Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5866 E. 2026/10753 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/5866
- Karar No
- 2026/10753
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/540 E., 2021/171 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 16.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 08.07.2025 tarihli ve 2024/22948 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB - 2025/97311 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I.İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve KYB - 2025/97311 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, yine 191/3. maddesinde yer alan"Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki düzenlemeler ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Kanun’un 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında, Dosya kapsamına göre; somut olayda, adı geçen şüpheli hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.07.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 07.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi ve şüphelinin anılan tarihte askerde olması nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II.GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 09.01.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2014 tarihli ve 2014/5818 Soruşturma, 2014/98 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 07.08.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 09.10.2014 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının tebliğ edilmesine rağmen müdürlüğe başvurmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2015 tarihli ve 2015/75201 Soruşturma, 2015/21397 Esas, 2015/18482 sayılı iddianamesi ile Ankara 5.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2015/327 Esas, 2019/952 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/8.maddesi uyarınca kamu davasının durmasına, infazın devamına karar verildiği, durma kararının 31.10.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesinden sonra 25.11.2020 tarihinde infazın tamamlandığı,
D. Durma kararından sonra sanığın 28.12.2019 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine, 28.12.2019 tarihli eylem nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2020 tarihli ve 2020/56304 Soruşturma, 2020/17527 Esas, 2020/11893 sayılı iddianamesi ile Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, iddianamede, daha önce durma kararı verildiği hususunun belirtildiği, davanın 2020 /540 esasa kaydedildiği, E. Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesince yeni esasa alınan durma kararına konu davanın 2020/540 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, F. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.01.2021 tarihli ve 2020/540 Esas, 2021/171 Karar sayılı kararı ile, 28.12.2019 tarihli eylem erteleme kararının ihlali olduğundan 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine, 09.01.2014 tarihli eylem nedeniyle 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
G. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında,
Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla tebligatın usulsüz olması nedeniyle erteleme kararının kesinleşmediği, karar kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle ihlal kabul edilen 28.12.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'la değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte, usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2020/540 Esas, 2021/171 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2026 tarihinde karar verildi.