Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/5752 E. 2026/5317 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2025/5752
Karar No
2026/5317
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/1049 Değişik İş SUÇ : Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.08.2024 tarihli ve 2024/9310 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.11.2024 tarihli ve 2024/1049 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.11.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2025/682 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134689 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134689 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayetinde, şüpheli ...'i uzunca süredir tanıdığı, anılan şüphelinin daha önceden tanıdığı diğer şüpheliler ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek şüpheli ...'i müştekinin satışa çıkarmış olduğu taşınmazı satın alacak kişi olarak tanıştırdıkları, müştekininde buna inanarak şüpheli ... ile iletişime geçtiği, şüpheli ...'in samimi ilişkilerde bulunarak müştekiyi gezmeye götürdüğü, burada müştekinin kucağına uzanarak farklı görüntüler verdiği, bu görüntülerinde şüpheliler tarafından kaydedildiği, müştekiye bu görüntüler vasıtasıyla şantaj yapmaya başladıkları, şüpheli ...'ın polis olması nedeniyle müştekinin kendisine güvenerek olayı anlattığı, şüpheli ...'ın diğer şüpheliler ile birlikte hareket etmesi nedeni ile olayı emniyete intikal ettirmek yerine şüpheliler ile görüştüğünü söyleyerek her defasında müştekiden farklı miktarda para talebinde bulunduğu, müştekinin de bu parayı çekerek şüpheli ...'a teslim ettiği, ...'ın paranın bir kısmını şüpheli ...'a ait hesaba gönderdiği, ...'ın da bir kısmını ...'ın banka hesabına aktardığını iddia ettiği olayda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/08/2024 tarihli karar ile hile unsurunun olayda gerçekleşmediğinden bahisle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Müştekinin yaşı ve hastalıkları, hts kayıtlarındaki şüpheliler arasındaki görüşme trafiği, banka hareketleri ile mevcut delillerin kamu davasının açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile suç tarihinde polis memuru olarak görev yapan şüpheli ...'in uzun süredir tanıştıklarının, aralarındaki güven ilişkisine istinaden şüphelinin şikâyetçiye ait gayrimenkullerin satış ve kiralanmasına yardımcı olduğunun, şüphelinin diğer şüpheliler ile iştirak halinde hareket ederek, şüpheli ...'ü şikâyetçiye satılık evi için müşteri olduğu bahanesiyle tanıştırdığının, devamında bu şüpheli ile şikâyetçi arasında meydana gelen yakınlaşmanın görüntülerinin kaydedildiğinin ve şüphelilerce şikâyetçiden görüntülerin yayılmaması için para talep edildiğinin, diğer şüphelilerle şerik olduğundan habersiz şikâyetçinin şüpheli ...'den bu hususta yardım istediğinin, şüphelinin de farklı zamanlarda çeşitli bahanelerle görüntüleri elinde bulunduran kişilere vereceğinden bahisle para aldığının, şüphelilerin temin edilen parayı paylaştıklarının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; her ne kadar Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheliler hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan, "...fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden şüphelilerin şüpheli ...'i ayarlayarak müştekiye yakınlık göstermesini sağlamaları ve buna ilişkin özel anları görüntülü bir şekilde kaydederek ardından şüpheliye şantajda bulunmaları ve müştekinin de şüpheli ...'a güvenmesi nedeniyle dediklerinin yapması şeklinde gelişen olayda ...'ın müştekiye yalan söylemesinin ustaca sergilenmiş bir hile olmadığı, müştekinin kolluğa müracaat etmesi gerektiğini bildiği, ...'nın da polis olması nedeniyle hiçbir kolluk görevlisinin yasal yollar dışında başkaca bir eylemde bulunmasına sevk edemeyeceğini bilecek durumda olması, müştekinin şüpheli ...'nın beyanlarının doğruluğunun inceleme olanağının mevcut olduğu ayrıca müştekinin zor durumda olduğu veya algılama yeteneğinin yeterince gelişmediğine dair de herhangi bir delil bulunamadığı kanaatiyle somut olayda TCK'da düzenlenen dolandırıcılık suçunun unsurlarından hile unsurunun oluşmadığı..." gerekçesiyle 25.08.2024 tarihli ve 2024/9310 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmiş ve aynı eylem nedeniyle, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.09.2024 tarihli ve 2024/9310 Soruşturma, 2024/10196 Esas sayılı iddianamesine istinaden "şantaj" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış, UYAP üzerinden yapılan incelemede bu dosyanın halen Denizli 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2024/652 Esas sırasında derdest olduğu anlaşılmış ise de; 5271 sayılı Kanun'un 174/2. maddesi uyarınca, iddianamede suçun hukuki nitelendirilmesinin Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacağının hükme bağlandığı, buna karşılık yargılama sırasında Hakimin, 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi doğrultusunda iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında bir karar vermesinin gerekeceği, bu anlamda Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı anlaşılmakla; dosya kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda, şüpheliler hakkında üzerilerine atılı "nitelikli dolandırıcılık" suçu yönünden de kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.11.2024 tarihli ve 2024/1049 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/5752, K. 2026/5317, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2025-5752-e-2026-5317-k-5b1aacb23477