Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/1880 E. 2026/4613 K. – Taksirle Yaralam
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1880
- Karar No
- 2026/4613
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/221 E., 2025/109 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine sanık hakkında kurulan hükmün; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52/2-4, 53/6 maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 3 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 28.11.2017 tarihli kararıyla bozulmasına karar verilmiş, bozma ilâmı sonrası Yerel Mahkemece sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 179/3. maddesince hüküm kurulmasına yer olmadığına, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası gereğince 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 19.07.2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 22.05.2023 tarihinde kasten yaralama suçunu işlediği sabit kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın 22.02.2024 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükmün 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri, usûl ve kanuna aykırı karar verildiğine, kararın aynen açıklanmaması gerektiğine, hakkında lehine olan erteleme kararı verilmesi gerektiğine, katılan tarafın kusurlu olduğuna, alkollü olmadığına, sürücü belgesinin alınmaması gerektiğine, hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 06.07.2013 günü sanığın sevk ve idaresindeki otomobille gece vakti, iki şeritli ve iki yönlü, asfalt kaplama, kaza esnasında kuru ve aydınlatmalı cadde olan ... Caddesi'ni takiben sanayi istikametine doğru seyirettikten sonra olay mahalli olan kavşağa geldiğinde sola dönüş yapmak için aracını yönlendirdiği esnada, karşı yönden gelen ve katılanların üzerinde bulunduğu motorsiklete çarpması neticesinde katılanlardan birinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, diğerinin ise hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda, sanığın kavşak mahallinde sola dönüş koşullarına riayet etmediği, kontrolsüz ve hatalı bir şekilde dönüşe geçtiği motorsikletin önünü kapatmak sureti ile olayda asli kusurlu olduğu, katılan ...'in ise kavşağa asgari hızla müteyakkız yaklaşmayıp zamanında etkili tedbiri almaması nedeni ile tali kusurlu olduğu kabul edilerek ve bozma ilâmına uyularak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesindeki taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.01.2026 tarihli ve 2025/522 E., 2026/14 K. sayılı kararında açıklandığı üzere, Yerel Mahkemenin bozma öncesinde kurulan ilk hükmü ile sanığın neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın yalnızca sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 28.11.2017 tarihli ve 2016/3932 Esas, 2017/9481 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu, 1412 sayılı CMUK'un 326/son. maddesi gereğince, sonuç ceza miktarının sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilip, 1412 saylı CMUK'un 326/son madde ve fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle netice cezanın 6.000,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi yerine, sanığın neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 5. fıkrasından sonra eklenmek üzere "12.01.2015 tarihli hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi dikkate alınarak, sanığın 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.