Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/10679 E. 2026/6743 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/10679
- Karar No
- 2026/6743
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2971 Esas, 2023/1177 Karar SUÇLAR : Tehdit, görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2022 tarihli ve 2019/361 Esas, 2022/345 sayılı Kararı ile verilen beraat hükmünün esas yönünden istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından, katılanın belirtilen suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiş, temyiz öncesi sanık müdafiinin aynı suça ilişkin 18.07.2022 tarihli dilekçeyle vekalet ücretine hasren istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmesi olanaklı bulunmuştur. Sanık hakkında tehdit suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2018 tarihli ve 2018/39 Esas, 2018/378 Karar sayılı hükmünün sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.07.2019 tarihli ve 2019/1016 Esas, 2019/1715 sayılı Karar ile 5271 sayılı Kanun'un 2 89... /1-d maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmesi sonrası İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 24.06.2022 tarihli ve 2019/361 Esas, 2022/345 sayılı Karar ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan beraatine ve tehdit suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-2. cümle maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin 17.04.2023 tarihli ve 2022/2971 Esas, 2023/1177 sayılı Kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanık ve müdafinin istinaf başvurusunun incelemesinde; İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Katılanın istinabe suretiyle beyanı alınırken üye hâkimin tek başına düzenlemiş olduğu tensip zaptına göre ve tensip zaptında yazılı tarihten önce yalnızca üye hâkim huzurunda dinlendiğinden 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a maddesine aykırı olarak delil elde edildiğine, aynı Kanun'un 201/1. maddesi uyarınca savunmanın doğrudan soru sorma hakkının da engellendiğine, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, bu yönde tanık dinlenmesi gibi taleplerin yerel mahkeme tarafından reddedildiğine, katılanın tehdit suçuna ilişkin süresinde şikâyetçi olmadığına, katılanın sanığın “size bu lafları yedireceğim” sözlerini sarfetmediğini “bu zabıtları size yedireceğim” sözlerini sarf ettiğini beyan etmesine rağmen “bu lafları size yedireceğim” sözlerinin tehdit suçunu oluşturduğundan bahisle hukuka aykırı hüküm tesis edildiğine, sanık tarafından sarf edildiği iddia olunan sözlerin olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerektiğine, bu nedenlerle kararın bozulması istemine ve sair hususlara ilişkindir. Katılanın Temyiz İstemi Olayların yaşandığı Sulh Ceza Hakimliğindeki sorguda, sanığın hareketlerinin dosya arasında bulunan ve ilgililerin beyanlarının alınmasıyla elde edilecek delillerle ve kararda bütünüyle değerlendirilmediğine, suç duyurusu yazısında belirtilen suçları sanığın işlediği sabit olmakla, bu suçlardan alt hadden uzaklaşılarak ceza verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, bu kapsamda; mağdurun dinlenilmesine yönelik 14.11.2019 tarihli talimatın niteliği gözetildiğinde tanık dinlenmesi için belirlenen günün sanığa ve müdafiine bildirilmesi zorunluluğuna ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 181. maddesinin somut olayda uygulama alanı olmadığı, yine aynı Kanun'un 206/2, 1 77... . maddelerinde 210/1. maddesindeki istisna hariç mahkemenin tanık dinlenmesi ve taraflarca ortaya konulması istenilen diğer deliller yönünden takdir yetkisi bulunduğunun açıkça belirtildiği ve incelenen dosyada İlk Derece Mahkemesince sanık ve müdafiilerinin olayın gerçekleştiği anda orada bulunan adliye ve kolluk personelleri, şüpheliler ve müdafiileri dahil herkesin dinlenilmesi gibi taleplerinin ilgili celselerde gerekçesiyle değerlendirildiği, katılanın imzasını içeren 28.06.2016 tarihli suç duyurusu yazısına nazaran şikayetin süresi içerisinde yapılmış olduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların dosya kapsamında yer alan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki düzenleme ile 61/1-a maddesinde yedi bent halinde sayılmış cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik ölçütler birlikte değerlendirilmek suretiyle temel cezanın alt sınırdan makul bir oranda uzaklaşılarak belirlendiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında, sanık müdafiinin ve katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. III. KARAR 1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılanın sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca oy birliğiyle REDDİNE, 2. Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin Kararında, sanık müdafii ile katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi gereği İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2. cümle, 53. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının onanmasına karar verilmiş ise de; Katılan tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 28.06.2016 tarihli suç duyurusu yazısı üzerine soruşturmanın başladığı ve sanık hakkında görevi kötüye kullanma ile kamu görevlisine hakaret suçlarından kamu davası açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı sonrası sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan açılan davaya konu eylemin tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin "... (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar..." şeklinde düzenlendiği, dolayısıyla katılanın fiil ve faili bilmesine rağmen 6 aylık süre içerisinde şikayet hakkını kullanmadığı, suç duyurusunda bulunmasının şikayet hakkını kullandığı anlamına gelmeyeceği ve katılanın 20.11.2019 tarihinde şikayetçi olduğu da göz önüne alındığında 6 aylık süre dolduktan sonra şikayette bulunduğundan kamu davasının süresinde şikayet yokluğu nedeniyle düşmesi görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.