Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/32231 E. 2026/6097 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/32231
- Karar No
- 2026/6097
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/12 E., 2016/131 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde; Sanığa yüklenen "Resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan, sanığın sorgusunun yapıldığı 29.04.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2. Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde; Sanığın, kendisinden ......... Mah. ........ Cad. ....... Sok. No:18 B Blok Daire:7 ......../........ adresinde bulunan daireyi satın alan katılanlar ... ve ...'dan alacağını tahsil ettiği halde, sahte şekilde düzenlediği 25.07.2010 tarihli ve 38.000 TL meblağlı senede istinaden, katılan ... hakkında ... 2. İcra Müdürlüğünün 2010/22624 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıp, haksız şekilde menfaat temin etmeye çalışmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia olunan olayda, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından, Dosya kapsamından, sanık hakkında katılanlara yönelik aynı eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 14.04.2012 tarihli ve 2012/8722 soruşturma sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın bulunduğu anlaşıldığından; suç ve iddianame tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesindeki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü dikkate alınarak, öncelikle anılan soruşturma dosyasının getirtilip incelenerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen kararlara itiraz edilip edilmediği ve kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmişse, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi ve 173/6. maddesi uyarınca ilgili merciiden karar alınması, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesine göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması, ayrıca sanık tarafından bildirilen tanık ..., İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/184461 sayılı soruşturma dosyasında "...Söz konusu daireyi ... ve ... almaya karar verdiler. Paranın nasıl ödeneceği konusunda da anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre ... ve ... ...'ya 40000 TL peşin verecekti. Geri kalan 30.000 TL yi de beş ve üçer binlik taksitler halinde ödeyip borcu kapatacaklardı. O arada krediye başvurdular. Ancak bekledikleri kredinin tamamını alamadılar. Nakit ellerine çektikleri kredi miktarı olarak 32.000 TL geçti. Bu arada ... ile dairenin tapuda devri için sözleşilmişti. Ben ... ve ... ... Tapu Müdürlüğü'ne gittik. ... bizi orada bekliyordu. 40.000 TL yerine 32.000 TL temin ettiğimizi söyledik. İlk başlarda tepki gösterip, sızlansa da bu parayı ... kabul etti. 32.000 TL parayı aldı ve üzerine 38.000 TL lik senet istedi. ... ve ... seneti sağlıklı doldurabilecek durumda olmadıklarından seneti benim doldurmamı istyediler. Ben de temin ettiğimiz boş senedi kendi el yazımla tarihsiz olarak doldurdum ve doldurduğum 1 adet 38.000 TL bedelli alacaklısı ... olan tarihsiz seneti ...'ya verdim..." şeklinde beyanda bulunduğu ancak, inceleme konusu davanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenmediği halde, mahkemece bu beyanın hükme esas alındığı anlaşılmakla, katılanlar vekili tarafından delil olarak ibraz edilen 12.06.2013 tarihli özel bilirkişi raporunda, senetteki yazıların tanık ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilerek, tanığın beyanını doğrular nitelikte olduğu da göz önünde bulundurularak, tanık ...'ın olaya ilişkin ayrıntılı şekilde beyanının alınması, söz konusu icra takip dosyasının getirtilip, ilgili evrakın dosya arasına alınması, suça konu senet aslı ile sanık, katılanlar ve adı geçen tanığın suç tarihindeki samimi yazı ve imza örnekleri temin edilerek, senedin ön yüzündeki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 04.06.2026 tarihinde karar verildi.