Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/20 E. 2026/277 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/20
Karar No
2026/277
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 288-1833

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/18. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 52/2, 53... . maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve kaçak eşyanın müsaderesine ilişkin İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.07.2014 tarihli ve 1186-816 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 24.02.2020 tarih ve 10981-1858 sayı ile;"5607 sayılı Kanun’un 5/2. maddesinin 'Yedinci fıkrası hariç, 3'üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde uygulanmaz' hükmünü içermesi karşısında, ele geçirilen sigara miktarı da gözetilerek, sanığa soruşturma ve kovuşturma evrelerinde suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı hesaplanarak bu tutarın ödemesinin, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'haklarının öğretilmesi yükümlülüğü' kapsamında, usulüne uygun olarak hukuki sonuçlarıyla birlikte açıklanmadığı anlaşıldığından, sanığa bu hak tanınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince 27.06.2022 tarih ve 288-1833 sayı ile; sanığın, 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5-10-22 ile TCK'nın 62, 52/2, 51... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 20 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye ilişkin verilen hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.04.2023 tarih, 14617-4185 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Kolluk tutanağına göre; sanığa ait iş yerinde kaçak sigara satıldığına dair ihbar üzerine iş yerinin dışında beklenmiş, iş yerine girip çıkan ve sigara alan kişilerin görülmesi üzerine iş yerinin içerisine girilmiş, açık çekmece içerisinde sigaralar olduğunun görülmesi üzerine işlem yapılarak sigaralara el konulmuştur. Somut olayda adli kolluk olarak görev yapan kolluk görevlileri aldıkları ihbar nedeniyle Cumhuriyet Savcısına bilgi verip emir almadan yetkilerinin dışına çıkarak sanığın iş yerinde arama yapmışlar ve elde ettikleri bu delillerle soruşturma işlemlerine başlamışlardır. Soruşturma işlemlerinin Cumhuriyet Savcısının bilgisi ve talimatları doğrultusunda yapılması gerektiğine dair CMK’nın 164/2 maddesindeki düzenlemeye uymamışlardır. Yapılan ihbarın CMK’nın 116. maddesi kapsamında makul şüphe olup olmadığını ilk değerlendirecek olan Cumhuriyet savcısı, karar istenildiğinde ise hakimdir. Olayın gelişimine göre suçüstü hali de söz konusu değildir. Somut olayda suç işlendiği hususunda ihbar alınmış olması nedeniyle yargının yetkisinde ve değerlendirmesinde olan bir alana girilmiştir. Artık bu durumda kolluk görevlileri Cumhuriyet Savcısına bilgi verip onun talimatları doğrultusunda hareket etmek zorundadırlar. CMK’nın 119. maddesine uygun şekilde verilmiş bir arama kararı olmadan, sanığın iş yerinde yapılan arama Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğinden usulsüz bir aramadır ve bu aramada elde edilen deliller hükme esas alınacak nitelikte değildir. Sanığın sigaraların kendisine ait olduğunu söyleyip suçunu ikrar etmiş olması ya da aramaya rıza göstermiş olması usule aykırı elde edilen delilleri usule uygun hale getirmeyecektir. Belirtilen nedenlerle yerel mahkemece verilen hükmün usulsüz arama nedeniyle bozulması gerektiğini düşündüğüm için, heyetimizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki görüşlerine iştirak etmiyorum." şeklindeki düşünceyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 09.09.2023 tarih ve 124668 sayı ile; karşı oyda belirtilen gerekçelerle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 26.10.2023 tarih ve 16492-9339 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça konu kaçak sigaraların hukuka uygun yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 23.05.2013 tarihli tutanağa göre, ... numaralı sokakta yer alan sanığa ait iş yerinde kaçak sigara satıldığına dair ihbarı değerlendiren görevlilerce iş yerinin çevresinde yapılan gözlemde, müşterilerin kaçak sigara satın aldıklarının görülmesi üzerine iş yerine giren görevlilerce masanın açık olan çekmecesindeki kaçak sigaraların görüldüğü ve sanığın rızasıyla 58 paket kaçak sigaranın muhafaza altına alındığı, Dava konusu 58 paket kaçak sigaraya ilişkin Gümrük İdaresince düzenlenen 10.06.2013 tarihli Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit (KEMT) Varakasına göre; eşyanın CİF kıymetinin 84.00 TL, gümrük vergisinin 286.31 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 370.31 TL olduğu, Anlaşılmaktadır. Sanık aşamalarda kaçak sigarayı satmak için bulundurduğunu savunmuştur.

