Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/44 E. 2026/386 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/44
- Karar No
- 2026/386
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 206-19
I. HUKUKİ SÜREÇ Kasten öldürme suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.01.2021 tarihli ve 206-19 sayılı hükmün, sanık müdafi ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 09.12.2022 tarih ve 831-1709 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.03.2025 tarih ve 2954-2487 sayı ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.09.2025 tarih ve 72373 sayı ile; "...Sanığın olay günü sabah saatlerinde, özel koruma ve şoför olarak yanında çalıştığı şahsa ait araç ile oturduğu yere gittiği, aracın ısınması için çalışır durumda bırakarak yakında bulunan diğer özel güvenlik görevlisi ve şoför ile patronunun evden çıkmasını beklediği esnada, çalıntı olduğu anlaşılan otomobil ile oraya gelen maktulün bulunduğu araçtan inerek, sanığın sorumluluğunda bulunan ve çalışır hâlde bekleyen aracı hareket ettirip çalarak kaçtığı, bunun üzerine sanığın, hakkında suça iştirakten beraat kararı verilen ... ile birlikte, O’nun yönetimindeki araca binerek, çalınmasına engel olmak amacıyla aracı takibe başladıkları, maktulün kullanımındaki araçla yan yana geldiklerinde, çalınan aracın sol tarafına kendi araçlarıyla durdurmak amacıyla yandan çarpmalarına rağmen maktülün durmayarak kaçmaya devam etmesi üzerine, sanığın üzerinde taşıdığı ruhsatlı silahını çekerek haksız bir olayı durdurmak amacıyla maktule doğru bir el ateş ettiği, kafasından yaralanan maktülün olay yerinde ölmesi şeklinde gerçekleşen olayda; İddianamede; 'gerçekleşen haksız bir fiili engellemek amacıyla atılı suçu işlediği, ancak maktulün ölmesi nedeniyle sınırı aştığı' belirtildiği, ilk derece mahkemesinin kabulü de bu yönde olduğu halde, tek bir atışla ölüme neden olan, öfke veya kin duygusunu tatmini ile sınırı aştığına ilişkin delil bulunmayan, savunması ve dosya kapsamına göre saldırının defedilmesi amacı taşıdığı anlaşılan sanık hakkında, meşru müdafaada sınırın, mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan dolayı aşıldığının kabulü yerine haksız tahrik altında suçu işlediği gerekçesiyle verilmiş olan mahkumiyet kararı hakkında istinaf ilamının bozulması yerine kararın onanması hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 03.12.2025 tarih ve 6777-8558 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; TCK'nın 27/2. maddesinde düzenlenen meşru savunmada sınırın aşılması şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 04.03.2019 tarihli raporuna göre; sol kulak sayvanı 2,5 cm üzerinde 1 cm çapında ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası, sol kulak 2 cm önünde çevresi ekimozlu iki adet 1 cm'lik laserasyon, sağ parietotemporal bölgede şişlik görülen maktulün, kafasına aldığı tek başına öldürücü nitelikte bulunan ve uzaktan atıldığı tespit edilen ateşli silah mermisi yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku hasarı sonucu öldüğü, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 21.06.2019 tarihli ek raporuna göre; maktule isabet eden kurşun nüvenin dış muayenede tarif edilen yerden girdiği, cilt, cilt altı yumuşak doku, kas dokuyu geçip sol temporal kemiği kırarak kafatası boşluğuna girdiği, soldan sağa, hafif aşağıdan yukarı ve hafif önden arkaya seyirle beyin dokusunu kat ederek, sağ paryetal kemik lateralinde kırık oluşturduğu ve bu bölgede kalarak trajesinin sonlandığı, 17.01.2019 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre; 34 .. ..89 plaka sayılı Cadillac Escalade marka aracın Fethiye caddesi girişinde önü kuzey doğu istikametine bakar vaziyette, Fethiye caddesi üzerinde 34 .. ..62 plaka