Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/511 E. 2026/4498 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/511
Karar No
2026/4498
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/803 Esas, 2025/1869 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/212 E., 2024/26 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının uzun yıllardır "..." ismiyle üretim yaptığını, 06/12/2019 tarihinden on yıl geçerli olacak şekilde "..." markasını 30/07/2020 tarihinde 2019/... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, davalının 2014 yılından itibaren davacı ile çalışırken iş akdine son verildiğini, davalının 2021 yılı Ağustos içinde branda faaliyeti alanında davacı ile aynı iş kolunda işletme kurduğunu, davacının işyerine 150 metre mesafede olduğunu, 31/08/2021 tarihinde 2021/... tescil numarası ile "... " markasını tescil ettirdiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, davacının markası ile ayırt edilemeyecek seviyede benzer olduğunu, davacının markası ile iltibas oluştuğunu, halkın iki markayı karıştırma ihtimali doğduğunu, davacının markasına tecavüz durumunun bulunduğunu ileri sürerek davalının ... markasının hükümsüzlüğüne, kabul edilmeyecek ise ... ifadesinin markadan çıkarılmasına, davalının markayı haksız kullandığının tespiti ve tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tescilinin 22. sınıfta olduğu halde davalının tescilinin 35. sınıfta olduğunu, farklı sınıflara ait markaların marka hakkını ihlal etmeyeceğini, davacının davalının markasının tescil aşamasında itiraz etmediğini, tescil başvurusunun kabul edilmiş sayılacağını, "... branda " adının işyeri adı olarak da konulduğunu, davacının markasından ayırt edilebilecek şekilde farklı olduğunu, tabelada isim ve logonun davacının işyerinin tabelasından farklı olduğunu, "..." kelimesinin ismi tamamen değiştirdiğini, Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğundan ön ekin ismi tamamen değiştireceğini, davacı suç duyurusunda bulunulmuşsa da tecavüz suçunun oluşmadığının tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 2021/.. tescil numaralı ...markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde kararın resen Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıdan önce anılan markayı kullandığı, davalı ile davacı şirket yetkilisinin bir dönem birlikte aynı işi yaptıkları, dolayısıyla davalının davacının kullandığı markadan haberdar olduğu bu nedenle davalının tescilinin kötü niyetli olması nedeniyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi anlamında dürüstlük kuralının ihlali niteliği taşıdığı, davacının "..." isimli markası ile davalının tescil ettirdiği "..." isimli marka arasında “...” ibaresinin aynen geçmesi ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin de varlığı da nazara alındığında, mahkemece; davalının tescil ettirdiği markasının 22. sınıftaki tüm hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, "...davacının ... markası ile hükümsüzlüğü talep edilen davalının ... markası arasında ortalama tüketiciyi yanıltacak düzeyde bir benzerlik olduğu, markalar arasında iltibas riskinin doğabileceği..." gerekçesiyle davalıya ait markanın hükümsüzlük şartları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, ancak verilen karar sonucu itibarıyla doğru olduğundan gerekçe bu şekilde düzeltilerek davalının istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353-(1)-b-2 maddesi gereğince kamu düzeni gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 2021/... tescil numaralı ...markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde kararın resen Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava,"..." markasının hükümsüzlüğü, hükümsüzlüğü mümkün olmaması halinde haksız kullanıldığının tespiti ve tecavüzün önlenmesi istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/511, K. 2026/4498, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-511-e-2026-4498-k-74baeb1030df