Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/5314 E. 2026/11357 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/5314
- Karar No
- 2026/11357
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/560 E., 2022/299 K. SUÇLAR : Tehdit, hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanığın tehdit ve hakaret suçlarından mahkumiyetine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2026 tarihli ve KYB-2026/40534 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/03/2016 tarihli ve 2014/10-847 esas, 2016/128 karar sayılı ilâmında vurgulandığı üzere zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece, kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi gerektiği nazara alındığında, sanık hakkında her ne kadar müştekilere yönelik eylemleri nedeniyle kamu görevlisine hakaret ve tehdit suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
sanığın diğer müştekilere yönelik aynı eylemi nedeniyle Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/462 esas, 2020/678 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmeyerek 08.09.2021 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulup, kesinleşen cezadan daha fazla ceza verilir ise kesinleşen cezanın mahsubuna, kesinleşen cezadan daha az ceza verilecek olması veya aynı miktarda ceza verilecek olması durumunda ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un “Zincirleme Suç” başlıklı 43/1. maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnalarına, 5237 sayılı Kanun'un “Suçların içtimaı” bölümünde, 42, 43... . maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacaktır. (Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 tarih ve 15/491-219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48- 68... .03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "Aynı suç işleme kararı" kavramından, Kanun"un aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında şikayetçiler ... , ... , ... ve ... yönelik hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinden bahisle 13.09.2018 tarihli iddianame ile dava açıldığı, ancak sanığın katılanlar ... ve ... yönelik eylemleri nedeniyle Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/462 esas, 2020/678 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmeyerek 08.09.2021 tarihinde kesinleştiği, katılanlar ... ve ... yönelik eylemler nedeniyle inceleme konusu olan aynı mahkemenin 23.02.2022 tarihli ve 2021/560 esas, 2022/299 sayılı kararı ile ayrıca hakaret ve tehdit suçlarından mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın hakaret ve tehdit eylemlerini kısa zaman dilimi içerisinde ve aynı olayın devamı niteliğindeki sözlerle yukarıda adı geçen dört katılana yönelik gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, hakaret ve tehdit suçlarından belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi gereğince artırılması gerekirken, ayrı ayrı iki kez cezalandırılmasının hatalı olduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a ve 106/1. maddesinin birinci cümlesi uyarınca belirlenecek temel cezaların önce aynı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca arttırıldıktan sonra sonuç cezaların saptanması, ardından kesinleşen kararların mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE, 2. Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından mahkumiyetine ilişkin Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2022 tarihli ve 2021/560 esas, 2022/299 sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde karar verildi.