Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1945 E. 2026/1225 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1945
- Karar No
- 2026/1225
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1945 KARAR NO : 2026/1225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2022 (Dava) - 22/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/592 Esas - 2023/468 Karar DAVA : Menfi Tespit (Bonoya Dayanan) BAM KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/592 Esas-2023/468 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine kambiyo senedine dayalı 2.113.715,75 TL değerinde icra takibi başlatıldığını, dava konusu icra takibine dayalı herhangi bir borcunun olmaması sebebi ile işbu davayı açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, müvekkilinin, dava konusu icra takibinde alacaklı olarak görünen ... isimli şahıs ile arasında herhangi bir ticari veya şahsi ilişkisi olmadığı gibi davalı tarafa herhangi bir borcunun da bulunmadığını, bu hususun, ...'in Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/14695 soruşturma sayılı dosyası kapsamında 23/01/2020 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde sabit olduğunu, zira; “Geçtiğimiz 2019 yılı ağustos ya da eylül ayı içerisinde ... ile hesap gördük. Nakit ve eşimin adına PTT'ye gönderilen paraları hesaplayarak kalan borcu için 3 tanesi birer aylık vadeler ile 120.000,00 TL, 130.000,00 TL, 210.000,00 TL iki tane de tam olarak vadesini bilmediğim 100.000,00 TL ve yukarıda belirttiğim 500.000,00 TL değerinde toplam 5 adet senet yaptık” diyerek, 2019 yılı Eylül ayı itibari ile müvekkili ile hesap gördüklerini ve aralarındaki hayvan ticareti sebebi ile müvekkilinin kalan borcunun 500.000,00 TL olduğunu kendisinin ifade ettiğini, bu ifadede geçen toplam 500.000,00 TL'lik alacağı için de Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2019/12871 sayılı, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2020/486 sayılı ve yine Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2019/12015 sayılı icra takiplerini başlattığını (bu icra takipleri aleyhine Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/526 Esas sayılı dosyasında "menfi tespit" davası açıldığını ve derdest olduğunu), ancak eldeki davaya konu, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2022/3745 sayılı icra takibine konu edilen bono incelendiği takdirde, bononun keşide tarihinin 14 Nisan 2019 olduğu ve...'ın "2019 Eylül ayında hesaplaştık" dediği günden beş ay önce keşide edilmiş olduğu ve hatta davaya konu bononun vade tarihi olan 14 Temmuz 2019 tarihinin bile ....'ın "2019 Eylül ayında hesaplaştık" dediği günden iki ay önce olduğunun anlaşılacağını, resmi makamlar önünde 2019 yılı Ağustos ayı itibari ile sadece 500.000,00 TL alacaklı olduğunu iddia ve beyan eden davalının, 14 Nisan 2019 tarihinde keşide edilmiş ve hatta vade tarihi 14 Temmuz 2019 olan 1.500.000,00 TL bedelli bonoyu işleme koyarak, var olmayan bir alacağın tahsili için işlem başlattığını, kötü niyetini de bariz bir şekilde ortaya koyduğunu, menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükünün alacaklıda olduğunu ve alacaklının hukukî ilişkinin varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden ...'in, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/14695 soruşturma sayılı dosyası kapsamında 23/01/2020 tarihli kolluk ifadesinde; “Bundan iki sene önce dizlerimden rahatsızlandım. Rahatsızlığımdan dolayı hayvanların hepsini satmak durumunda kaldım. Hayvanları alıp almayacağını sormak için ...'yi aradım ve alacağını söyledi. Elimde olan son 183 adet küçükbaş hayvanı kendisine verdim. Bu hayvanların ederi olan 500.000,00 TL'lik bir senet düzenledik...” beyanında bulunduğunu, görüleceği üzere; ...'