Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/605 E. 2026/377 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/605
- Karar No
- 2026/377
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 527-1209
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.01.2018 tarihli ve 440-5 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 29.05.2018 tarih ve 527-1209 sayı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 11.04.2023 tarih ve 10464-2146 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 06.07.2023 tarih ve 55480 sayı ile; "...Sanığın temyiz aşamasında vermiş olduğu 28.03.2023 havale tarihli dilekçe ile tüm bildiklerini dilekçe içeriğinde dosdoğru anlattığını, bu kapsamda samimi beyanlarının etkin pişmanlık kapsamında ele alınmasını, hakkında lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ettiğini ve TCK'nın 221. madde hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmesi karşısında duruşmada hazır edilerek yeniden ayrıntılı şekilde beyanlarının alınması, verdiği bilgilerin doğruluk ve faydalılık durumlarının ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre hakkında TCK'nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılıp değerlendirilerek bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle eksik incelemeyle karar verildiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.10.2023 tarih ve 12613-7366 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verilen sanığın, temyiz incelemesi yapılmadan önce etkin pişmanlık hükmünden yararlanmak amacıyla ek dilekçe sunduğu dosyada, etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik inceleme ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Adıyaman ili ... ilçesi ... İlkokulunda öğretmen olarak görev yaparken FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 01.10.2016 tarihli ve 672 sayılı KHK ile görevinden ihraç edilmesi üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlandığı, Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda sanığın; ByLock programını kullandığı, örgütün ilçede düzenlenen istişare toplantılarına katıldığı, örgüt liderinin talimatından sonra Bank ...'ya para yatırıp katılım hesabı açtığı, örgüte müzahir ... Gazetesi'ne yirmi dokuz kişiyi abone yaptığı, örgütle iltisaklı ... Medya isimli şirkete 2015 yılı içinde değişik tarihlerde para gönderdiği, örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan ... Sen'e üye olduğu ve örgüt suçundan haklarında soruşturma başlatılan kişilerle telefon irtibatının bulunduğu gerekçesiyle anılan suçtan mahkûm edildiği, Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, Sanık müdafiince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından temyiz istemi esastan reddedilerek hükmün onandığı, Sanığın temyiz incelemesinden önce dosyaya gönderdiği 28.03.2023 havale tarihli dilekçesinde özetle; bu yapıyla 2010 yılında amcasının taziyesinde tanıştığını, 2010-2013 yılları arasında dinî sohbetlerine katıldığını, gazeteye abone yaptıklarını, kurban bağışladığını, din kisvesi altında kendisini kandırdıklarını, müslümanların kardeş olduğu düşüncesiyle sosyal ve kültürel faaliyetlerine katıldığını, dershanelerin kapatılacağının ortaya çıkması üzerine gerçek yüzlerini gösterdiklerini, sohbetlerde dile getirdikleri siyasi konulardan dolayı onlarla çok ciddi bir şekilde tartıştığını, zira ailesinden iktidar partisinde siyaset yapan kişilerin olduğunu, akrabası olan belediye başkanının bu yapı tarafından kullanılan hizmet binasını geri aldığını, örgütün ilçe sorumlusu ... B.'nin; "Amcan bunu yapıyor ve senin sesin çıkmıyor, hepiniz bu enkazın altında kalırsınız." diyerek kendisini tehdit ettiğini, böylece her türlü kılığa bürünerek insanların dinî duygularını sömürdüklerini anladığını, akabinde ailesiyle savaşa girdiklerini, 2014 yılından sonra ailesindeki siyasetçilerin bu yapıya ait ilçedeki kurumlara el koyması nedeniyle