Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1975 E. 2026/989 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1975
- Karar No
- 2026/989
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1975 KARAR NO : 2026/989
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2023 NUMARASI : 2022/440 Esas - 2023/618 Karar DAVA : Emekli Maaş Hesabına Konulan Blokenin Kaldırılması ve Emekli Maaşından yapılan Kesintilerin İadesi BAM KARAR TARİHİ : 03/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2023 tarih ve 2022/440 Esas - 2023/618 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı bankadan ticari kredi kullandığını, kredi tahsisi sırasında emekli maaşından takas suretiyle tahsilat yapılmasına muvafakat ettiğini, kredi taksitleri bir süre ödendiğini, ancak ödeme güçlüğüne düştüğünden kalan taksitlerini ödeyemediğini, davacı tarafından aleyhine İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13396, 2019/13397 ve 2019/13193 Esas sayılı icra takibinin başlattığını, emekli maaşı üzerine 2016 yılında bloke konulduğunu, 2016-2020 yıllarında davacının emekli maaşının tamamının, 2020 yılından itibaren ise 1/4'ünün cebri icra yoluyla tahsil edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 82/1. maddesinde özel kanunlarında haczedilemeyeceği düzenlenen hak ve alacaklardan birinin de 5510 sayılı Kanunun 93/1. maddesinde düzenlendiğini, sigortalılara ve hak sahiplerine bağlanan gelir, aylık ve ödeneklerin Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 88. maddeye göre tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceğini beyan ederek davalı banka tarafından uygulanan blokenin kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile tahsil edine toplam 62.000-TL'nin her bir ay için ayrı ayrı hesaplanmak üzere kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı banka ile davacı borçlu arasında kabul ve imza edilen sözleşmeler uyarınca davacı adına kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve kredi tahsis edildiğini, davacı tarafça kredili mevduat, kredi ve kredi kartından kaynaklanan ödemelerin yapılmaması üzerine ihtarname gönderilerek hesabın kat edildiğini, ödemelerin yapılmaması üzerine davacı aleyhine İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13396 Esas, 2019/13397 Esas, 2019/13398 Esas, 2019/13193 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalı banka tarafından davacının maaş hesabına uygulanan bir bloke bulunmadığını, davacı tarafça kabul ve imza edilen sözleşme uyarınca mevcut rehin hakkına istinaden emekli maaşından 1/4 oranında kesinti yapıldığını, davalının talimatı gereğince gerçekleştirilen ödemelerin İİK'nın belirtilen hükümlerine uygun olduğunu, borçlunun muvafakatı halinde İİK 83. Maddesinde düzenlenen eşya ve maaşların haczinin kabil olduğunu, davacının iddiasının TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının kötüniyetli olarak borçtan imtina etmeye çalıştığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...davalı banka ile davacı arasında 26.05.2015 tarihli ticari kart sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye istinaden davacı adına kredi kartı ve kredi tahsis edildiği, kredi kartı borçlarının ödenmemesi üzerine davacının hesabı kat edilerek aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı banka tarafından davacı adına kayıtlı 9760-5083274-352 numaralı maaş hesabı üzerinde bloke kaydı konularak davacının emekli maaşından kredi borcuna mahsuben kesintiler yapıldığı, cevap dilekçesinde davacının maaş hesabına uygulanan bir bloke bulunmadığı taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca rehin hakkına istinaden emekli maaşından 1/4 oranında kesinti yapıldığının beyan edildiği, davalı tarafından ticari kart sözleşmesi başlıklı sözleşmenin ibraz edildiği, sözleşmede ödeme yapılmaması halinde davalı tarafından davacıya ait hesaplardan tahsil hakkına ilişkin birtakım düzenlemeler mevcut ise de hesap kat ihtarından sonra davacının, emekli maaşının borcuna mahsubuna izin verildiği hususunda yazılı rızasının mevcut olmadığı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin Dosya No: 2020/1834 Karar No: 2022/1029 sayılı ilamında belirtildiği şekilde "... 