ın müvekkili ile aralarında sadece hayvan ticareti ilişkisi olduğunu ve bu ticaretten kaynaklı alacağının olduğunu iddia ederek, dava konusu kambiyo senetlerinin hayvan ticareti karşılığında verilmiş olduğunu kabul ve beyan ettiğini, gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde, kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel ilişkinin gerçek olmadığının ve iddia konusu ticaretin gerçekleşmemiş olduğunun ortaya çıkacağını, yani dava konusu kambiyo senetlerinin ihdasına neden olan temel alacak ilişkisinin bulunmadığını, kambiyo senetlerinin bedelsiz olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden ...'in, resmi makamlar önünde vermiş olduğu ifadede, dava konusu bonoları "talil" etmiş ve bonoların hayvan ticareti karşılığında alınmış olduğunu belirttiğini, menfi tespit davasında alacaklının, senedin veriliş nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde kanıt yükünün alacaklı davalıya düşeceğini, her ne kadar dava konusu bonolar üzerinde "nakten" ibaresi var ise de alacaklının senedi tâlil ettiğini, kambiyo senetlerinin "hayvan ticareti" karşılığında verilmiş olduğunu belirttiğini, dolayısıyla hukukî ilişkinin varlığını ispat yükünün alacaklıda olduğunu, davalının, müvekkiline sattığını iddia ettiği hayvanların nakil belgelerini, ilgili hayvanların kulak küpe numaralarını, ilçe tarım kayıtlarını, hayvanların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin belgeleri, hayvanların satışına ilişkin belgeleri mahkemeye sunması gerektiğini, lakin böyle bir ticaret yapılmadığından ve ticaret iddiası da gerçek olmadığından belgelerin sunulmasının da mümkün olmadığını, kaldı ki her ne kadar alacaklı olduğunu iddia eden taraf, 2018 yılında, 183 adet küçükbaş hayvanın fiyatının 500.000,00 TL olduğu iddiasında bulunuyor ise de bu hususun bile tek başına tüm iddiaların asılsız olduğunu ortaya koyduğunu, 2022 yılında bile bir adet küçükbaş hayvan fiyatı maksimum 1.500,00 TL iken, 2018 yılında 1 adet küçükbaş hayvanın 2.732,00 TL olma ihtimali bulunmadığını, küçükbaş hayvanların, 2010 yılında küpeleme ve kayıt işlemlerinin zorunlu hale getirildiğini, dolayısıyla Fethiye Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazısından da anlaşılacağı üzere müvekkili ...’nin canlı hayvanların toptan ticareti (celepçilik) işini, 02/09/2019 tarihi itibariyle terk ettiğini, iddia edildiği üzere 183 adet küçükbaş hayvanın satın alınması gibi bir durumun kesinlikle mümkün olmadığını, müvekkili ile davalı arasında bahse konu senetlerin keşide edildiği tarihlerde herhangi bir mal alışverişi bulunmadığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, eldeki davanın, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/526 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, müvekkilinin, takip dayanağı bonoya istinaden, Fethiye İcra Müdürlüğü’nün 2022/3745 sayılı icra dosyası kapsamında davalıya borcu olmadığının tespitine, Fethiye İcra Müdürlüğü’nün 2022/3745 sayılı icra dosyasının iptaline, vekalet ücret sözleşmesi gereğince dava değerinin %15'i olan asgari vekalet ücretinin kötü niyetli olan davalıdan tazmin edilmesine, haksız ve kötü niyetli davalının, dava konusu icra takibi borç miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu senetlerin konu edildiği Fethiye İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/66 Esas sayılı dosyası, Fethiye İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/644 Esas sayılı dosyası ile Fethiye İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/626 Esas sayılı dosyasının, bu dava ile konusunun, sebeplerinin ve taraflarının aynı olması sebebiyle, davacının hukuki menfaatini sağlamadığı gibi, derdestlik dava şartına da aykırılık oluşturduğunu, bu sebeple davanın usulen reddi gerektiğini, dava dilekçesinde her ne kadar dava konusu senetlerin "talil" edildiği iddiası mevcut ise de, öncelikle davalının savcılıkta alınan ifadesi avukat nezaretinde alınan bir ifade olmadığından, hükme esas alınabilecek bir ifade olmadığının belirtilmesi gerektiğini, aksi