iftira atılmaya başlandığını, memuriyete girdiği ilk günden itibaren üyesi olduğu ...'den ilçe temsilcileriyle yaşadığı bireysel bir husumetten dolayı ayrıldığını, bir müddet sonra okula gelen ve kendilerini dindar olarak tanıtan birkaç kişinin ısrar edip kendisini ... Sen'e üye yaptıklarını, Cumhurbaşkanının bu sendikanın terk edilmesi gerektiği yönündeki söylemi üzerine istifa edip tekrar ...'e üye olduğunu, bu konudan dolayı da kendisini tehdit etmeye devam ettiklerini, istifa dilekçesini bile sekiz ay sonra işleme koyduklarını, gazete aboneliğini iptal etmesi ve kurban bağışı vermemesi üzerine bütün iplerin koptuğunu, maddi durumu iyi olmadığı için okuma salonunun kursuna gönderdiği kızının kullandığı ve kendisinin adına kayıtlı hattın takılı olduğu cep telefonuna ... Hoca diye tanıdığı ... S.'nin dinî bilgiler olduğunu söyleyerek ByLock programını kurduğunu, böylece kumpasın amacına ulaştığını, ... Ç. mahkemede dinlenmiş olsaydı bu durumun açıklığa kavuşacağını, kendisinin android özellikli cep telefonu kullanmasının 2016 yılından sonra olduğunu, bir kooperatife girmek amacıyla aracını sattıktan sonra elinde kalan 20.000 TL'yi dinî hassasiyetinden dolayı faizsiz olduğu için Bank ...'ya yatırdığını, örgüt liderinin talimatını duyunca da parasını çektiğini, 17-25 Aralık sürecinden önce bu yapıyı milli ve manevi değerler için hizmet eden bir yapı olarak düşündüğünü, devlete kumpas kurduklarını anlayınca hiçbir ilişkisinin kalmadığını, bunların gerçek yüzünü göremediği için pişman olduğunu, bu samimi anlatımlarının etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesini talep ettiğini belirttiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraznamesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece; "Sanığın 28.03.2023 tarihli dilekçesinin yeniden etkin pişmanlıkta bulunma talebini içermeyip yargılama sürecindeki savunmalarının tekrarı niteliğinde olmasına ve temyiz aşamasında gelen, sanığın örgütün operasyonel faaliyetlerinden sonra da örgütle irtibatını devam ettirdiğine yönelik tespitleri muhtevi tanıklar M. K. ve Y. Z.'nin beyanlarına göre Daire ilamında düzeltilmesi gereken bir husus bulunmadığı," gerekçesiyle itirazın yerinde görülmediği, Anlaşılmıştır. Sanık aşamalarda benzer şekilde; ByLock programını kullanmadığını, tam olarak hatırlayamadığı 0 535 ile başlayan bir telefon hattının olduğunu, bu hattını genelde eşi ve kızıyla birlikte kullandığını, 0 553 ... .. 89 numaralı hattı ise iki yıldır kullandığını, bu hattın takılı olduğu Samsung marka Grand Maxi model cep telefonunun üç gün önce tazyikli su değmesi nedeniyle kırıldığını, bu nedenle telefon cihazını değiştirdiğini, 17-25 Aralık sürecinden önce sivil toplum örgütü ve cemaat olarak bildiği bu yapının halka açık yerlerde düzenlediği mevlit veya aşure gibi toplu programlarına dinî duygularla gittiğini ancak özel sohbet toplantılarına katılmadığını, bu süreçten sonra ise irtibatını tamamen kestiğini, 2005-2013 yılları arasında ... üyesi olduğunu, bazı şahıslarla ters düştüğünü ve duygusal bir tepkiyle istifa ettiğini, daha sonra ... Sen'e üyelik başvurusu yaptığını, üyeliğinin ne ... başladığını tam olarak bilmediğini, bu sendikanın hiçbir faaliyetine ve toplantısına katılmadığını, 17-25 Aralık sürecinde yaşananlara bir tepki olarak üyeliğinin iptal edilmesi için 11.06.2014 tarihinde dilekçe verdiğini, bu dilekçenin MEBSİS kayıtlarında mevcut olduğunu, tekrar eski sendikası ...'e üyelik müracaatı yaptığını, 2014 yılının Ocak ayında aracını 30.000 TL'ye sattığını, eline geçen bu paranın 20.000 TL'sini aynı gün hesap açtırıp Bank ...'ya yatırdığını, herhangi bir talimat üzerine hareket etmediğini, amacının kâr payı almak olduğunu, Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine iki ay sonra parasını çekip hesabı kapattırdığını, 17-25 Aralık sürecinden önce sınavlara hazırlanan kardeşinin ısrarı üzerine