Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1956 E. 2026/1012 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1956
Karar No
2026/1012
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1956 KARAR NO : 2026/1012

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2021 (Dava) - 20/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/202 Esas - 2023/388 Karar DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) BAM KARAR TARİHİ : 04/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2023 tarih ve 2021/202 Esas - 2023/388 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ....'in ... Bankası... Şubesi’nden kullanmış olduğu ticari kredi nedeniyle, 91470410 no’lu sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigortası ile sigortalandığını, 91470410 no'lu sigorta poliçesinin sigortalılık başlangıç tarihi 02.07.2020, bitiş tarihi ise 02.07.2021 olduğunu, sigorta şirketinin vefat halinde ödemeyi taahhüt ettiği vefat tazminatı tutarının 200.000,00 TL olduğunu, muris ....'in 30.11.2020 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak murisin eşi... ile çocukları... ve ...'in kaldığını, vefat üzerine müvekkillerinin ...Bankası ... Şubesi aracılığı ile davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu ve vefat nedeniyle ödenmesi gereken sigorta teminatı tutarı olan 200.000,00 TL' nin ödenmesini talep ettiklerini, davalı sigorta şirketi tarafından murislerinin vefatı sebebiyle herhangi bir vefat tazminatı ödenmeyeceğine dair belirtilen usule uygun şekilde herhangi bir tebligat yapılmadığını, müvekkillerinin davalı sigorta şirketinin, muris-sigortalı ...’in "sigorta başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan kanser hastalığından kaynaklı vefatın, grup sigorta sertifakasında da belirtildiği üzere teminat kapsamı dışında olduğu" gerekçesiyle teminat bedeli olan 200.000.00 TL.’yi ödemekten imtina ettiğini, bu konuda sigortalanan kredinin kullanıldığı .... Bankası... Şubesi'ne olan kredi borcuna mahsuben herhangi bir ödeme yapmayacaklarını adı geçen bankadan haricen öğrendiklerini, müvekkilinin kanser hastalığını kasten gizlemediğini, poliçeyi düzenleyen yetkilinin bu konuda murisin beyanını almadığını, murisin kanser hastalığından değil Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini ileri sürerek; davalı sigorta şirketinin 91470410 no’lu sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı kredi borcunu murisin vefatı sonrasında, teminat kapsamında ....Bankası .. Şubesi’ne ödememiş olması sebebiyle müvekkillerinin ödemek zorunda kaldığı 200.000.00 TL'nin son ödeme tarihi olan 30.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet itirazında bulunmuş, esasa ilişkin beyanlarında ise müvekkili şirket ile ....Bankası ...arasında yapılmış olan .. Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigortalı olan ...'in vefat tarihi itibariyle 6500428606 kredi risk numaralı krediyle bağlantılı olarak 02.07.2020 başlangıç tarihli, 91470410 poliçe numaralı, 200.000,00-TL vefat teminat tutarlı "... Yıllık Kredi Hayat" sigorta sözleşmesi bulunduğunu, sözkonusu sigorta- sigorta bedeliyle sınırlı olmak üzere- sigortalının sigorta süresi içerisinde vefat riskine karşı güvence sağlayan hayat sigortası olduğunu, teminatın kapsamı .. hayat sigorta sözleşmesi özel şartlarına ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, sigortalı ...' in vefat etmesi üzerine 91470410 poliçe numaralı tazminat dosyasına ilişkin müvekkil şirkete iletilen tüm evraklar incelendiğinde sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kanser hastalığı olduğunun tespit edildiğini, sigortalının poliçe başlangıç tarihi öncesinden gelen, sigorta kurulma aşamasında müvekkili şirkete beyan etmediği kanser hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğundan tazminat dosyasının reddedildiğini, müvekkili şirketin ret kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kanser hastalığını müvekkili şirkete bildirmediği, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalının yapılmaması gereken bir sözleşmenin yapılmasına sebebiyet verdiğini, sigortalının sigorta öncesinden gelen ve müvekkili şirkete bildirmediği kanser hastalığına bağlı olarak vefat ettiğini savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...Davacılar dava ile; mirasbırakan ....'in dava dışı bankadan kullanmış olduğu kredi için davalı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi düzenlenmiş olduğunu, kredi borcu devam ederken kredi borçlusunun vefat etmesi üzerine vefat tazminatının ödenmesi için davalı sigorta şirktenie başvurmuş olmalarına rağmen davalının, vefat nedeninin poliçe düzenlenirken bildirilmemiş olması nedeniyle poliçe teminat kapsamında olmadığından bahisle talebin reddedilmiş olduğunu ancak murisin bildirim yükümlülüğüne aykırı davranışının bulunmadığını, kendisine poliçe imzalanırken kanser hastalığının bulunup bulunmadığının sorulmadığını, kaldı ki murisin kanser nedeniyle değil Covid-19 nedeniyle vefat ettiğini, davacıların bankaya tüm kredi borcunu ödemek durumunda kaldıklarını bu nedenle 200.