kabul edilse dahi, takip konusu senedin ardında yatan hukuki ilişkiye ilişkin bir açıklamada bulunmadığını, davalının, söz konusu Fethiye İcra Müdürlüğü’nün 2022/3745 sayılı dosyasına konu senet hakkında bir beyanı bulunmadığını, müvekkilinin davacıya borç vermiş olup ödenmeyince de icraya konu edildiğini, dava konusu senedin talil edilmediğini, ispat yükünün yer değiştirmediğini ve sebepten mücerret olan kambiyo senetlerine ilişkin bir borcun var olmadığını ispat etme zorunluluğunun halen davacı üzerinde olduğunu, keza müvekkilinin sebepten mücerret ve yazılı bir belge olan kambiyo senetlerini ibraz ederek alacağını ispat ettiğini, birleştirme talebi hakkında ise; mahkemedeki dava ile söz konusu dava arasında bir bağ bulunmadığını, takibin dayanağı senedin farklı olduğunu, müvekkilinin bu senet hakkında kollukta bir beyanı da bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "....Davacı tarafın, davaya ve takibe konu bononun hayvan ticareti amacıyla davalıya teminat olarak verildiğini, davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunduğu, davalı tarafın ise, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği, davalının Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/14695 soruşturma sayılı dosyasında 23/01/2020 tarihinde talimat yoluyla alınan beyanında; davacı ile 6-7 yıldan beri küçükbaş ve büyükbaş hayvan alışverişi yaptıklarını, satın almış olduğu hayvanların bedelinin teminatı olarak davacıdan değişik tarihlerde sayıda bonolar aldığını beyan ettiği, aralarında başkaca bir hukuki ilişkinin bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre davalı taraf, takibe konu bononun hayvan alışverişinin teminatı olduğunu beyan etmekle senedi talil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, davalının hayvan satımı nedeni ile alacaklı olduğu ile ilgili herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediği, zaten beyanlarından bono bedeli kadar satış yapıldığını da iddia etmediği, dolayısıyla davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, davalının cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanması nedeniyle yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususu ile ilgili olarak mahkemece kesin süre verildiği, tebligata rağmen bu konuda beyanda bulunulmaması nedeniyle yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, kaldı ki davalı vekilinin 21/06/2023 tarihli duruşmada da açıkça yemin deliline dayanmadıklarını beyan etiği ve 6100 sayılı HMK'nın 190 vd. maddeleri gereğince davalının davacıdan alacaklı olduğu iddialarını ispatlayamadığı anlaşıldığından, aksi yöndeki davalı vekilinin beyanlarına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar vermek gerekmekle, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2022/3745 sayılı dosyasında takibe ve davaya konu; keşidecisi kısmına adres Karaçulha - Fethiye yazılı ayrıca davacının T.C. Kimlik numarası yazılı, lehtarı ... olan, 14/04/2019 keşide tarihli, 14/07/2019 vade tarihli, 1.500.000,00-TL bedelli bonodan dolayı ... T.C. Kimlik nolu davacı ...'nin ... T.C. kimlik nolu davalı ...'e borçlu olmadığının TESPİTİNE, -2004 sayılı İİK'nın 72/5. maddesi gereğince yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin ve diğer taleplerin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Mahkeme kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ifadenin hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise dahi; müvekkilinin senetlerin teminat için alındığını hiçbir suretle beyan etmediğini, senet talili hususunun ise açıkça yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin kolluk huzurunda müdafi olmadan verdiği ifadelerin hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını, CMK’nın 148/4.maddesinde; ‘müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz’ hükmü olduğunu, mahkeme hükmünün dayanağının müvekkilinin kollukta vermiş olduğu ifade