deneme sınavlarını alabilmek amacıyla 1-2 yıl kadar ... Gazetesi'ne abone olduğunu, ayrıca ... gazetesi ile ... ve ... isimli dergilere aboneliğinin de bulunduğunu, abonelik ücretini...Bankasındaki hesabından zamana yayarak ödediğini, bu nedenle 2015 yılına sarkmış olabileceğini, oysaki tüm aboneliklerini 17-25 Aralık sürecinden sonra sonlandırdığını, buna rağmen ödeme makbuzu gönderdiklerini, niye makbuz gönderdiklerini sorduğundaysa yıllık aboneliğinin bitmediğini veya hesaptan kesildiğini söylediklerini, hesap ekstrelerini kontrol etme alışkanlığı olmadığı için bahsi geçen ödemelerin yapıldığından haberinin olmadığını, söz konusu süreçte çevresindeki tanıdıklarının bile aboneliklerini iptal etmelerine vesile olduğunu, 29 kişiyi ... Gazetesi'ne abone yaptığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, buna ilişkin listedeki kişileri tanımadığını, on kişilik bir grup bulması hâlinde denemelerin ücretsiz olacağına dair bir kampanya yapılmış veya ihtiyacı olan birilerine denemelerin verilmiş olabileceğini, bu nedenle referans sahibi olarak gözükmesinin mümkün olduğunu düşündüğünü, 2012 ya da 2013 yılında ... Dershanesi'nden arayıp kurban keseceklerini ve ücreti karşılığında hisse vereceklerini söylemeleri üzerine maddi durumu o esnada müsait olmadığı için taksit imkânı sağlamaları nedeniyle vekâlet vererek kurbanını kestirdiğini, bu nedenle söz konusu listede ismi geçen kişinin kendisi olduğunu, bu iş için arayan kişinin kim olduğunu bilmediğini, siyasetle ilgilenen geniş bir aileye mensup olduğu için tanımadığı insanların bile aradığını, HTS kayıtlarındaki aramaların birçoğunun bundan dolayı gerçekleştiğini, bazılarının ise müdür yardımcısı olduğu için irtibat kurduğu kırtasiyecilerle veya meslektaşlarıyla yaptığı telefon konuşmaları olduğunu, 17-25 Aralık sürecinden sonraki duruşu nedeniyle bu yapı tarafından cephe alındığını, bunda belediye başkanı seçilen amcasını desteklemekteki tavrının da etkili olduğunu, kendisine iftira atıldığını ve kumpas kurulduğunu, bu yapıyla hiçbir organik bağının bulunmadığını, örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmediğini, 11.12.2017 tarihli dilekçesinde ve İlk Derece Mahkemesindeki savunmasında ayrıca; gerek emniyette gerekse savcılıkta 0 553 ... .. 89 numaralı hattından ByLock kullandığının söylenmesi üzerine kendinden emin olduğu için daha önceki ifadelerinde bu yöndeki suçlamayı kabul etmediğini, iddianamede ise 0 535 ... .. 23 numaralı hattından bu programı kullandığının belirtildiğini görünce bu ek açıklamaları yapma ihtiyacı hissettiğini, 2015 yılının Ekim veya Kasım ayında teknoloji meraklısı kızının 0 535 ... .. 23 numaralı hattının takılı olduğu cep telefonunu akşam çantasında unutarak okuluna götürdüğünü, aradığında kızının telefonun yanında olduğunu ve arkadaşlarıyla ... Dershanesi'ne deneme sınavına gittiklerini söylediğini, bunun üzerine gelip alacağını belirttiğini, dershaneye gittiğinde ... Hoca diye tanıdığı ve iddianamenin ulaşmasından sonra yaptığı araştırmalar sonucunda isminin ... S. olduğunu öğrendiği şahısla koridorda karşılaştığını, bu kişinin 17-25 Aralık'tan sonra hiç görünmediğini, kendisine ve ailesine karşı saygı duyduklarını söylediğini, kendisinin de hükûmetin yanında durduğunu belirtiğini, bunun üzerine "Bari manevi yönden insanı geliştirecek ayet, hadis ve dinî konulara ilişkin program var, telefonunu ver, yükleyeyim." dediğini, işlerinin yoğunluğu nedeniyle bakmak için zamanının olmadığını söylemişse de eşinin okuyup faydalanacağından bahsederek ısrar ettiğini, dinî konularla ilgili olduğu için reddedemediğini, akabinde 0 535'li hattın takılı olduğu telefonuna bahsettiği program olan ...'