Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/8033 E. 2026/5820 K. – Defter, Kayıt
Konu: Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/8033
- Karar No
- 2026/5820
- Karar Tarihi
- Konu
- Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3406 E., 2025/2628 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.02.2022 tarihli ve 2021/311 Esas, 2022/141 sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/969 Esas, 2022/1924 Karar sayılı kararı ile 1-5604 Sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkındaki Kanun'un 1/1-4. maddesine göre, her yıl Temmuz ayının biri ile yirmisi arasında mali tatil uygulanacağının ve mali tatil süresi içerisinde inceleme amacıyla defter ve belge ibrazının istenemeyeceğinin hükme bağlanması, sanığın yetkili olduğu şirkete ait e-tebligat adresine defter ve belgeleri isteme yazısının 25/06/2020 tarihinde gönderildiği, e-tebligatın gönderildiği tarihi takip eden 5. gün olan 30/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren sanığın 15 günlük süre içerisinde defter ve belgeleri ibraz etmesi gerektiği ancak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/5225 esas, 2021/5118 karar sayılı ilamında da işaret edildiği üzere 15/03/2007 tarih ve 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, her yıl Temmuz ayının biri ile yirmisi arasında mali tatil uygulanacağının ve son günü mali tatile rastlayan sürelerin, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağının öngörüldüğü, defter ve belge isteme yazısının 30/06/2020 tarihinde tebliğ edilmesi ve 15 günlük sürenin mali tatil içinde olması nedeniyle, süre tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzayacağı göz önüne alındığında öncelikle e-tebligatın geçerli olup olmadığının tespiti için yasal mevzuatın açıklığa kavuşturması gerekmektedir.
Elektronik ortamda tebliğe ilişkin hükümler 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 107/A maddesinde düzenlenmiş olup, VUK'un 107/A maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, bu şekilde yapılan elektronik imzalı tebliğ evrakı, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı" düzenlenmiştir. 456 seri nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde ise, elektronik tebliğe ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş olup Söz konusu Tebliğ'de; tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar; Kurumlar vergisi mükellefleri, Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç), İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenlerdir. Kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, Tebliğ ile belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Söz konusu Tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamına girmeyen gerçek kişi muhataplar ise internet vergi dairesi aracılığıyla başvurarak veya ikametgahlarının bulunduğu yer vergi dairesine bizzat veya özel yetki içeren noterde verilmiş vekâletnameyle yetkili kılınan kişiler aracılığıyla başvuruda bulunarak sistemi kullanmaları mümkündür.
Elektronik tebligat sistemini kullanmak üzere, Elektronik Tebligat Talep Bildirimi ile bildirimde bulunan mükelleflere vergi dairesince, müracaat anında sistemden üretilecek İnternet Vergi Dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf verilir. Şifre zarfının mükellefe veya yetki verilen kişiye tesliminde, "Elektronik Tebligat Sistemi ve İnternet Vergi Dairesi işlemlerinde kullanmak için kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden zarf, kapalı olarak teslim edilmiştir." şeklinde bir "Teslim Tutanağı" tanzim edilecek ve söz konusu tutanak mükellef veya noterde verilmiş vekaletnameyle yetki verdiği kişi ile, müdür/vergi dairesi müdürü veya müdür yardımcısı tarafından tarih konulmak suretiyle imzalanacaktır. Tanzim edilen teslim tutanağı ile elektronik tebligat talep bildiriminin birer örneği mükellefin dosyasında muhafaza edilecektir.