olduğunu, müvekkilinin kolluk ifadesinin mevcut hali ile hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ve hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kullanılamayacağını, davacının ispat yükünü yerine getiremediğini ve davanın esastan reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkilinin beyanlarının hukuki bir delil olarak kabul edilmesi halinde de davanın reddi gerektiğini, şöyle ki; müvekkilinin savcılık ifadesinin, davacıya vermiş olduğu hayvanlar karşılığında senet almış olmasından ibaret olduğunu, senedin teminat senedi olarak alındığına dair bir beyan da bulunmadığını, müvekkilinin savcılık ifadesinde; ‘Bundan 2 sene kadar önce dizlerimden rahatsızdım. Rahatsızlığımdan dolayı hayvanlarımın hepsini satmak zorunda kaldım.Hayvanları alıp alamayacağını ...'yi aradım ve alacağını söyledi. Elimde olan son 183 adet küçükbaş hayvanı kendisine verdim. Bu hayvanların ederi olan 500.000TL'lik bir senet düzenledik...’ dendiğini, müvekkilinin ifadesinin bu kısmında, ifade sırasında kendisine sorulan 500.000,00 TL'lik senedin 183 adet küçükbaş hayvana ilişkin olduğunu açıkladığını, ifadenin devamı ile birlikte değerlendirildiğinde tarafların arasında ticaretin yalnızca 500.000,00 TL'lik küçükbaş hayvan ticaretine ilişkin olmadığının ortaya çıktığını, müvekkilinin yine ifadesinde; '500.000,00 TL değerinde toplam 5 adet senet yaptık. Bunların haricinde vadesi gelmeyen miktarlarını hatırlamadığım avukatımda bulunan 2 ya da 3 adet senet bulunmaktadır’ ifadelerine yer verdiğini, mahkemenin bu beyan ile yukarıda bahsedilen ifadeyi, ifadenin geriye kalanını değerlendirmeden aynı hayvan alım satımına ilişkin olduğu hatasına düştüğünü, ancak hem ifadenin devamında hem de Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nce gönderilen yazıda alım satımın 183 adet hayvandan ibaret olmadığının açıkça görüldüğünü, müvekkilinin savcılık ifadesinin devamında; ‘Senetlere hiç bir şekilde faiz eklemesi yapmadık, fazladan herhangi bir senet tanzim etmedik. Senetlerdeki miktarların tamamı kendisine vermiş olduğum büyükbaş ve küçükbaş hayvanların satmış olduğum zamanki değeridir’ şeklinde beyanda bulunduğunu, senette talil olduğu kabul edilse dahi, senette çifte talil söz konusu olduğundan ispat yükünün halen davacıda olduğunu, beyanların asıllığı vekilin ifadeleri ile çeliştiği düşünülse dahi, hükme esas edilen asilin ifadelerinin esas kabul edilmesi gerektiğini, eğer senet metninde yer alan bedel kaydının doğru olmadığını hem borçlu hem de alacaklı ileri sürerse bu durumun senedin çifte talil anlamına geleceğini, ki bu durumda ispat yükünde herhangi bir değişiklik olmayacak olup; ispat yükünün bu kapsamda iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağını, dolayısı ile ispat yükünün halen davacıda olduğunu, müvekkilinde olduğu kabul edilse dahi mahkemenin bu hususta eksik araştırma yaptığını, Fethiye Tarım İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye eksik cevap verildiğini, yeniden müzekkere yazılması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, müzekkere yazılarak, taraflar üzerinde bulunan hayvanların kayıtları ve hayvanların rayiç bedelinin istenildiğini, Fethiye Tarım İl Müdürlüğü’nün müzekkere zamanında taraflar üzerinde hayvan bulunmadığına ilişkin cevap gönderdiğini, ancak Fethiye Tarım İl Müdürlüğü'nün iddia edilen tarihte hayvan ticaretinin yapılıp yapılmadığı ve o tarihte taraflar üzerinde bulunan hayvan sayıları ile ilgili bir cevap vermediğini, mahkemenin de eksik kalan bu husus ile ilgili olarak yeniden müzekkere yazmadığını, TTK’nın 776/1-b.maddesi uyarınca senedin sebepten soyutluğu ilkesi sebebi ile davanın reddi gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Haksız olduğunu bilen kötü niyetli davalının, dava konusu borç miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine dair istemlerinin haksız ve gerekçesiz şekilde