Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/2382 E. 2026/7706 K. – Tefecilik

Konu: Tefecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2382
Karar No
2026/7706
Karar Tarihi
Konu
Tefecilik

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1350 Esas, 2024/1622 Karar SUÇ : Tefecilik HÜKÜM :İlk Derece Mahkemesince tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Antalya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2024 tarihli ve 2022/1437 Esas, 2024/202 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1, 62/1, 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 416 tam gün karşılığı 12.480,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51/1. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine hükmolunmuştur. B. İstinaf Sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin istinaf talepleri üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 07.11.2024 tarihli ve 2024/1350 Esas, 2024/1622 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümleri kaldırılarak, sanığın zincirleme tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241/1, 43/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 750 gün karşılığı 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Atılı suçun işlendiğine dair somut bir delil bulunmadığına, izinsiz olarak ses ve görüntü kaydı alınmasının kanıt olarak değerlendirilemeyeceğine, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereği müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Anayasa'nın 38. maddesinde; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.”, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a madde-fıkra-bendinde; “Delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur.” ve aynı Kanun'un 217/2. maddesinde; “Yüklenen suç hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilir.” hükümlerine yer verilmiş olup Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli ve 187-131 sayılı Kararında da açıklandığı üzere ani gelişen durum olmaksızın, plan yaparak ya da bir kurgu oluşturarak muhataplarının görüntülerinin veya seslerinin kayda alınması hâlinde bu kayıtların soruşturma veya kovuşturma sırasında kullanılamayacağı, mahkumiyet hükmüne ispat aracı olamayacağı, ilgililerin yetkili makamlara başvurma imkanları olduğu halde başvurmayarak bizzat elde ettikleri ses ve görüntü kayıtlarının ani gelişen ve bir daha elde edilme imkanı bulunmayan kanıt niteliğinde sayılamayacağı diğer yandan 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin gerektiği gözetildiğinde; Sanığın katılan ...'e faiz karşılığı borç para verdiği tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olmakla birlikte sanık savunması ve katılanlar ... ile ... anlatımından katılan ... ile sanık arasında borç para alma olayının yaşanmadığı, ... eşi olan ... sanıktan aldığı borca karşılık verilen bonoyu kefil olarak imzaladığı ve adına kayıtlı taşınmazı sanığa tapuda devrettiği, bu şekilde gerçekleşen eylem nedeniyle tefecilik suçunun katılan ... yönünden oluşmadığı, katılan ... yönünden ise hükme esas alınan ses ve görüntü kayıtlarının elde edilme şeklinin belirlenmesi ile hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde bu deliller dışlanmak suretiyle dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi ile sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu her üç katılana yönelik isnatların sübut bulduğu kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması,

Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde suçun zincirleme şekilde işlenmesi halinde cezanın 1/4'ten 3/4'üne kadar artırılabileceği öngörülmüş olup, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken, aynı Kanun'un 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenleme gereğince, mağdur ve/veya fiil sayısı nazara alınıp, benzer olaylarla karşılaştırıldığında suç ile ceza arasındaki dengeyi bozmayacak ve denetime imkan verecek biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşacak bir artırım oranı belirlenerek ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sırasında 1/2 oranında artırım yapılarak fazla cezaya hükmolunması, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereğince Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.07.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2025/2382, K. 2026/7706, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2025-2382-e-2026-7706-k-1d16005e7d20