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir. Dava dışı bankadan sigorta poliçe bedelinin davcılara ödenmesine muvafakatleri bulunup bulunmadığı sorulmuş ve bankanın 28.01.2022 tarihli cevabi yazısı ile davaya muvafakatlerinin bulunduğu bildirilmiştir. Mirasbırakanın ölüm sebebinin tespiti yönünde dosya ATK'ya tevdi edilmiştir. ATK 06.06.2022 tarihli raporu ile; mirasbırakanın sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihten önce mide ameliyatı geçirdiği, kanser tanısı konduğu ve tedavisinin devam ettiği, ölüm sebebi olarak Covid-19 kayıtlı olmakla beraber ölüm anındaki tetkikler dosyada bulunmadığından kanser hastalığının ölüm üzerinde etkili olup olmadığının belirlenemediği bildirilmiştir. Bunun üzerine murisin vefat etmiş olduğu hastaneden murisin tüm tetkik ve raporları istenerek dosya yeniden ATK'ya gönderilmiştir. Bu kez ATK 19.12.2022 tarihli raporu ile kişinin ölümünün yayılım yapmış kanser hastalığı ve covid-19 hastalığının müşterek etkisi sonucu meydana geldiği, kanser hastalığının sözleşmeden önce teşhis edildiği belirlenmiştir. Dosyada bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporu ile; hayat sigortası sertifikasında vefat teminat bedelinin 200.000 TL olduğunu, bankanın kredi alacağının 221.988,83 TL olduğunu tespit etmiştir. Dosya kapsamında bulunan sigorta sertifikasının incelenmesinde; kanser hastalığına ilişkin sorulan soruların karşılığının boş bırakılmış olduğu görülmüştür. Yine mahkememizce dinlenen davacı tanığı yeminli beyanı ile kredinin kullandırılması ve sigorta sözleşmesinin imzalanması sırasında kendisinin de murisin yanında olduğunu ve murise hastalığı hakkında hiçbir soru sorulmadığını, sadece kullanılacak kredinin miktarının konuşulduğunu ve kendisinin imzalaması gereken yerlerin gösterilerek imzalarının alındığını ifade etmiştir. Yargıtay 17. HD'nin 20.11.2018 tarihli 2015/17818 E 2018/10940 K sayılı ilamı ile "...poliçenin tanzimi sırasında sigorta şirketinin basiretli bir tacir gibi davranarak sigortalıya bu hususlarda gerekli soruları yöneltip cevaplarını alması gerektiğini, sigortalıya gerekli soruları yöneltmeyen buna rağmen sigorta pirim bedellerinin tamamını tahsil eden sigorta şirketinin, sigortalının bildirim yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğunu ileri sürerek bu durumdan lehine sonuç çıkarması kabul edilemez..." şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda murisin kanser ve covid-19 hastalıklarının müşterek etkisi ile vefat etmiş olduğunun kabulü halinde murisin kanser hastalığının teşhise sözleşme öncesi var ise de sigorta şirketi tarafından basiretli tacir gibi davranılmaması ve soruların gereği gibi sorulmamış olması nedeniyle teminat dışı kaldığı savunması yerinde görülmemiştir. Yine covid-19 hastalığının da sözleşme sonrası ve ani olarak salgın neticesinde gerçekleştiği açık olup davacıların davalarında haklı olduğu..." gerekçesiyle davanın KABULÜ ile; 200.000,00 TL' nin 30/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar murisinin sigorta öncesinden gelen kanser rahatsızlığı bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davacılar murisinin sigorta öncesi kanser hastalığını şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yerel mahkemenin bu konuda değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacılar murisi sigortalının sigorta öncesinden gelen kanser hastalığı ile vefat sebebi arasında bağlantı bulunduğunu, bu nedenle şirketin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, şirketin tazminat ödeme borcu bulunmadığına yönelik beyanlarına helal gelmemek kaydıyla yerel mahkemenin değerlendirmesinin bir an için kabulü halinde tazminat indirimi yapılmaması, tüm kusurun davalı şirkete yüklenmesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hayat sigorta poliçesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Davacıların murisi ile davalı arasında 02.07.2020 başlangıç tarihli, bir yıllık hayat sigorta poliçesi düzenlenmiş, muris 30.11.2020 tarihinde ölmüştür. Davacılar vekilince poliçedeki vefat teminatının tahsili talep edilmiş, davalı vekilince murisin sigorta öncesinde kanser hastası olduğu, bu durumun sigortacıya bildirilmediği, böylece talebin teminat kapsamı dışında olduğunu savunulmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının kanser hastalığı olup olmadığı, kanser hastalığını kasten gizleyip gizlemediği, ihbar/doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplanmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda beyan yükümlülüğü, kapsamı ve sonuçları 1435,1436,1437 ve 1439/2 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder şeklindedir. Bu düzenlemeler kapsamında; sigorta sözleşmelerinde beyan yükümlülüğü sigortalı/sigorta ettirene getirilen bir mükellefiyettir. Hayat sigortaları vefat riskinin üstlenildiği sözleşmeler olup riske yönelik değerlendirmeler akdin kurulup kurulmamasına da etki eden en önemli unsurdur. Bu bağlamda sorulara verilen cevapların doğruluğu akdin kuruluşuna esas teşkil etmektedir. Somut olayda Mahkemece, murisin kanser hastalığının teşhisi sözleşme öncesi var ise de sigorta şirketi tarafından basiretli tacir gibi davranılmaması ve soruların gereği gibi sorulmamış olması ile murisin vefatına sebep covid-19 hastalığının sözleşme sonrası ve ani olarak salgın neticesinde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar muris ile davalı arasında düzenlenen hayat sigorta poliçesinin düzenlenmesi sırasında davalı tarafça murise sağlık beyanına ilişkin soru yöneltilmemiş ise de davaya konu sigorta poliçesinin ve rizikonun gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yeni Türk Ticaret Kanununun 1435 inci maddesi gereğince sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yasa maddesi ile, sigortacının poliçe tanzimi/yenilenmesi sırasında sigortalının sağlığına ilişkin beyanını almasa dahi sigortalıya beyan yükümlüğü getirilmiştir (bknz. Yargıtay 4. HD'nin 19/09/2024 tarih ve 2022/10770 E. - 2024/7912 K. sayılı ilamı). Murisin ölüm sebebinin tespiti için mahkemece ATK 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 19/12/2022 tarihli İhtisas Kurulu Mütalaasına göre, murisin sözleşme tarihinden önce 31/08/2018 tarihinde mide ameliyatı geçirdiği, patolojik tanı kanser olarak yorumlandığı ve ilerleyen dönemlerde takip ve tedavilerine devam edildiği, özofagos kanseri ve kolon kanseri tanıları ile tedavilerinin yapıldığı, pandemi döneminde ise, ateş, öksürük ara ara desatüre olma şikayetleri ile yaptığı başvurusunda covid testinin pozitif tespit edildiği, yapılan tüm tedavilere rağmen vefat ettiği, sonuç olarak kişinin ölümünün yayılım yapmış kanser ve covid-19 hastalıklarının müşterek etkisi sonucu meydana gelmiş olduğu, kanser hastalığının sözleşme öncesi, covid-19 rahatsızlığının ise sözleşme tarihi sonrasında tanılarının konulmuş olduğu mütalaa olunmuştur. 6102 sayılı TTK’nın 1439 uncu maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. TTK'nın 1439/2' nci maddesinde, sigorta ettirenin/sigortalının kasten ya da ihmali ile beyan yükümlülüğüne uymaması hallerinin, sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu olduğu kabul edilmiştir. Yani bildirmeme ihmale dayanıyor ise bu durum tazminattan indirim sebebi teşkil edecek bildirmeme kast derecesinde ise (buradaki kastın kötüniyetle bildirmeme halini değil, bildiği halde beyanda bulunmamayı ifade ettiği dikkate alındığında) bildirilmeyen hastalık ile ölüm sebebi arasında illiyet var ise sigortacı sigorta bedelinin ödenmesi borcundan tamamen kurtulacak, bildirilmeyen hastalığın doğrudan ölüm nedeni olmadığı (bağlantının bulunmadığı) durumda da ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyon hesabıyla) sigorta bedeli belirlenecektir. Buna göre, murisin hayat sigorta poliçesinin tanzimi sırasında birden fazla kanser tanısı aldığını yani kanser hastası olduğunu bilmesine rağmen bu hususu sigortacıdan sakladığı ancak alınan ATK raporuna göre bildirilmeyen hastalığın doğrudan ölüm nedeni olmayıp müşterek bağlantı bulunduğunun anlaşılması karşısında, TTK'nın 1439/2 nci maddesinin son cümlesindeki (proporsiyon hesabıyla) sigorta bedelinin belirlenmesi şartları dikkate alınarak bu hususun kararda tartışılması; hayat sigortası düzenleyen farklı sigorta şirketlerinden, bildirilmeyen birden fazla kanser hastalığı tanısı olan sigortalı adayından alınması gereken primin araştırılması ile davalı sigortacının aldığı prim ile önceki hastalığın bildirilmesi halinde alınması gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyonla hesaplanan) sigorta bedelinden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/202 Esas - 2023/388 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde istinaf edene iadesine, 4-İstinaf aşamasında istinaf eden davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1956, K. 2026/1012, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1956-e-2026-1012-k-79aad44681be