Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/261 E. 2026/5800 K. – Güveni Kötüye

Konu: Güveni Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/261
Karar No
2026/5800
Karar Tarihi
Konu
Güveni Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/13109 Değişik İş SUÇ : Güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve 2024/173561 Soruşturma, 2024/179901 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 07.01.2025 tarihli ve 2024/13109 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.01.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 22.12.2025 tarihli ve 2025/13241 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/152231 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/152231 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; müştekinin Amerika Birleşik Devleti vatandaşı olup Amerika'da yaşadığını, Türkiye tekne almak isteyen ve Türkiye'ye taşınma niyeti olan müştekinin, çalışıp kazandığı paraları biriktirmek ve faizi değerlendirmek amacıyla kardeşinin kızı olan yeğeni şüpheli ............. ile konuşup anlaşarak banka yoluyla ve elden olmak üzere peyder pey yaklaşık 100.000,00 USD tutarında para gönderdiğini, şüphelilerin gönderilen paraları talimatının aksine faizli hesabına aktarmadıklarını uhdelerine geçirdiklerini beyanla şüphelilerden şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca kamu davası açılmasına yeterli suç şüphesi elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, müşteki beyanı, müştekinin dosyaya sunduğu whatsApp yazışma çıktıları ve banka dekontları, şüphelilerin beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, şüphelilerin belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunarak güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği, ancak dosyanın öncelikle uzlaştırma işlemleri için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.

3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Amerika Birleşik Devletleri Vatandaşı olan şikâyetçinin, Türkiye'ye yerleşmek ve burada bir tekne satın almak amacıyla yaptığı birikimlerini bankada değerlendirmesi için yeğeni olan şüpheli ...'ın banka hesabına gönderdiği halde, şüphelilerin iştirak halinde hareket ederek bu parayı şikâyetçiye iade etmediklerinin ve devir olgusunu inkar ettiklerinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; her ne kadar şüpheliler, şikâyetçinin bahse konu parayı kendilerine ekonomik olarak yardımcı olmak amacıyla gönderdiğini, daha sonra geri istediğini, suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmişlerse de; şikâyetçi vekili tarafından dosyaya ibraz edilen mesajlaşma dökümleri de dikkate alınarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olaya ilişkin herhangi bir icra/hukuk dava dosyası olup olmadığının araştırılması, bulunduğunun tespiti halinde bu dosyanın getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, şüpheli ...'a ait banka hesap hareketleri temin edilerek şikâyetçi tarafından gönderilen paranın akıbetinin belirlenmesi, dosyaya ibraz edilen mesajlaşma dökümlerinin bulunduğu cep telefonunun sunulması halinde, bu mesajların da tespiti yapılarak, mesaj içerikleri doğrultusunda 5271 sayılı Kanun'un 148/5. maddesi uyarınca şüphelilerin Cumhuriyet Savcısı tarafından ayrıntılı şekilde olayla ilgili ifadelerine başvurulmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay İçtihadı birleştirme kararlarında açıklandığı üzere belli tutar üzerinde ki alacak iddialarının /para ödemelerine ilişkin sebeplerin HMK’nun ayrık tuttuğu durumlar dışında ancak yazılı delille ispatının gerektiği, dosyaya sunulan dekontlarda müşteki tarafından yapılan para gönderiminin hangi nedene dayandırıldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, yazılı belge sayılmayan mesaj kayıtlarının ise yazılı belge ile ispatı gereken hususlarda delil mahiyetinde olmadığından Ceza Hukukunda da kıyas veya yorum yoluyla suç yaratılamayacağından atılı suç yönünden de başlı başına suçun sübutuna delil mahiyetinde olmadığı, bu kapsamda müşteki ile şüpheliler arasında ki ihtilafın sözleşme hükümlerine aykırılık ve sebepsiz zenginleşme türünden hukuki ihtilaflara konu teşkil edebileceği, şüphelilerin ifadeleri aksine belli amaçlarla kendilerine gönderilen paraları uhdelerine geçirmek suretiyle atılı suçları işlediklerine dair haklarında kamu davası açılmasına yeterli suç şüphesinin elde edilemediği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçelerle yerinde görülmüştür.

II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 07.01.2025 tarihli ve 2024/13109 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/261, K. 2026/5800, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-261-e-2026-5800-k-9c0cf888293d