Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/6413 E. 2026/11528 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2026/6413
Karar No
2026/11528
Karar Tarihi

HAKİMLİĞİ : Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/6036 Değişik İş SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Şüpheliler hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mercii kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2026 tarihli ve KYB-2026/43451 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "... 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, ... ile ... ve ...'nın aralarında öncesine dayalı husumetlerinin bulunduğu, olay tarihinde de ... ve ...'nın yanlarında ...'in tanımadığını beyan ettiği diğer kişiler ile yaşanan kavgada bir tarafta ..., 'nın eşi ... ve ...'nın kardeşi ..., diğer tarafta ise ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olacak şekilde öncelikle ...'in, karşı tarafa hakaret ettiği ve devamında da birbirlerini darp ettikleri gerekçesi ile yürütülen soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Bahse konu kavga olayında ...'in 11.08.2023 tarihinde ... Üniversitesi hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda kolda, omuzda ve yüzde abrozyon ve ekimoz olduğunun, raporun geçici olduğunun belirtildiği, ...'in 11.08.2023 tarihinde ... Üniversitesi hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda zigatonik kemik üzerinde ve dizde abrozyon olduğunun, raporun geçici olduğunun belirtildiği, ... 'in 11.08.2023 tarihinde ... Üniversitesi hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda nazal kemikte abrozyon ve kırık olduğunun, raporun geçici olduğunun belirtildiği, ...'ın 11.08.2023 tarihinde ... Devlet Hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda boyunda 7 cm abrozyon olduğunun, raporun geçici olduğunun belirtildiği, ...'nın 12.08.2023 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda kızarıklık ve abrazyon olduğunun, raporun geçici olduğunun belirtildiği, ...'nın 12.08.2023 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda yüz ve boyun bölgesinde abrozyon ve yüzeysel kesi olduğunun ve raporun geçici olduğunun belirtildiği, ...'ın 12.08.2023 tarihinde ... Hastanesi tarafından adli muayene raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda kulak arkasında hassasiyet olduğunun, raporun kati rapor olduğunun belirtildiği, dosya kapsamında geçici raporlar katileştirilmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan kararın gerekçesinin yapılan incelemesinde bahse konu raporların olaydan sonra alınmasına itibar edilmediği bildirilmiş ise de, bahse konu kavga olayının 11.08.2023 tarihinde gece 21:45 sıralarında gerçekleştiği, raporların ise en geç olaydan sonraki gün temin edildiği, kaldı ki raporların yapılan incelenmesinde, yaralamaların bir kısımlarının ise kemik kırığı ve kesi oluşacak nitelikte olduğu, bu tür yaralamaların kişinin kendisi tarafından yapılmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, çok taraflı kavga olayının olması ve beyanların birbirlerine yakın ya da benzer nitelikte olması nedeniyle gerektiğinde savunmaları bizzat Cumhuriyet Savcısı almak suretiyle olayın aydınlatılmasının sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun’un 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", aynı maddenin 2. fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde; "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler", aynı Kanun'un 172/1. maddesinde ise; "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, 5271 sayılı Kanun'un “Soruşturma” başlıklı ikinci kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172/3. maddesinde; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; aralarında önceye dayalı husumet bulunan iki grup arasında çıkan kavga sırasında gerçekleştiği iddia edilen kasten yaralama ve hakaret suçları nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında, şikayetçilerin suç tarihi ve bir gün sonrasında beyanlarını doğrular nitelikte geçici adli muayene raporlarının dosyada bulunması karşısında, olaya ilişkin tanıkların bulunup bulunmadığına dair araştırma yapılmadan, kesin adli muayene raporları temin edilmeden, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.10.2024 tarihli ve 2024/6036 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesine göre, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/6413, K. 2026/11528, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2026-6413-e-2026-11528-k-c163958f3db2