456 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 6.maddesinde "213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak, elektronik imza ile imzalanacak ve tebligatı yapan birim adına Başkanlık tarafından tebliğ yapılacak muhatabın elektronik tebligat adresine iletilecektir. Elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi üzerinden erişilecektir. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresine sahip olan gerçek ve tüzel kişiler şifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulaşacaklardır. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi olmayan gerçek kişiler ise sisteme her girişte yapılan kimlik doğrulaması ile elektronik tebligat adreslerine erişeceklerdir. Kanunun 107/A maddesi gereğince, elektronik imzalı tebliğ evrakı, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır. Olay kayıtları, İşlem Zaman Bilgisi eklenerek, erişilebilir şekilde arşivlerde otuz yıl süreyle saklanacaktır. Hesaba erişim bilgilerinin iletimi ile sisteme erişimin güvenli bir şekilde yapılması için gerekli tedbirler Başkanlık tarafından alınacak olup talep halinde elektronik tebligata ilişkin delil kayıtları ilgilisine veya yetkili mercilere sunulacaktır. Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak muhatap tarafından elektronik tebligat sistemine başvuru sırasında veya daha sonra bildirilen mobil telefon numarasına ve/veya e-posta adresine, kendisine gönderilen tebligata ilişkin bilgilendirme mesajı gönderilebilir. Bilgilendirme mesajının herhangi bir nedenle muhataba ulaşmamış olması tebligat süresini ve geçerliliğini etkilemez." şeklinde düzenleme yer almaktadır.
456 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 7.maddesinde "Zorunlu veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların aşağıdaki durumlar dışında sistemden çıkmalarımümkün değildir. Tüzel kişilerde ... sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) tarih itibarıyla, elektronik tebligat adresi kapatılır. Gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresi resen kapatılır. Mirasçıların bağlı olunan vergi dairesine başvurması halinde de müteveffanın elektronik tebligat adresi kullanıma kapatılır. Gerçek kişilerde muhatabın; tüzel kişilerde ise şirketin tek kanuni temsilcisi olması durumunda ilgili kanuni temsilcinin, birden çok kanuni temsilcisi olması durumunda tüm kanuni temsilcilerin görme engelli olduklarının ispat ve tevsik edilmesi durumunda, bu mükelleflere elektronik tebligat sistemi kullanılmadan Kanunun 93 üncü ve müteakip maddelerinde belirtilen diğer tebliğ usullerine göre tebligat işlemi yapılacaktır." şeklinde düzenleme yer almaktadır.
456 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 9.maddesinde "Elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddeleri uyarınca, Kanunun Mükerrer 355 inci maddesindeki cezai müeyyide uygulanır. Ceza uygulaması sonrasında re’sen oluşturulan internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi gerçek kişilerde mükellefe, tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde doğrudan kanuni temsilcisine tebliğ edilir ve elektronik tebligat adreslerine tebligat gönderimine başlanılır. " şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Somut olay bu bilgiler doğrultusunda değerlendirildiğinde: suçun unsurları ile maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için; sanığın yetkilisi olduğu mükellef şirketin bağlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve ... Sicil Müdürlüğüne müzekkereler yazılarak;
a)Sanığın yetkilisi olduğu mükellef şirketin tebliğ tarihinde ticari faaliyetine devam edip etmediğinin, mükellefiyetinin re'sen terkin edilip edilmediğinin ve ... sicil kaydının silinip silinmediğinin, terk ve silinme var ise terkin ve silinme tarihlerinin sorulması ile varsa kurumun elektronik tebligat adresinin kapatılıp kapatılmadığının araştırılması ve buna göre tebliğ tarihinde elektronik tebligat adresinin aktif olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi,
b)Sanığın yetkilisi olduğu mükellef şirketin, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olan mükelleflerden olup olmadığının ve Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde bulunup bulunmadığının sorulması,
c)Mükellef şirket elektronik tebligat sistemine dahil ise, Elektronik tebligat sistemini kullanmak üzere Elektronik Tebligat Talep Bildirimi ile bildirimde bulunan mükellefe vergi dairesince, müracaat anında sistemden üretilecek İnternet Vergi Dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf verilip verilmediğinin, şifre zarfının tesliminde, mükellef veya noterde verilmiş vekaletnameyle yetki verdiği kişi ile, müdür/vergi dairesi müdürü veya müdür yardımcısı tarafından tarih konulmak suretiyle imzalanan "Teslim Tutanağı" tanzim edilip edilmediğinin sorulması, edilmiş ise Tanzim edilen Teslim Tutanağı ile Elektronik Tebligat Talep Bildiriminin birer örneğinin mükellefin dosyasından istenilmesi,