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesi ile İİK' nın 83. maddesi uyarınca, emekli maaşının haczedilmesinin mümkün olmadığı, hacizden önceki bir dönemde haczi caiz olmayan bir malın haczedilebileceği hakkında alacaklı ile yapılan anlaşma geçerli olmadığı gibi davacının maaşı üzerinde haciz bulunmasa da davalı bankanın maaş hesabı üzerinde bloke uygulamasının haciz sonuçlarını doğaracak nitelikte olup, genel kredi sözleşmesindeki önceye dayalı hükme dayalı olarak hesap kat ihtarından sonra emekli maaşına uygulanan blokenin haksız ve geçersiz olduğu, bilirkişi raporunda davacının emekli maaşından toplam 66.640,69 TL kesinti yapıldığının tespit edildiği, yapılan kesintinin davacıya iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne" karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka ile davacı borçlu arasında kabul ve imza edilen sözleşmeler uyarınca, davcı borçluya kredi kartı tahsis edilmiş, kredili mevduat hesabı ve kredi kullandırıldığını, ancak davacı tarafça kredili mevduat, kredi ve kredi kartından kaynaklanan ödemeler yapılmaması üzerine ihtarname gönderilerek, borcun asgari ödeme tutarını ödememesi durumunda hesabın kat edileceğinin bildirilidğini ve süre verildiğini, davacı tarafça bu ödemelerin yapılmaması üzerine İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13396 E., 2019/13397 E., 2019/13398 E., 2019/13193 E. Sayılı dosyaları ile icra takibi başlattıklarını ve takiplerin kesinleştiğini, müvekkili banka tarafından davacı borcunun maaş hesabına uygulanan bir bloke bulunmadığını, müvekkili banka tarafından davacı tarafça kabul ve imza edilen sözleşme uyarınca mevcut rehin hakkına istinaden emekli maaşından ¼ oranında kesinti yapıldığını, davalının imzalamış olduğu talimat gereğince gerçekleştirilen ödemelerin tamamen İİK’nın belirtilen hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, ancak davacı emekliliğini ileri sürerek imzaladığı taahhüdü geçersiz kılmak için emekli maaşının haczedilemeyeceğini ileri sürerek borcunu ifa etmekten imtina etmeye çalıştığını, davacının yaptıklarının hukuk temel ilkelerine aykırı olup kötüniyetli olduğunu, yüksek mahkeme kararlarına göre bu tür durumlarda bankaya verilen maaş kesintisi yetkisinin haksız şart olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, eğer bu şekilde değerlendirilirse kötüniyetli borçluların somut olayda olduğu gibi sebepler ileri sürerek ödemelerini yapmamalarına sebep olacağının ifade edildiğini, 5510 Sayılı Kanunun 93/1 maddesine göre borçlunun muvafakatı halinde İİK madde 83’teki eşya ve maaşların da haczinin kabil olduğunun ifade edildiğini, davalı tarafın somut olayda kanunen kendisine tanınan cayma hakkını emekli maaşına haciz konulamaz iddiasıyla ileri sürerek TMK md. 2’de belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı ve önceden bankaya karşı ödemelerin zamanında gerçekleşmemesi halinde maaşından kesinti yapılmasını kabul ettiği halde kötüniyetli olarak bu borçtan imtina etmeye çalıştığını, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari kart sözleşmesi nedeniyle emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından haksız tahsil edilen tutarların iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden somut olayda, davacı taraf davalı bankadan ticari kredi kullandığını, kredi tahsisi sırasında emekli maaşından takas suretiyle tahsilat yapılmasına muvafakat ettiğini, kredi taksitlerinin ödenmesinde gecikme yaşanınca davalı banka tarafından emekli maaş hesabına bloke konularak 2016 yılından itibaren emekli maaşından kredi borcunun tahsil edildiğini, icra takipleri başlatıldıktan sonra maaşının 1/4'ünün cebri icra yoluyla kesildiğini, 5510 sayılı Kanunun 93/1. maddesinde düzenlendiğini, sigortalılara ve hak sahiplerine bağlanan gelir, aylık ve