ı yüklediğini ve WhatsApp gibi kullanıcı adının ve şifresinin olduğunu söyleyip bir kâğıda yazarak verdiğini, ... S.'nin ilk birkaç günde ayet ve hadis içeren mesajlar gönderdiğini, bu program üzerinden hiç kimseye mesaj göndermediğini, telefonunun kızının elinden düşmediğini ve akşam gelince hep kızında olduğunu, bir gün kızının; "Baba sana ... Hoca sürekli mesaj atıyor, ben de fazla anlamıyorum, ya siliyorum ya da kapatıyorum." dediğini, ilk zamanlarda gönderdiği mesajları bildiği için bir şey demediğini, dershanelerin ve okuma salonlarının kapatılması süreci hızlanınca bu yapı mensuplarıyla olan mücadelesinin şiddetlendiğini, ilk işinin bu programı telefonundan silmek olduğunu, zira bu yapıya olan güveninin tamamen bittiğini, ailesine ve kendisine karşı olan nefretin bu şekilde komplo kurarak intikam almaya dönüştüğünü, tutuklanmasından çok önceki bir vakitte ... S.'nin; "... gittiği her yerde bize iftira atıyor, bizi eleştiriyor, onlara inanmayın diyormuş. Ben ona ve ailesine ne yapacağımı biliyorum." dediğini kendisine ...'da okuma salonunun sorumlusu olan ... Ç.'nin söylediğini, bu kişinin tanık olarak dinlenmesini talep ettiğini, iyi niyetinin istemeyerek de olsa bazı hatalar yaptırmış olabileceğini, bu nedenle pişman olduğunu, bütün bildiklerini samimi olarak anlattığını savunmuş; gerek HTS kayıtlarından telefon irtibatı bulunduğu tespit edilen aynı suçtan şüpheli şahısların gerekse kurban kesimine ait listedeki diğer hisse sahiplerinin kimler olduklarının sorulması üzerine bir kısmını tanımadığını belirtmiş, diğer bir kısmını ise öğretmen oldukları için tanıdığını söylemekle birlikte bu kişilerin örgütsel faaliyetlerinin bulunup bulunmadığıyla ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için TCK'nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığa ilişkin hükümlere değinmekte yarar bulunmaktadır. Terör örgütlerinin insan kaynağının kurutulması, alınabilecek diğer tedbirlerle birlikte bu örgütlerin etkisizleştirilip ortadan kaldırılmaları, geçmişte meydana gelen terör eylemlerinin aydınlatılması, gelecekte işleyebilecekleri suçların engellenmesi ve terör örgütüne üye olanların tekrar topluma kazandırılması amacı taşıyan etkin pişmanlık; TCK'nın 221. maddesinde; "(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. (5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir. (6) (Ek: 6.12.2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir. Kurumun uygulama alanıyla ilgili gerekli açıklamayı içeren madde gerekçesi ise şu şekildedir: "Madde metninde, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu amaçla kurulmuş örgüte üye olmak suçları ile ilgili olarak etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, örgüt kurucu veya yöneticileri ile ilgili etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek dolayısıyla haklarında soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç ilenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kişiler hakkında cezaya hükmolunmaz. İkinci fıkrada, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olan kişilerle ilgili etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Örgütün üyesinin, etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilmesi için, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olması ve ayırca, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi gerekir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmayacaktır. Bu koşullar gerçekleştirten sonra, kişi hakkında örgüt üyesi olmaktan dolayı soruşturma başlatılmış olması veya örgütün faaliyeti çerçevesinde başkaları tarafından suç işlemiş olmasının, etkin pişmanlık yararlanma açısından bir önemi bulunmamaktadır. Üçüncü fıkrada ise, yakalanan örgüt üyesi ile ilgili etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Yakalanmış olmasına rağmen, bu fıkrada belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde örgüt üyesi cezalandırılmayacaktır. Bu şartlardan birisi, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suç işlenişine iştirak etmemiş olmak; diğeri ise, örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi veriş olmaktır. Verilen bilginin, örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli olup olmadığını takdir yetkisi mahkemeye aittir. Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmamakla birlikte, örgütün ulaştığı yapılanma itibariyle dağılmasını sağlama imkanından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatları taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir. Buna göre, suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkı örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmayacaktır. Kurucu, yönetici veya üyenin, örgüt yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgileri yakalandıktan sora vermesi halinde, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı hakkında verilecek cezada belli oranda indirim yapılması kabul edilmiştir. Etkin pişmanlıktan yararlanarak serbest bırakılan kişiler açısından güvenlik ve topluma uyum sorunu yaşandığı bilinmektedir. Bu nedenle, etkin pişmanlıktan yararlanana kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilir. Bu bir yıllık süre, kişinin serbest bırakıldığı andan itibaren işlemeye başlar. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması açısından, etkin pişmanlık nedeniyle kişi hakkında cezaya hükmolunmaması ile indirilmiş cezaya hükmolunması arasında bir fark gözetilmemiştir. Uygulanmasına başlanan denetimli serbestlik tedbirinin süresi hakim kararıyla uzatılabilecektir. Ancak süre üç yıldan fazla olamaz." 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'la madde metnine eklenen altıncı fıkranın gerekçesi de şöyledir: "5237 sayılı Kanunun 221'inci maddesi bir fıkra eklenmek suretiyle örgütlü suçlulukta, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya sınırlama getirilmiştir." (İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, s. 34-35.). Hukuki niteliği itibarıyla cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerden olan etkin pişmanlık, doktrinde, gönüllü vazgeçmenin tamamlanmış suçlardaki görünüm şekli (Koca-Üzülmez, Genel Hükümler, s. 385.), suçun bütün unsurları ile tamamlanmasından sonra failin bazı pişmanlık gösteren hareketler yapması durumunda, bu hareketler dolayısıyla faile ceza verilmemesini veya cezasında indirim yapılmasını ifade eden kurum (Hakeri, Ceza Hukuku, s. 452.) olarak tanımlanmaktadır. Bu hâliyle gönüllülük esasına dayanan ve etkin bir pişmanlık gerektiren kurumla, suçun bütün unsurları ile tamamlanmasından sonra faile gerçekleştirilen/gerçekleştirdiği haksızlığın sonuçlarını mümkün mertebe gidermeye çalışmasına imkân verilmektedir. Etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak yeniden topluma kazandırmaktır. Bu husus Genel Kurulun 08.04.2008 tarihli ve 18-78 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir: "Terör örgütlerinin insan kaynağının kurutulabilmesi, alınabilecek diğer tedbirlerle birlikte bu örgütlerin etkisizleştirilip ortadan kaldırılmaları, geçmişte meydana gelen terör eylemlerinin aydınlatılabilmesi, gelecekte işleyebilecekleri suçların engellenmesi ve terör örgütüne üye olanların tekrar topluma kazandırılabilmeleri bakımından 05.06.1985 tarih, 3216 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Yasa kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. Bu Yasanın 2 yıllık yürürlük süresinin bitmesi üzerine aynı amaçlara yönelik olarak 25.03.1988 tarihli ve 3419 sayılı Yasa çıkarılmış, Yasanın 1. maddesi süreli, diğer maddeleri ise süresiz olarak yürürlüğe girmiştir. Anılan 1. maddenin sona eren yürürlük süresi ... içinde 3618, 3853, 4085, 4450, 4537 sayılı Yasalarla uzatılmış ve beklenen amaca ulaşmaması nedeniyle bu kez 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe konulmuştur." Yargısal uygulamalar ve doktrindeki görüşler dikkate alındığında etkin pişmanlık düzenlemesi yapan mevzuatın, bir af kanunu olmayıp terör örgütü mensubu sanıkların topluma kazandırılabilmesinin yanında esasen terör örgütlerinin insan kaynağının kurutulabilmesi, örgütün etkisizleştirilip ortadan kaldırılması ve işlenen suçların aydınlatılabilmesi amacına yönelik düzenlemeler olduğu görülmektedir. TCK'nın 221. maddesinde yapılan düzenleme ile daha önceki kanunlarda olduğu gibi süreli değil, belli süreye bağlı olmaksızın kalıcı bir uygulama imkânı getirilmiştir. Türk Ceza Kanunu'nun 314/4. maddesindeki atıf nedeniyle, anılan Kanun'un 220. maddesine bağlı olarak düzenlenen 221. