Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5877 E. 2026/10758 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/5877
Karar No
2026/10758
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/491 E., 2019/347 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 10.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 08.07.2025 tarihli ve 2024/20278 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB - 2025/91551 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB - 2025/91551 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve anılan Dairenin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki hükümlere göre tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/03/2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığa daha evvelce usulüne uygun tebliğ yapılmadığı halde 7201 sayılı Kanun’un35. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olması hatta tedbirin infazının tamamlanması bir önem arz etmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 30.07.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2018 tarihli ve 2018/11048 Soruşturma, 2018/485 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın 25.04.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2018 tarihli ve 2018/11048 Soruşturma, 2018/8315 Esas, 2018/7812 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.05.2019 tarihli ve 2018/491 Esas, 2019/347 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1, 192/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır. D. 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11.01.2011-6099 S.K./9 uncu mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19.03.2003 - 4829 S.K./11 inci md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti halinde ancak 35. maddeye göre daha önce usûlüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği,

Dosya kapsamına göre; Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, şüphelinin beyan ettiği ve bilinen son adresine çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayılarak kararın kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, dosya kapsamında sanığın bilinen son adresine daha önce usûlüne uygun olarak yapılmış herhangi bir tebligat bulunmadığı, dolayısıyla 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanabilmesi için aranan koşulların oluşmadığı, erteleme kararının 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebliği usûlsüz olduğundan, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, sanık hakkında; 08.04.2022 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Orhangazi Cumhuriyet Başsavcılığınca 17.11.2025 tarihli ve 2025/4802 Soruşturma, 2025/124 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde incelemeye konu dava ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, sanığın eylemlerinin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/491 Esas, 2019/347 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/5877, K. 2026/10758, T. 08.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-5877-e-2026-10758-k-8525078153a9