sayılı Mercedes Sprinter marka servis aracının önündeki güney batı istikametinde her iki aracın kafa kafaya çarparak durdukları, araçların her ikisinin de ön kısımlarında hasar meydana geldiği, Cadillac marka aracın sol tarafında 34 .. ..61 plaka sayılı Renault Megane marka aracın yer aldığı, Cadillac marka aracın sol yanında yerde 2 adet 9 mm mermi kovanı görüldüğü, Cadillac marka aracın sol ön kapı camının kırık olduğu, cam parçalarının kısmen içeriye ve dış kısma döküldüğü, aracın sol ön koltuğunda bir şahsın kafasından ateşli silahla vurulduğu ve koltuk üzerinde hayatını kaybettiği, aracın iç ve dış kısmında başka herhangi bir ateşli silah isabetinin saptanmadığı, aracın sağ ön kapı camının aşağıya kadar inmiş (açık) olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan ...; oğlu olan maktulün öldürülmesine olayına ilişkin görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, maktulün kullandığı aracın tekerlerine ateş etme imkânı varken doğrudan ona ateş eden şahıslardan şikâyetçi olduğunu, İnceleme dışı sanık ...; arabasının çalındığını görünce bir araba bularak sanıkla birlikte maktulün peşine düştüklerini, sanığı yoldan aldığını, arabayı kendisinin kullandığını, önce aracın gözden kaybolduğunu, ancak dolaşırken aracı tekrar önlerinde gördüklerini, peşinden gidip selektör ve korna ile durması için maktulü uyardığını, sanığın da camdan durması için işaret yapıp silahını çıkardığını, yan yana geldiklerinde maktulü durdurmaya çalıştığını, maktulün de kullandığı aracın direksiyonunu kendi kullandığı araca doğru kırdığını ve aracın sağ tarafında bulunan ön kapıya ve aynaya çarptığını, bu arada sanığa "Arada kalacaksın, içeriye gir!" dediğini, araçların çarpışması anında silah sesi geldiğini, ancak maktulün arabasının yoluna devam ettiğini ve karşıdan gelen servis minibüsüyle önden çarpışarak yolun bittiği yerde kaldırıma vurup durduğunu, maktulün kullandığı aracın yanında durup araçtan indiğini, sanığın çarpma nedeniyle sıkışan kapıdan inmekte zorlandığını, maktulün yanına gittiğinde vurulduğunu anlamadığını ve aracın anahtarını aldığını, kaçmaması için yakasından tuttuğu sırada maktulün öldüğünü anladığını, sanığın da araçtan indiğini, olay yerinden kaçan diğer aracı görmesi üzerine müdahale etmemesi için havaya ateş açtığını, polisi ve ambulansı aradıklarını, kendisinin üzerindeki silahı kullanmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık; yirmi yıldır özel güvenlik olarak çalıştığını, inceleme dışı sanık ...'in iş arkadaşı olduğunu, olay günü patronunun kızını okula götürmek üzere saat 08.00 sıralarında patronuna ait olan 2005 model Cadillac marka aracı çalıştırıp ısınması için kapının önüne çektiğini, anahtarı üzerinde bulunan arabanın çalışır vaziyette olduğunu, ... ile birlikte çay içmek üzere güvenlikçi kulübesine doğru yöneldiklerinde siyah renkli Passat marka bir aracın Cadillac'ın yanında durduğunu ve maktulün aracın içerisinden inip hızla Cadillac'a bindiğini, maktulün kullandığı aracın peşinden koştuğunu ancak yetişemediğini, bu sırada ...'in şirkete ait Renault marka bir araçla gelip kendisini aldığını ve maktulün peşinden gittiklerini, aracı ilk başta göremediklerini, o bölgede dolaşırken birden çalınan aracı tekrar gördüklerini, durması için maktulü korna ve selektör ile uyardıklarını, camı açıp arabayı durdurmasını söyleseler de maktulün durmadığını, üzerinde bulunan Barettta F 92... mm çaplı ruhsatlı tabancasını belinden çıkardığını, koruma işi yapması nedeniyle tabancanın sürekli kurulu vaziyette olduğunu, korkutup durmasını sağlamak amacıyla maktule gösterip havaya doğru salladığını ancak ateş etmediğini, ... aracın durmasını sağlamak için sağa doğru manevra yapınca maktulün de aracı sola yönlendirdiğini ve araçların