Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/460 E. 2026/7111 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/460
- Karar No
- 2026/7111
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1736 Esas, 2025/2035 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanığın mahkumiyetine dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2014/232 Esas, 2020/75 sayılı Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli ve 2021/993 Esas, 2022/1713 sayılı Kararı ile sanığın suç tarihlerindeki görev kapsamının ne olduğunun ve kooperatif parasına vazülyet hususlarında yetki verilip verilmediğinin araştırılarak yetkisinin bulunması halinde eyleminin zimmet, yetkisinin bulunmaması halinde ise hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilerek, güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamındaki suçlar arasına alındığı da gözetilerek, katılan ile sanık arasında uzlaştırma işleminin yapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi, sanığın zimmetine geçirdiği iddia edilen paranın miktarının, zimmetine geçirdiği iddia edilen paranın ne kadarını katılan kooperatife geri ödediğinin belirlenerek sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, mahkemece dosyanın kül halinde kök raporu düzenleyen bilirkişilere tevdi edilerek iddianamede ileri sürülen ancak kök raporda değerlendirilmeyen zimmet iddialarına ilişkin ek bilirkişi raporu aldırılması gerektiği gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 28.05.2024 tarihli ve 2022/398 Esas, 2024/262 sayılı Karar ile sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, kararın sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.11.2024 tarihli ve 2024/2854 Esas, 2024/3533 sayılı Kararı ile iddianamede belirtilen ve sanığa isnat edilen tüm zimmet iddialarının değerledirilmediği, sanığa isnat edilen zimmet suçuna vücut verecek tüm eylemlerin tespit edilerek zararın belirlenmesi için ek bilirkişi raporu alınmasının gerekli olduğu, bu nedenle 23.09.2019 tarihli kök bilirkişi raporu ile 11.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporu birlikte değerlendirilerek zararın miktarının buna göre tespit edilip sanığa belirlenecek bu miktar üzerinden ödeme yapma imkanı verilip etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 06.03.2025 tarihli ve 2024/571 Esas, 2025/107 sayılı Karar ile sanığın zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43/1, 248/2-2. cümle ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53/1-2-3,5 madde fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 24.06.2025 tarihli ve 2025/1736 Esas, 2025/2035 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Mahkemenin hatalı değerlendirmesi sonucu müvekkilinin mükerrer olarak zarar ödemesinde bulunduğuna, teftiş sırasında yaptığı para iadeleri dikkate alınmadan tayin edilen cezada 5237 sayılı Kanun'un 248/1-1. cümle maddesi yerine 248/1-2. cümle maddesi gereğince indirim yapılarak fazla cezaya hükmedildiğine, yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suç işleme kastının bulunmadığına, müvekkilinin eylemleri nedeniyle kooperatifin bir zararının bulunmadığına, bilirkişi raporları ile tespit edilen üyelere ödenmeyen sigorta ve sermaye alacaklarının nitelikleri gereği zimmet suçunun konusunu oluşturmayacağına, suçun hukuki nitelendirilmesinde hataya düşüldüğüne, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararlarının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 25.05.20 22... .11.2024 tarihli bozma kararları, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu kararlara uyularak yeniden kurulan 28.05.20 24... .03.2025 tarihli hükümler ve son hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 24.06.2025 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 25.02.2020 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2026 tarihinde karar verildi.