V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 02.07.2025 tarihli ve 147-312, 14.05.2025 tarihli ve 324-303, 12.06.2024 tarihli ve 455-191 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarından açıklandığı üzere; Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir (CMK madde 116/1). Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhâl bildirilir (CMK madde 119/1). Şu hâle göre; (adli) kolluk görevlileri, şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin/(müsaderesi gerekecek eşya ya da kazancın) elde edilebileceği hususunda makul şüphe duyduğunda, gerekiyorsa genel ve delil güvenliği için gerekli tedbirleri aldıktan sonra bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra için CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. Yani kolluk görevlileri mümkün ise hemen Cumhuriyet savcısına ulaşacak ve onun delaletiyle sulh ceza hâkiminden arama kararı alınacaktır. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise (konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç) kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapabilecektir. CMK'nın 161/3. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklindeki düzenlemenin, acilliği de beraberinde taşıyan zorunluluk hâlinde arama işlemi için de uygulanabileceği kabul edilebilir. Doktrinde Kiziroğlu da aynı görüştedir. (Serap Keskin-Kiziroğlu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Basit Arama (Adli Arama) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2009, C.58, S. 1, s. 153). Mer'i 5607 sayılı Kanun'un arama ve elkoymayı düzenleyen 9. maddesinin 1. fıkrası, arama ve elkoymalarda CMK’nın uygulanacağını emretmiş bulunmakla, 4926 sayılı Kanun'un mer'iyyeti döneminde uygulanmakta olan Yönetmelik'in 8. maddesinin "e" bendinin tatbik imkânının ortadan kalktığı gözetilmelidir. Diğer taraftan kanun koyucu arama işleminde karar koşulu açısından kişinin konutu ile iş yerini bir tutmuş, konuta göre daha açık bir alan olması nedeniyle iş yerini, konut dokunulmazlığının ihlali suçundaki rızayla karıştırmamış; ceza muhakemesi hukukunda arama koruma tedbiri açısından özgürlük yararına bir düzenleme yapmıştır. İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun düzenlendiği TCK'nın 116/2. maddesine göre, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerleri ve eklentilerine girilmesinde iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Fakat bu husus, bu yerlerde arama işlemi yapabilmek için karar veya yazılı emir koşulunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya zayıflatmaz (Keskin-Kiziroğlu, s.152). Keza, kamuya açık kapalı alanların, kamuya açık olmayan kısımlarında yapılacak aramanın da hâkim kararı ya da şartları oluştuğunda Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile mümkün olacağının kabulü gerekir. El koyma işlemi CMK'nın 123/2. maddesinde arama kararına paralel bir usule tabi tutulmuştur. Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK madde 127/1-3). Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b). B. Hukuki Değerlendirme Sanığa ait iş yerinde kaçak sigara satıldığı yönündeki ihbarı değerlendiren görevlilerce iş yeri çevresinde yapılan gözlem ve fiziki takip sonucunda, müşterilerin kaçak sigara satın aldıklarının tespit edilmesi üzerine iş yerine giren görevlilerce masanın açık durumdaki çekmecesinde bulunan kaçak sigaraların görüldüğü ve 58 paket kaçak sigaranın muhafaza altına alındığı kabul edilen olayda; CMK'nın 161/2 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun EK 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhâl Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması gerekmektedir. Suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren yapılacak her türlü işlem adli bir nitelik taşıyacaktır. Buna göre; suç şüphesinin ortaya çıkmasından sonra arama işleminin CMK'da yer alan düzenlemelere göre yapılması gerekmektedir. Somut olayda, ihbar üzerine olay yerine intikal eden görevlilerce iş yeri çevresinde gerçekleştirilen fiziki takip neticesinde ihbar içeriğinin doğrulanmasıyla birlikte adli soruşturma süreci başlamış olup bu aşamadan sonra kolluğun PVSK'nın Ek 6. maddesi delaletiyle CMK'nın 161/2 ve 123. maddeleri çerçevesinde Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda arama ve el koyma işlemlerine devam etmesi gerekirken, re'sen arama ve el koyma işlemi gerçekleştiremeyeceği açıktır. Ayrıca eşyanın görevlilere teslimine ilişkin olarak sanığın özgür iradesine dayanan rızasından da söz edilemeyecektir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın iş yerindeki masanın açık çekmecesinde ele geçirilen kaçak sigaralara, CMK'nın 116 ve devamı maddeleri gereğince usulüne uygun verilmiş bir adli arama emri/kararı olmadan, özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) iş yeri dokunulmazlığı (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkının (Anayasa madde 35) özü ile bağdaşmayan, keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları da etkisiz kılacak biçimde, el konulmasına yönelik işlemlerde hukuka uygunluk görülmediğinden işbu delilin, Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan emredici düzenleme gereğince hükme esas alınamayacağının kabulü zorunludur. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Gerekçe bölümünde atıf yapılan içtihatlarda da açıklandığı üzere; teslime konu olup suç delili, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan kaçak sigaraların, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerindeki masanın açık olan çekmecesinde gözle görülür şekilde dizili olduğu, kaçak sigaraların görevlilerce muhafaza altına alınması işleminin gizlenmiş bir şeyi bulmaya çalışma ve araştırma anlamına gelen arama olarak değerlendirilemeyeceği, kolluk görevlilerince gerçekleştirilen işlemlere yönelik sanığın bir itirazının bulunmadığı, özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut/işyeri dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkının (Anayasa madde 35) özü ile bağdaşmayan ve keyfi muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılacak biçimde ve hukuken geçerli olmayan rızaya dayalı bir teslim olgusu da söz konusu olmadığından, suçun delili ve konusunu oluşturan, açıkta ve gözle görülür şekildeki kaçak sigaraların ele geçirilip muhafaza altına alınmasına yönelik yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı" düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurul Üyesi de; benzer düşüncelerle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.04.2023 tarihli ve 14617-4185 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.06.2022 tarihli ve 288-1833 sayılı hükmünün, CMK'nın 1 16... . maddeleri uyarınca usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adli arama kararı bulunmadan ele geçirilen suça konu eşyanın hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunduğu gözetilmeden hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/20, K. 2026/277, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-20-e-2026-277-k-7a8c5d256918