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün, TCK'nın 314. maddesinde tanımlanan silahlı örgüt mensupları ile 3713 sayılı Kanun kapsamında kalan terör örgütleri bakımından da uygulanabileceğinde kuşku yoktur. Özel Daire ve Genel Kurulca benimsenen istikrar kazanmış uygulamaya göre etkin pişmanlık olarak değerlendirilebilen önceki ifadelerinden rücu eden örgüt mensupları hakkında TCK'nın 221. maddesinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için failin, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına, örgütün yapısına ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin elverişli bilgi vermesi gerekir. Bu bilginin elverişliliği; örgütün örgütlenme biçimi, failin örgüt yapılanmasındaki konumu ile örgütte geçirdiği süre ve katıldığı faaliyetler gibi kıstaslar göz önüne alınarak mahkemece takdir edilecektir. Tam bir gizlilik esasına ve hücre tipi yapılanmaya dayanan örgütlerde her örgüt mensubundan örgütü dağıtacak, yapılanma şemasını ortaya koyacak bilgiler vermesi beklenemez. Ancak, konumu gereği bilmesi beklenen bilgileri de samimi olarak ortaya koymalıdır. Her hâlükarda elverişli bilgi; örgütte zafiyet yaratacak, örgüte önemli boyutta zarar verecek, örgüt faaliyetlerini belli ölçüde sekteye uğratacak boyutta olmalıdır. Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği konusunda yeterli şüpheye ulaşsa dahi, cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlığın varlığı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir (CMK'nın 171/1. maddesi). Bu karara karşı itiraz kanun yoluna başvurulamaz. (CMK'nın 173/5. maddesi) Etkin pişmanlığın uygulanma koşulları şunlardır: I) Birinci fıkranın uygulanma şartları: a) Örgüt kurma ve yönetme suçu tamamlanmış olmalıdır. b) Örgütün amacı doğrultusunda henüz bir suç işlenmemiş olmalıdır. c) Örgüt kurma suçu ile ilgili henüz bir soruşturmaya başlanmamış olmalıdır. d) Örgüt kurucusu ya da yöneticisi örgütü dağıtmalı veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlamalıdır. e) Dağıtma veya bilgi verme bizzat örgüt kurucusu ya da yöneticisi tarafından yapılmalıdır. Bu şartlar gerçekleşmişse faile ceza verilemeyecektir. II) İkinci fıkranın uygulanma şartları: a) İşlenen suçun örgüt üyeliğinden ibaret olması, b) Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde amaç suç için elverişli bir suçun işlenişine iştirak etmemesi, c) Gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara iletmesi gerekmektedir. İlgili makam, adli makamlar olabileceği gibi soruşturma merciine haber vermekle yükümlü olan valilik veya kaymakamlık gibi idari makamlar da olabilir (CMK'nın 158/2. maddesi). Elçilik ya da konsolosluklar da olabilir (CMK'nın 158/3. maddesi). (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.04.2009 tarihli ve 223-87 sayılı kararı) Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde bir suçun işlenişine iştirak etmemesinden anlaşılması gereken nedir? Bu fıkranın uygulanabilmesi için örgüt mensubu hakkında suç soruşturmasının bulunmaması, bu kişinin suç işlediği yetkili mercilerce bilinmemesine rağmen örgüt üyesi olduğunu ve örgütten rızasıyla ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi gerekir. Bu kişilerin yasadan yararlanabilmesi için örgüt hakkında bilgi vermesi de zorunlu değildir. "Örgüt üyesi olup örgütten kendiliğinden ayrılarak teslim olan ve pişman olduğunu beyan eden ve buna göre de konumu 5237 sayılı TCK'nın 221/2. maddesi