yandan çarpıştıklarını, dışarıda olan kolunu, arada kalmaması için hızla içeriye çekmeye çalıştığı anda elindeki tabancanın ateş aldığını, namlunun yukarı doğru olduğunu hatırladığını, içinde bulundukları Renault marka aracın, maktulün kullandığı Cadillac marka araca göre daha aşağı seviyede kaldığını, kavşağa gelindiği sırada maktulün kullandığı aracın hafif sağa doğru manevra yaparken karşıdan gelen servis minibüsüne önden çarptığını ve yolun kaldırıma bitişik yerinde durduğunu, ...'in de hemen aracın sol tarafına yanaşıp durduğunu, inip maktulün bulunduğu arabaya gittiğinde sol ön camın kırık olduğunu gördüğünü, bu sırada aracın çalınması anında olay yerinden kaçan siyah Passat marka aracın geldiğini görmesi üzerine aracın uzaklaşması için havaya 2 el ateş ettiğini ve Passat'ın olay yerinden ayrıldığını, ...'in maktulü yakasından tuttuğunda şahsın vurulmuş olduğunu anladıklarını, ambulans ve polis çağırdıklarını, kasıtlı olarak nişan alıp maktulü durdurmak için ateş etmediğini, olayın kaza ile olduğunu, durmasını istediğini, tabancayı gösterdiğini ancak ateş etmediğini, iki araç birbirine yaklaşınca elini içeri çekmek isterken silahın patladığını, olay sonrası silahını arabanın içerisinde doldur boşalt yaparak boşalttığını ve gelen polislere teslim ettiğini, olay yerinden bulunan iki adet boş kovanın Passat marka aracı görmesi üzerine havaya ateş ettiğinde kalan kovanlar olduğunu savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 28.05.2025 tarihli ve 174-241, 19.02.2025 tarihli ve 279- 75... .01.2025 tarihli ve 287-365 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında belirtildiği üzere; TCK'nın 25/1. maddesinde düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 1- Saldırıya ilişkin şartlar: a) Bir saldırı bulunmalıdır. b) Bu saldırı haksız olmalıdır. c) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur. d) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır. 2- Savunmaya ilişkin şartlar: a) Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır. b) Savunma saldırana karşı olmalıdır. c) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır. Savunmanın, meşru savunma şartlarının bulunduğu sırada başladığı, ancak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle meşru savunmanın gerçekleştiğinin kabul edilmediği durumlarda, sınırın aşılması söz konusu olabilmektedir. TCK’nın 27. maddesinin 2. fıkrasında, hukuka uygunluk nedenlerinden sadece meşru savunma için sınırın aşılmasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre bu hükmün uygulanabilmesi için; 1- Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkın bulunması, 2- Saldırıya ilişkin şartların var olması, 3-Savunmaya ilişkin şartlardan ölçülülük ya da orantılılık şartının, savunma lehine ihlal edilmesi suretiyle sınırın aşılması, 4-Sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir. Tüm bu şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, meşru savunmada sınırı aşan faile CMK’nın 223/3-c maddesi uyarınca ceza verilmeyecektir. Bu durumda, kişinin, maruz kaldığı saldırı karşısında içine düştüğü heyecan, korku veya telaş dolayısıyla davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından, meşru savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılmayacağı kabul edilir. Sınırın kasten aşılıp aşılmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, belirleyici olan maruz kalınan saldırının kişiyi içine düşürdüğü psikolojik durumdur. Zira kişi sırf maruz kaldığı saldırının etkisiyle, heyecan, korku veya telaşa kapılarak meşru savunmanın sınırlarını aştığında bu maddeden yararlanabilecek, buna karşılık saldırının etkisinin yanında, saldırıdan kaynaklanmış olsa bile, öfke gibi nedenlerle sınır aşıldığında ise aynı korumadan faydalanılması