d) e-tebligatın mükellefe ulaşıp ulaşmadığının sorularak, tebliğe ilişkin olay kaydı ve işlem zaman bilgilerini içerir belgelerin istenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, esasa etkili bu deliller toplanmaksızın eksik araştırma ile yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-CMK'nın 188/1.maddesinde "Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulunması şarttır." şeklindeki düzenleme ile duruşmada mutlaka hazır bulunması gerekenlerin belirlendiği,
CMK'nın 196/2. maddesinde; ''Sanık, alt sınırı 5 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe sureti ile sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet Savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet Savcısı ile müdafi sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir.'' şeklindeki düzenlemeyle de istinabe sureti ile yapılan sanığın sorgusunda Cumhuriyet Savcısının hazır bulunmasının zorunlu olmadığının belirtildiği,
Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması CMK'nın 289/1-a maddesinde, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması ise CMK'nın 289/1-e maddesinde "hukuka kesin aykırılık halleri" arasında düzenlendiği,
Somut olayda; sanık hakkında savunması alınıp serbest bırakılmak üzere yakalama emri çıkarıldığı, sanığın 12/12/2021 günü yakalandığı, sorgusunun Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/118 D.iş sayılı dosyası üzerinden duruşma açılmak suretiyle yapıldığı, bu nedenle sanığın savunmasının alınmasına dair işlemin istinabe niteliğinde olmadığı ve Cumhuriyet Savcısının duruşmaya katılmasının zorunlu olduğu, ancak sanığın savunmasının alındığı duruşmaya Cumhuriyet Savcısı katılmadan sanığın savunmasının alınması (Aynı yönde Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 04/10/2018 tarih, 2018/947 Esas, 2018/6798 Karar sayılı ilamı),
3- Yukarıda belirtilen eksiklikler tamamlandıktan sonra suçun subuta erdiğinin kabulü halinde, hüküm tarihinden sonra 15... tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Vergi Usul Kanununda yapılan değişikliklerle; "MADDE 4- 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasında yer alan “üç” ibaresi “beş” şeklinde, (b), (c) ve (ç) fıkralarında yer alan “beş” ibareleri “sekiz” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye son fıkrasından önce gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.
Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.
Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” MADDE 5- 213 sayılı Kanunun 367 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “359 uncu maddede yazılı suçlara ilişkin yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmalarda mütalaaya konu fiilin, başka bir kişi tarafından veya başka bir kişiyle birlikte gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması durumunda, bu kişi bakımından kamu davası açılması için rapor düzenlenmesi ve mütalaa verilmesi şartı aranmaz.”
MADDE 6- 213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 34- Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, 359 uncu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammını, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödedikleri takdirde 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla soruşturma evresi için yapılan etkin pişmanlık düzenlemesinden faydalanabilir. Bu fıkrada belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır.
Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır. Bu takdirde, ödemenin hüküm verilinceye kadar yapılması şarttır.
Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde 359 uncu madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359 uncu maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir." Düzenlemelerine yer verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; hükümden sonra 15/04/2022 tarih ve 31810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle, 213 sayılı Kanun'un 3 59... . maddelerinde değişiklik yapılarak aynı Kanun'un 359. maddesinde yazılı suçlar yönünden etkin pişmanlık hükümleri getirilmiş ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yönünden özel düzenlemeler yapılmış olup, aynı Kanun'un 6. maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na eklenen geçici 34/3. madde ve fıkrasındaki, "Bu maddeyi ihdas eden Kanun'un yayımı tarihinde 359. madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359. maddede bu maddeyi ihdas eden Kanun'la yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir." hükmü uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle;Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/969 Esas, 2022/1924 Karar sayılı bozma kararının, bozma kararı üzerine Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2023 tarihli ve 2022/562 Esas, 2023/496 Karar sayılı kararının, verilen karar üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 24.10.2023 tarihli ve 2023/1525 Esas, 2023/2269 Karar sayılı ikinci bozma kararının ve bu bozma kararı üzerine verilen Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2025 tarihli ve 2023/976 Esas, 2024/524 Karar sayılı kararın, hukuki değerden yoksun oldukları belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.