Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/5313 E. 2026/11383 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2026/5313
Karar No
2026/11383
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/5007 Değişik iş SUÇ : Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ve Devletin Yargı Organlarını alenen aşağılama suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25.04.2024 tarihli ve 2024/30762 soruşturma, 2024/18803 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın şüphelinin ifadesinin alındıktan sonra hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiğinden bahisle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair Adana 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.05.2024 tarihli ve 2024/5007 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2026 gün ve 2026/40550 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 301/4. maddesinde "Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, Şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 301. maddesi uyarınca soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı'nın iznine bağlı olduğu halde izin talep edilmeden soruşturma işlemlerine devam edildiği gözetilmeden itirazın bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile karar verilmesinde, Kabule göre de, 1. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazı düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/1. maddesinde yer alan “Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir.” şeklindeki hüküm gereğince kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edebilmek için suçtan zarar gören olmak gerektiği, somut olayda Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/04/2024 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına bu suçtan doğrudan zarar görmeyen ihbar eden Sağlık Bakanlığı ... Genel Müdürlüğünün 5271 sayılı Kanun'un 173/1. maddesi kapsamında itiraz hakkı bulunmadığından vâki itirazın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, 2. Adana 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/05/2024 tarihli kararı ile eksik soruşturma sonucu karar verildiği gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişik 173/3. maddesinde yer alan, “Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder...” ile aynı Kanun’un 173/4. maddesindeki “Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” şeklindeki düzenleme gereğince kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi halinde, Cumhuriyet savcılığınca belirtilen eksiklikler giderildikten sonra itirazla ilgili bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmesinde,” isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1 Numaralı İstem Yönünden 237 sayılı Kanun'un 301/4. " Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır." şeklindedir. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 301. maddesi uyarınca soruşturma yapılması Adalet Bakanlığı'nın iznine bağlı olduğu halde izin talep edilmeden soruşturma işlemlerine devam edilmesi hukuka aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 2 Numaralı İstem Yönünden 5271 Sayılı Kanun'un 172. maddesi; (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Aynı Kanun'un 173. maddesi; suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında Sağlık Bakanlığının kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz hakkı bulunduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3 Numaralı istem Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170/2. maddesinde fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." Aynı Kanun'un 173/1. maddesinde, "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir., üçüncü fıkrasında "Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.", Dördüncü fıkra; "Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir." şeklindedir. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, 5271 sayılı Kanun'un “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet Savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli hakimliğin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya dosyada yer alan delillerin itirazla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi için yeterli olmadığı durumlarda soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. Sulh Ceza Hakimliği'nin soruşturmanın genişletilmesine ilişkin kararı üzerine ise Cumhuriyet Başsavcılığı'nca gerekli soruşturmanın yapılmasını müteakip, soruşturma dosyasının itiraz ile ilgili karar vermek üzere soruşturma dosyası hakkında soruşturmanın genişletilmesi kararını veren Sulh Ceza Hakimliği'ne göndermesi gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itiraz üzerine, şüphelinin beyanının alınması için soruşturmanın genişletilmesi kararı verilerek Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden soruşturmaya kaydı yapılarak belirtilen eksiklikler tamamlanıp itirazı incelemek üzere dosyayı Sulh Ceza Hakimliğine gönderdikten sonra Sulh Ceza Hakimi tarafından dosya incelenip itirazın kabulüne veya reddine karar verilmesi gerekirken, soruşturmadaki eksiklikler tamamlanmadan itirazın kabulüne karar verilip "soruşturma konusu olayla ilgili savcılıkça yeniden karar verilmesine " şeklinde karar verilmesi hukuka aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 2 Numaralı İstem Yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 1 ve 3 Numaralı İstemler Yönünden 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemlerinin KABULÜNE, 2. Adana 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.05.2024 tarihli ve 2024/5007 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/5313, K. 2026/11383, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2026-5313-e-2026-11383-k-90dadcdeff56