kapsamında bulunan sanığın, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenmesine iştirak edip etmediği İçişleri Bakanlığı’ndan da sorulup araştırılarak, 5237 sayılı TCK'nın 314. maddesinin 3.fıkrasının 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümleri bu suç açısından da aynen uygulanır' amir hükmü karşısında, örgüt kurma suçu kapsamında bulunan 5237 sayılı TCK'nın etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinde 765 sayılı TCK'nın 170. maddesinin uygulanabilmesi için aranan silahlı örgüt tarafından amaç suçun işlenmemiş ya da amaç suçun işlenilmesine kalkışılmamış olması gerektiğine ilişkin bir koşul öngörülmediği de gözetilmek suretiyle, sanığın hukuki durumunun sonucuna göre tayin ve takdir edilmesi gerekir." (Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19.12.2006 tarihli ve 2006/56 70... /7410 Karar sayılı kararı) Bu şartlar gerçekleştiğinde örgüt üyesi hakkında soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma safhasında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilecektir. III) Üçüncü fıkranın uygulanma şartları: a) Fail, örgüt üyesi olmalıdır. Kurucuya ve yöneticiye bu hak tanınmamıştır. b) TCK'nın 221/2. maddesinde olduğu gibi örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suça iştirak etmeden yakalanmış bulunmalıdır. c) Örgüt üyesi pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermelidir. Verdiği bilgi tek başına örgütü çökertecek nitelikte olmasa bile, zafiyete uğramasına ve önemli sayılabilecek miktarda üyesinin ya da silah veya malzemesinin ele geçirilmesini sağlaması gereklidir. Bu koşulların gerçekleşmesi cezasızlık sebebidir. IV) Dördüncü fıkranın uygulanma şartları: TCK'nın 221/4. fıkrası örgüt suçlarında etkin pişmanlığın en geniş şekilde uygulanma alanı bulduğu düzenlemedir. Söz konusu fıkrada iki tür pişmanlık hükmüne yer verilerek failin gönüllü teslim olduktan sonra bilgi vermesi cezayı ortadan kaldıran, yakalandıktan sonra bilgi vermesi ise cezayı azaltan sebep olarak kabul edilmiştir. a) Örgüt kurma, yönetme, üye olma, örgüt adına suç işleme veya örgüte yardım etme suçunun faili olmalıdır. b) Kişi gönüllü olarak teslim olmalıdır. Örgüt mensupları ile anlaşmazlığa düşmesi veya ailevi nedenlerden dolayı teslim olmasının önemi yoktur. Önemli olan, teslim olmanın iradi olması ve dış etkenlerin zorlamasıyla olmamasıdır. c) Failin, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi gerekir. Örgüt mensupları ve/veya işlediği suçlar hakkında bilgi vermelidir. Genel olarak örgütün yapısı, kurucusu, yöneticisi, örgütün büyüklüğü, amaçları, faaliyetleri, gelir kaynakları, varsa silahları gibi hususlarda bilgi verilmesi beklenir. Örgütün genişliği veya gizliliği nedeniyle bilgileri sınırlı ise verdiği bilgilerin samimiyeti çerçevesinde etkin pişmanlıktan yararlanabilir. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Hukukî süreç kısmında anlatıldığı şekilde aşamalardan geçen ve Özel Dairece hükmün onanmasına karar verilen dosyada; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.09.2022 tarihli ve 296-554 sayılı kararında da açıklandığı üzere; TCK'nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden hüküm kesinleşinceye kadar yararlanmanın mümkün olduğu dikkate alındığında, sanığın 28.03.2023 havale tarihli dilekçesi üzerine TCK'nın 221/4. maddesindeki düzenlemeye göre ayrıntılı beyanlarının alınması, doğruluğunun ilgili kurumlardan teyit edilmesi suretiyle hukuki durumunun yeniden değerlendirilebilmesi için hükmün bozulması gerekirken onanmasına karar verilmesinde isabet bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11.04.2023 tarihli ve 10464-2146 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen 29.05.2018 tarihli ve 527-1209 sayılı hükmün, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle BOZULMASINA, 4- Dosyanın, gereği için Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.