hâlde öteki noktalar kesinleşti demeye yani kısmi kesinleşmeye olanak yoktur. Böylece kesinleşen kısım olmayınca olağanüstü yasal yola da gidilemez (Kunter No:514, s.737) Hâl böyle olunca, hata sonucu görülüp incelenmeyen itirazların da incelenmesi gerekir (CGK15.10.19 84... -820 sayı ). Temyiz kanun yolu bakımından süregelen müstekar ilkelerin istinaf incelemesi için de geçerli olduğunu söylemek gerekir. Cumhuriyet savcılarının, ceza soruşturması ile başlayıp (CMK madde 160-170), yargılamaya katılmak (CMK madde 188), kanun yollarına müracaat etmek (CMK madde 260,265) ve kanun yolu sürecine dahil olmak (CMK madde 297) suretiyle, ceza yargılamasının aktif bir sujesi rolünü üstendiklerinde şüphe yoktur. Esasen verilecek her karar öncesinde görüşü zorunlu bir şart olarak ön görülen (CMK madde 33) Cumhuriyet savcılarının, ceza yargılama sistemindeki özgün konumları itibarıyla kanun yolu taleplerinin mutlaka değerlendirilmesi gerekeceği de tartışmadan varestedir. O halde, Bölge adliye mahkemesince, Cumhuriyet savcısının istinaf talebi dikkate alınmaksızın, sanıklar müdafiinin istemi ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda verilen, "istinaf isteminin esastan reddi" kararındaki bu eksikliğin ikmali hangi suretle yapılmalıdır? Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 205-542 sayılı kararına göre, bu durumda Özel Dairenin, Bölge adliye mahkemesince verilen kararı bozması gerekir. Ancak şu nedenlerle bu görüşten rücu edilmiştir: 1. Yargıtay, temyiz edilen hükmü başvuruda gösterilen hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma kararı, hukuka aykırılık nedeniyle bölge adliye mahkemesinin son kararının kaldırılmasıdır (Fidan Balcı/Seyithan Öztürk, Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 462). Ancak Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulmasıyla ilk derece mahkemesi tarafından kurulan ilk hükmün de bozulduğu kabul edilmelidir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı tek başına infaz yeteneği bulunan ve hukuk düzeninde sonuç doğuran bir hüküm değildir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, ilk derece mahkemesince verilen hükme sıkı sıkıya bağlı olduğundan Yargıtay incelemesi sonucu verilen bozma kararıyla ilk derece mahkemesi hükmü de tamamen ortadan kalkar. Bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, bozma üzerine bölge adliye mahkemesince CMK'nın 2 30... . maddeleri uyarınca, aynı Kanun'un 223. maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır.(CGK'nın 27.03.2024 tarihli ve 357-144; 28.02.2024 tarihli ve 500-104; 16.04.2025 tarihli ve 310-162 sayılı kararları vb.) 2. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 22.01.2025 tarihli ve 205-36, 25.06.2025 tarihli ve 327-299, 02.07.2025 tarihli ve 237-3 18... .09.2025 tarihli ve 436-323 sayılı ilamları ile diğer müstakar karalarında belirtildiği üzere; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından verilen kararın, istinaf aşamasında yapılan ve sonuca etkisi netameli olan usuli noksanlıktan dolayı bozulması hâlinde dahi, hem (derecatta hukuka aykırılık saptaması bulunmayan) ilk derece mahkemesince verilen hükmün hem de bölge adliye mahkemesi ceza dairesince tesis edilen kararın ortadan kalkması (CGK'nın 27.03.2024 tarihli ve 357-144; 28.02.2024 tarihli ve 500-104; 16.04.2025 tarihli ve 310-162 sayılı kararları vb.) nedeniyle, dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekecektir. (CMK madde 304/2-a) 3. Oysa ilk derece mahkemesince müsnet suçlarla ilgili yargılama yapılarak bir hüküm kurulmuş, iş bu hükümlerin istinafı üzerine Bölge adliye mahkemesi istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir. Bu haliyle ilk derece mahkemesi hükmü, varlığını muhafaza etmektedir. Temyiz incelemesine engel olarak görülen noksan; ilk derece yargılaması, hükmü ya da dosyanın Bölge adliye mahkemesine nakli aşamasına taalluk eden bir durum değil, doğrudan Bölge adliye mahkemesinin muhakeme işlemine dair bir kanuna aykırılıktır. İlk derece mahkemesince verilen hüküm, CMK'nın 280/1-(e) ve (f) bentleri ile ihtimale göre (g) bendi kapsamında bozulup ortadan kaldırılmadıkça esas itibarıyla yargılama mahkemesince verilen ve temyizin konusunu oluşturacak olan temel karardır. Taraflar açısından belli teminatlar da içermesi mümkün bu hükmün, sırf Bölge adliye mahkemesinin muhakeme işlemindeki noksanlık nedeniyle bozulması üçlü yargılama sistemi bakımından ciddi sorunlar oluşturabilir. 4. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle/makul sürede sonuçlandırılması yargının anayasal görevidir (Anayasa madde 141/son ve İHAS madde 6). (CGK 17.06.20 26... /215-381 sayı) Sorunun bozma kararı ile çözülmesi anayasanın açık emri bakımından da esaslı problemlere kapı aralar. 5. Nihayet esas itibarıyla ihtilaf konusu noksanlık, kararı temyize getiren, temyiz davasını açan sanıklar (müdafii) açısından spesifik bir bozma nedeni (CMK madde 289 ya da 301, 302/2) de değildir. Şu hale göre, Bölge adliye mahkemesince, Cumhuriyet savcısı (ya da istinaf hak ve yetkisi bulunanlardan birisinin) istinaf talebi değerlendirilmeden verilen "istinaf isteminin esastan reddi" kararındaki bu eksikliğin; Özel Daireler tarafından bozma değil, Bölge adliye mahkemesine tevdii kararı verilmek suretiyle ikmal edilmesi gerekir.Bölge adliye mahkemesinin muhtemel çelişkili karar verme riskinin de CMK'nın 308/A maddesinin sağladığı imkanlar kullanılarak bertaraf edilmesi düşünülmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetlerine, hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.01.2018 tarihli ve 357-4585 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı sanıklar müdafiinin talebine hasren inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 07.04.2021 tarihli ve 1556-820 sayılı karar ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 27.10.2025 tarih ve 31659-24978 sayı ile; "o yer Cumhuriyet savcısının talebi hakkında istinaf incelemesi yapılmak üzere dava dosyasının, tebliğnameye aykırı olarak incelenmeksizin iadesine" karar verdiği anlaşılan olayda: Cumhuriyet savcısının istinaf talebi değerlendirilmeden verilen "istinaf isteminin esastan reddi" kararındaki bu eksikliğin ikmali için dosyanın Bölge adliye mahkemesine tevdiine karar veren Özel Daire kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2026/284, K. 2026/382, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2026-284-e-2026-382-k-9f0f80431fed