ödeneklerin Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 88. maddeye göre tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceğini, bu nedenle başlangıçta verilen muvafakatin geçersiz olduğunu iddia ederek blokenin kaldırılmasını, emekli maaşından yapılan haksız kesintilerin iadesini talep etmiş, davalı banka ise davalı davacının maaş hesabına uygulanan bir bloke bulunmadığını, davacı tarafça kabul ve imza edilen sözleşme ile davalının imzaladığı talimat uyarınca mevcut rehin hakkına istinaden emekli maaşından 1/4 oranında kesinti yapıldığını, icra takipleri başlatıldığını, davacının muvafakati ile emekli maaşından yapılan kesintilerin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2. Mahkemece, davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin haksız olduğu gerekçesiyle bankacı bilirkişinden aldırılan hesap raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. 3. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 4. 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanunun 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesinde; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 5. 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanunun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanunun 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 6. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı kararında; tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle bankanın emekli maaşına doğrudan bloke koymasının mümkün olduğuna karar verilmiştir. 7. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, somut olayda taraflar arasında imzalanan 21.06.20116 tarihli Ticari Kart Sözleşmesinin "Geri Ödeme" başlıklı 3.4. maddesindeki "nakten ödenmeyen borç kaleminin müşteriye tahsis edilmiş kart limitinin müsait olması ve bankanın bunu uygun görmesi kaydıyla müşteriye ait hazır hesaptan otomotik olarak kredi kullandırılması suretiyle tahsil edilir." şeklinde olduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda hazır hesap ile emekli maaşı hesabının aynı hesap olup olmadığı konusunda bir belirleme yapılmadığı, sözleşme içeriğinde kredi taksitlerinin emekli maaş hesabından takas, mahsup, virman yoluyla tahsiline ilişkin ise açık hüküm bulunmadığı, davalı banka tarafından başlatılan ve kesinleşen icra takiplerinde davacının maaş hesabına haciz işlemi uygulanmadığı ve cabri icra yoluyla yapılan bir kesintinin mevcut olmadığı görülmektedir. Ancak davacı, dava dilekçesinde açıkça ticari kredi kullanımı sırasında kredi borcunun emekli maaşından takas suretiyle tahsil etmesine muvafakatinin bulunduğunu ifade etmiş, davalı banka ise davacının talimatı ile emekli maaşından kesinti yapıldığını savunmuştur. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. 8. O halde, mahkemece öncelikle davalı bankadan 21.06.20116 tarihli Ticari Kart Sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin tüm kredi belgeleri, taksitli ödeme planı vs gibi tüm belgeler ile davacının kredi borcunun emekli maaşından takas-mahsup-virman yoluyla tahsili hususunda davalı bankaya verdiği yazılı bir talimata ilişkin belgenin eksiksiz şekilde temin edildikten sonra, daha önceki bankacı bilirkişiden davalı banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak, dava tarihi itibariyle davacının emekli maaşı hesabı üzerinde blokenin bulunup bulunmadığı, 21.06.20116 tarihli Ticari Kart Sözleşmesinin "Geri Ödeme" başlıklı 3.4. maddesinde bahsi geçen hazır hesap ile davacının emekli maaşı hesabının aynı hesap olup olmadığı, kredi belgeleri arasında davacının kredi borcunun emekli maaşından takas-mahsup-virman yoluyla tahsili hususunda yazılı talimat ve muvafakatinin bulunup bulunmadığı hususlarında ek rapor alınıp, yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı kararı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/440 Esas ve 2023/618 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalıdan peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 03/06/2026