Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/1829 E. 2026/10763 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1829
- Karar No
- 2026/10763
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/1198 E., 2023/1054 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 19.09.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.12.2025 tarihli ve 2025/20322 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/2003 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/2003 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05.10.2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle de kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 02.06.2022 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 tarihli ve 2022/5096 Soruşturma, 2022/2920 Esas, 2022/2357 sayılı iddianamesi ile, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önceden 15.08.2018 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesine 2020/443 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, 28.01.2021 tarihinde mahkemesince durma kararı verildiği, işbu davanın, 2020/443 Esas sayılı dava ile birleştirilerek görülmesi gerektiği hususunun belirtildiği,
B. Yapılan yargılama sonucunda, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.07.2023 tarihli ve 2022/1198 Esas, 2023/1054 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı
TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında önceden 15.08.2018 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 02.06.2022 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli tarihli kararı ile mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; dayanak Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/443 Esas sayılı dosyasında; 15.08.2018 tarihli kullanmak içim uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2019 tarihli ve 2018/7063 Soruşturma, 2019/33 Karar sayılı kararı ile, beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin 7 gün olarak gösterildiği, yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/907 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması üzerine, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/443 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın tebliği usulsüz olduğundan kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının 16.03.2021 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, 5271 sayılı CMK'nın 173/1. maddesinin karar tarihinde yürürlükte olan haline göre "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak
biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterilmesi nedeniyle kararın usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma koşullarının oluşmadığı,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi olacağı, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise
5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edildiğinden, incelemeye konu 02.06.2022 tarihli eylemin, ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinden, bu değerlendirmenin Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/443 Esas sayılı dosyasında yapılması gerektiği gözetilerek davanın, Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/443 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2022/1198 Esas, 2023/1054 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2026 tarihinde karar verildi.