Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/5555 E. 2026/3691 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5555
- Karar No
- 2026/3691
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın, davalı borçlu ...'dan alacaklı olduğunu, borcun tahsil imkanı olmadığını, aciz vesikası ön şartının sağlandığını, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11732 E. ve 2021/11736 E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, borçlu ...'ın dava konusu taşınmazı 25.03.2021 tarihinde davalı ...'e ızrar kastıyla hareket ederek müvekkili davacıdan mal kaçırma saikiyle devrettiğini, taşınmazın gerçek değerinin devir bedelinden fazla olduğunu, davalı ...'ün borçlu davalı ...'ın yakın arkadaşı olduğunu belirterek İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mh., A9 Blok,... Kat ... nolu bağımsız bölüm 2 07... parsel sayılı taşınmazda 1/1 hissenin devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın bedelini ödediğini, müvekkilinin, satışı yapan diğer davalının tüm mal varlığı bilgisine haiz olmadığı gibi aciz halindeyse dahi bu durumu da bilmediğini, davalıların arasında iş yada başkaca alım satım ilişkisi olmasının muvazaa oluşturmayacağını, taşınmaz için diğer davalıya 525.000,00 TL bedelli 29.04.2021 tarihli çeki ciro ettiğini ve diğer davalının bu çeki tahsil ettiğini, kredi çektiğini ve bu krediyi halen ödemekte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin aciz halinde olmadığını, adına kayıtlı birçok mal varlığının bulunduğunu, dava konusu satış işlemini davacıdan mal kaçırmak için değil yeni alınan villanın borç ve masraflarının karşılanması maksadıyla yapıldığını, pandemi nedeniyle piyasalar durgun olduğundan müvekkilinin yardımına arkadaşı ...'ün yetiştiğini, yatırım maksadıyla ayrıca kızının okuluna yakınlığı sebebi ile gerekli olabileceğini düşündüğünden dava konusu taşınmazı satın almak istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 572.000,00 TL'nin "konut alım bedeli" açıklaması ile davalı ...'ün ... hesabından davalı borçlu ...'ın ... hesabına gönderildiği, davalılar arasında başkaca bir alacaklılık-borçluluk ilişkisi tespit edilemediğinden ve dekontta açıklama yer aldığından
bedelin taşınmaz satış bedeli olarak gönderildiği sonucuna varıldığı, konut kredisi olarak çekilen ve davalı borçlunun hesabına gönderilen bedel ile çek bedeli olarak tahsil edilen 524.651,24 TL birlikte nazara alındığında satış bedelinin ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın davalı 3. kişi ... tarafından konut kredisi kullanılarak satın alındığı, davalı borçluya konut alım bedeli açıklaması ile ödeme yapıldığı, bu suretle davalılar arkadaş olsa dahi satışın gerçek bir satış olup muvazaa bulunmadığı, taşınmazın tespit edilen değeri ile satış değeri arasında misli fark bulunmadığı, tasarrufun borçlunun alacaklılarından mal kaçırma kastı ile yapıldığını gösterir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nın 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nın 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup, bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince; 572.000,00 TL'nin "konut alım bedeli" açıklaması ile davalı ...'ün ... hesabından davalı borçlu ...'ın ... hesabına gönderildiği, davalılar arasında başkaca bir alacaklılık-borçluluk ilişkisi tespit edilemediğinden ve dekontta açıklama yer aldığından bedelin taşınmaz satış bedeli olarak gönderildiği sonucuna varıldığı, konut kredisi olarak çekilen ve davalı borçlunun hesabına gönderilen bedel ile çek bedeli olarak tahsil edilen 524.651,24 TL birlikte nazara alındığında satış bedelinin ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından,
dava konusu taşınmazı borçludan devralan davalı 3. kişi ... ile davalı borçlunun yakın arkadaş oldukları, davalı borçlu ...'ın; pandemi nedeniyle piyasalar durgun olduğundan yardımına arkadaşı davalı ...'ün yetiştiğini beyan ettiği anlaşılmakta olup, davalı 3. kişi ...'ün İİK'nın 280/1. maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.