reddine karar verildiğini, haksız olduğunu bilerek, var olmayan bir alacağın tahsili amacıyla, müvekkili aleyhine icra takibi başlatan ve bununla da kalmayıp müvekkilinin tüm malvarlıklarını haczederek yaşamını idame ettirmesini engelleyen, müvekkilinin taşınmazlarının satışını isteyen sözde alacaklının kötü niyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, bono ve bonoya dayalı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı; eldeki davayı açarken sunduğu dava dilekçesinde, davalıya borcu olmadığını, aralarında herhangi bir ticari veya şahsi ilişki de bulunmadığını, buna rağmen davalının Fethiye İcra Müdürlüğünün 2022/3745 sayılı icra dosyasında 1.500.000-TL bedelli bonoya istinaden kambiyo yoluyla icra takibi başlattığını, bonoda "nakden" kaydı olduğu halde davalının Fethiye CBS 2019/14695 sayılı savcılık soruşturma dosyasında verdiği ifadesinde "hayvan alış verişi" nedeniyle bonoların düzenlendiğini beyan ederek senet nedenini "talil" ettiğini, gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde senet ihdas nedeni olarak belirtilen temel ilişkinin gerçek olmadığının ve iddia edilen ticaretin gerçekleşmemiş olduğunun, senedin bedelsiz olduğunun ortaya çıkacağını, ispat yükünü üzerine alan davalı tarafın, sattığını ileri sürdüğü hayvan kayıtlarına, küpe belgelerine, teslim belgelerine, ilçe tarım müdürlükleri kayıtlarına göre bu beyanını ispat etmek zorunda olduğunu, bahsedilen tarihlerde böyle bir hayvan alışverişlerinin olmadığını, bahse konu tarihlerde hayvan bedellerinin araştırılması halinde bu miktarda bir satış olma ihtimalinin de olmadığının ortaya çıkacağını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davalı tarafın ise savunmasında; davacının bahsettiği ifade kollukta ve müdafi olmaksızın verilmiş bir ifade olduğundan hükme esas alınacak niteliği bulunmadığını, kaldı ki bu ifadede eldeki davanın dayanağı olan icra takibine konu edilmiş senet ile ilgili hiçbir beyan da bulunmadığını, bu nedenle senedin talil edilmediğini, ispat yükünün halen davacı tarafta olduğunu, davacıya verilen borç paraya istinaden bu senedin düzenlenmiş olduğunu, sebepten mücerret bono ile alacaklarının sabit olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalının savcılık soruşturma dosyasında verdiği 23.01.2020 tarihli ifadesinde, davacı ile aralarında hayvan ticareti olup davacının satın aldığı hayvanlarla ilgili olarak davacıdan değişik tarihlerde ve sayıda bono aldığını beyan ettiği belirtilerek, taraflar arasında başkaca bir hukuki ilişki bulunmadığı, davalı tarafın bononun hayvan alışverişinin "teminatı" olduğunu beyanla senedi talil ettiği ve ispat yükünü üzerine aldığı, hayvan satımı nedeniyle alacaklı olduğuna dair yazılı bir belge ibraz edemediği, delilleri arasında "yemin" delili bulunduğundan davalı tarafa yemin teklif hakkı hatırlatıldığı halde, bu hakkı kullanmayacaklarının açıkça beyan edildiği, buna göre davalının, davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davacının menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiş ise de, bu kabul doğru olmamıştır. Öncelikle, TTK'nın 776.maddesinin: " (1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde "bono" veya "emre yazılı senet" kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını içerir..." hükmü uyarınca, dava konusu bonoda keşideci adı ve soyadının yer almayıp TC kimlik numarasının imza ile birlikte açıkça yazılı olması karşısında, bu husus takip dayanağı belgenin kambiyo vasfını etkilemeyeceğinden, kambiyo senedine dayalı bir alacak ile ilgili ispat kurallarının somut olayda uygulanacağı açıktır. Mahkemece, ispat yükünün davalı tarafta olduğu benimsenmiş ve davalı tarafa yemin teklif hakkı hatırlatılmış ise de, ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek ve icapsız yemin teklifine istinaden davanın kabulü hatalı olmuştur. Davada menfi tespit istenilen bono incelendiğinde, bono