Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/7763 E. 2026/6790 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/7763
- Karar No
- 2026/6790
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1301 E., 2025/800 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2025 tarihli ve 2024/376 Esas, 2025/102 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 188/4-a, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 12... ay hapis ve 125.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 28.04.2025 tarihli ve 2025/1301 Esas, 2025/800 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a, 303/1-a. maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın uyuşturucu madde ticaretine ilişkin herhangi bir eyleminin bulunmadığına ve lehine etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre sanığın kullanıcı şahıs olan Bünyamin'e uyuşturucu madde verdiği ve üzerinde yapılan aramada poşet içerisinde satışa hazır vaziyette paketlenmiş esrar, sentetik ..., MDMA ihtiva eden haplar ve Pregabalin ihtiva eden haplar ele geçirildiği ayrıca cep telefonunda yapılan incelemede uyuşturucu madde satışına ilişkin mesajlaşmaların tespit edildiğine dair olayda, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın ismini bildirdiği şahıslar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi halinde yargılamanın yenilenmesi yoluyla sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının her zaman değerlendirilebileceği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.04.2025 tarihli ve 2025/1301 Esas, 2025/800 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmün niteliğine ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanığın tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Tanık ...Ç.'nin sanık ...’in babası olup sanığın uyuşturucu madde kullandığını bildiği, 18.10.2024 günü tanık ...Ç'nin oğlu sanık ...’yı yedi ay kadar önce çalışmaya başladığı Akkuyu Nükleer Santral inşaatına göndermek üzere getirdiği, ... otogarında fenalaşması nedeniyle ambulansla Devlet Hastanesine götürüldüğü tanık ...Ç. de hastaneye geldiğinde hastane görevlileri ile polislere oğlu Mustafa’nın uyuşturucu kullandığı, hatta şuan da cebinde uyuşturucu olduğunu söylemesi üzerine polisin YÖNLENDİRMESİ üzerine oğlu sanık ...’nın cebindeki uyuşturucuları çıkararak polislere teslim etmesi şeklinde gelişen olay üzerine: Sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca uyuşturucu ve uyarıcı madde suçundan dolayı açılan kamu davası sonucu; ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 188/4-a ve 53. maddeleri gereğince verilen 12... ay hapis 125 bin TL adli para cezası sanık ve müdafinin istinafı üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin inceleme sonucu düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. Bu karar sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince oy çokluğuyla esastan reddedilerek onanmıştır. Çoğunluk üyelerimizle aramızdaki uyuşmazlık hükme esas alınan sanığın cebinde çıkan uyuşturucuların hukuka uygun elde edilip edilmediğine ilişkindir. Uyuşmazlığa İlişkin Mevzuat Hükümleri Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması başlıklı 13. maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Anayasa’nın Özel Hayatın Gizliliği başlıklı 20/1. maddesi “ Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatın gizliliğine dokunulmaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. ” Anayasa suç ve cezalara ilişkin esaslar başlıklı 38/6. maddesi “ Kanunlara aykırı olarak elde edilmiş, bulgular delil olarak kabul edilemez” CMK’nın 116. maddesi “Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.” CMK’nın 119. maddesi “Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir. ” CMK’nın 206/2-a maddesi “Delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse” reddedilir. CMK’nın 217/2 “Yüklenen suç hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.” CMK’nın 230/1-b “Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.” Yukarıda anlatılan olay ve ilgili mevzuat ışığında uyuşmazlığın değerlendirildiğinde; Anayasa temel hak ve hürriyetlerin korunmasını emretmekte ve özel hayatın gizliliğininde temel hak ve hürriyetle içine almakta hangi hallerde sınırlandırılacağını da belirtmektedir. Bu düzenlemelere göre özel hayatın korunmasının kapsamı şu şekilde ifade edilebilir. Özel hayatın korunması: HERKESE KARŞI HER YERDE HER ZAMANDA koruma altındadır. Olayımızda hükme esas alınan delil sanığın babası olan tanık ...Ç.'nin sanığın cebine elini sokarak aldığı esrar maddeleri hukuka uygun hale getirmeyecektir. Sanığın özel hayatı anne, baba, eş, çocuklar herkese karşı koruma altına alınmıştır. Kaldı ki; olayımızda tanık ...Ç'nin oğlu sanık ...’nın uyuşturucu kullandığını bildiği bu sebeple bir suç işlediğinden haberdar olduğu bunu da polise söylemesi üzerine polisin suç işlendiğinden haberdar olması üzerine arama kararı ve emri almak yerine tanık babayı yönlendirerek sanığın cebindeki suç delillerini bir arama kararı ve emri olmadan elde etmişlerdir. Tanık ...Ç.'nin polisin kendisini yönlendirerek sanık oğlu ...’in cebindeki uyuşturucu maddeyi alarak polise verdiğini 19.10.2024 tarihli beyanda söylemiştir. Sanık hakkında bu delil olmadan diğer yan delillerle de mahkumiyet hükmü kurmayacaktır. Hukuka aykırı elde edilen delillerin mahkumiyet hükmüne esas alınmayacağından sayın çoğunluğun esastan red görüşüne katılamıyorum. 14.05.2026