söz konusu olmayacaktır. Başka bir deyişle, failin amacı, saldırının defedilmesinden çok, kin duygusunu tatmine yönelik ise meşru savunmada sınırın aşılması değil, ancak haksız tahrik söz konusu olabilecektir. Öte yandan, 5237 sayılı TCK'da haksız tahrikle ilgili olarak, 765 sayılı TCK’da yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayırımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi ve sanığın iradesi üzerindeki etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir. Ceza Genel Kurulunun müstakar kararlarında tartışmasız olarak benimsendiği üzere, tahrik nedeniyle yapılacak indirimin oranı belirlenirken, haksız tahriki oluşturan hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in özel güvenlik görevlisi ve şoför olarak çalıştıkları ikamette olay günü saat 08.00 sıralarında ikametgâh sahibine ait 34 .. ..89 plaka sayılı Cadillac marka aracı ısınması için çalıştırdıkları ve araç dışında bekledikleri sırada, içerisinde maktulün bulunduğu siyah renkli bir aracın yanlarına yaklaştığı ve maktulün bir anda araçtan inerek anahtarı üzerinde bulunan çalışır hâldeki Cadillac marka aracın şoför mahalline geçip aracı hareket ettirerek kaçtığı, inceleme dışı sanık ...'in kullandığı, sanığın ise ön yolcu koltuğuna oturduğu 34 .. ..61 plaka sayılı Renault marka aracın maktulün çaldığı aracı takip etmeye başladığı, maktulün aracıyla gözden kaybolduğu ancak daha sonra tekrar karşılaşılması sebebiyle takibin devam ettiği, sanık ve inceleme dışı sanığın maktulü durdurmak amacıyla çalınan aracın sol tarafına kendi araçlarıyla çarptıkları, ancak maktulün durmayarak kaçmaya devam ettiği, maktulün kullanımındaki araçla yan yana geldiklerinde sanık ...'in taşıma ruhsatlı silahı ile maktule doğru iki el ateş ettiği, uzmanlık raporlarına göre de olay yerinden ele geçirilen iki kovanın sanığın silahından ateşlendiği, maktulün montunda iki adet giriş deliği tespit edildiği, kurşunun sol kulağı üzerinden kafasına isabet etmesi sonucu maktulün yaralanarak direksiyon hâkimiyetini kaybettiği ve karşı taraftan gelen servis minibüsüne çarparak durduğu, sanık ve inceleme dışı sanığın çalınan aracın yanına gittiklerinde maktulün vurulduğunu anlayarak polisi ve ambulansı aradıkları, otopsi raporuna göre maktulün kafasına isabet eden tek kurşun nedeniyle ateşli silah mermisi yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku hasarı sonucu öldüğü Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda, Yirmi yıldır özel güvenlik görevlisi olarak çalışan ve silah taşıma ruhsatı bulunan sanık ...'in silah kullanmaya ehil olduğunda kuşku yoktur. Olayda kullanılan tabancanın atışa engel mekanik bir arızasının bulunmamaktadır. Maktule uzak mesafeden iki el ateş edildiği, kurşunların maktulün montuna ve başına isabet ettiği, baş bölgesine isabet eden atışın müstakilen öldürücü nitelikte olduğu saptanmıştır. Olay sırasında sanık ...'in olayı emniyet birimlerine haber verme, uyarı ateşi açma, çalınan aracın başka bir noktasına ateş etme ya da hayati olmayan bölgelerini hedef alarak maktulü etkisiz kılma imkânının bulunduğu dosyaya yansıyan delillerden anlaşılmıştır. Buna rağmen sanık doğrudan maktulün baş bölgesini hedef alarak ateş etmiş, maktulün aldığı diğer isabet ile olay yerinden elde edilen kovan sayısı da gözetildiğinde havaya ateş açtığı yönündeki savunmasına da itibar edilmemiştir. Olayın vuku tarzı bağlamında tarafların konum ve olanakları itibarıyla da sanık hakkında meşru müdafaa ve meşru müdafaada mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş sonucu sınırın aşılması koşulları gerçekleşmediğinden itiraza konu olayda TCK'nın 27/2. maddesinde düzenlenen meşru savunmada sınırın aşılması şartlarının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.