metninde ihdas nedeninin "nakden" olarak yazılı olduğu görülmektedir. Davacı, taraflar arasındaki bonolar ile ilgili olarak kendisinin şikayeti üzerine davalı tarafın savcılık soruşturma dosyası kapsamında verdiği ifadede, davalının senet ihdas nedenini talil ettiğini ve hayvan ticareti olarak açıkladığını ileri sürmüştür. Bahse konu savcılık dosyası (Fethiye CBS 2019/14695) ve ifadeler incelendiğinde; davacının şikayetine konu ettiği bonolar arasında eldeki davaya konu 1.500.000-TL bedelli bononun açıkça belirtilmediği gibi, davalı tarafın ifadesinde de açıkça bu bonoya dayalı bir beyan bulunmadığı görülmektedir. Bilakis davalı ...'in ifadesinde; 2019 yılı Ağustos-Eylül gibi aralarındaki uzun yıllara dayalı hayvan ticaretinden dolayı hesap gördüklerini, 500.000-TL bedelli toplam 5 senet yaptıklarını, "bunların haricinde vadesi gelmeyen miktarlarını hatırlamadığı avukatında bulunan 2 ya da 3 senet daha bulunduğunu" da açıkça beyan etmiş olduğu görülmektedir. Davalı taraf, bu ifadesinde; tüm senetlerdeki miktarların satmış olduğu büyükbaş ve küçükbaş hayvanların değerine ilişkin olduğunu beyan etmiş, mahkemece ise bu ifade tutanağında davalının senedin teminat olarak verildiğini beyan ettiği gerekçesiyle senet ihdas nedeninin talil edildiği belirtilmişse de, davalının buradaki beyanının senet ihdas nedeni olarak "teminaten" değil, "malen" şeklinde olduğu da görülmekle, mahkemenin davalının senet nedenini teminat olarak değiştirdiği gerekçesi de hatalı olmuştur. Yine, yukarıda açıklandığı üzere, esasen dava konusu bononun açıkça konu edilmediği bir savcılık soruşturma dosyası ve bu dosya kapsamındaki dava konusu bononun açıkça bahis konusu yapılmadığı bir ifadeye dayalı olarak mahkemece ispat yükü tayini yapılması hatalı olduğu gibi, kaldı ki mahkemenin bu kabulüne göre değerlendirildiğinde de; soruşturma dosyasındaki ifadelerinde her iki tarafın da aralarında hayvan alım satımına dayalı ve 2015 yılından beri süregelen bir ticaret olduğunu doğrulamış oldukları, davacının vekili aracılığıyla savcılığa sunmuş olduğu şikayet dilekçesinde "güvence amaçlı" olarak 17.09.2019 tarihinde 6-7 adet daha senet imzaladığını beyan etmiş olması karşısında, senetteki "nakden" kaydına göre davacı tarafın da senet ihdas nedenini "teminat" olarak talil etmiş olacağı, bu durumda davalının "malen" şeklinde talil ettiği kabul edildiğinde dahi çift taraflı talil yapılmış olması nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmeyeceğinin ve yine davacı üzerinde olacağının da açık olduğu, senet tanzim ve vade tarihlerinin taraflarca kararlaştırılarak farklı düzenlenmesinde yasal bir engel olmadığı ve bu hususta anlaşmaya aykırı olarak tarihlerin doldurulduğuna dair de davacı tarafça bir delil sunulamadığı anlaşılmakla, mahkemece tüm bu hususlar gözetilerek, davacı tarafın tüm delilleri toplanarak, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi teşkil eden hayvan ticaretine dair geçmişe dayalı tüm bilgi ve belgeler, davalıdan davacıya yapılan hayvan devirlerine dair hususlar ilgili ilçe tarım müdürlüklerinden tarihler de açıkça belirtilmek suretiyle sorularak, yine diğer senetlerle ilgili olduğu belirtilen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/526 E.sayılı dava dosyasına da davacı tarafça delil olarak dayanıldığı görüldüğünden, bu dosyada da eldeki davanın konusu olan 1.500.00-TL'lik bonoya dair taraf beyanları bulunma ihtimaline karşı bu dosyanın da getirtilip incelenerek davacının tüm delilleri incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının ise karar kaldırma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/592 Esas - 2023/468 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı vekilinin İSTİNAF İTİRAZLARININ ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, b-Davalı tarafından yatırılan 36.096,98 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026