Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/42 E. 2026/4495 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/42
- Karar No
- 2026/4495
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/863 Esas, 2025/1496 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/418 E., 2022/221 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14... 'da kurulmuş olan ... Arama Kurtarma Derneğinin bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, derneğin kuruluş ve faaliyet amacı dikkate alınarak doğal afet ve benzeri sair durumlarda ani gelişen ve ani müdahale isteyen durumlar olması nedeniyle tıp terimi olan ... kelimesinin anlamından esinlenerek özgün bir şekilde oluşturulmuş olan ve halihazırda tanınmış marka statüsü kazanan bu marka ile faaliyetlerine devam ettiğini, davacı derneğin göstermiş olduğu faaliyetler gereği halihazırda on adet tescilli markası bulunduğunu, T/... nolu markanın tanınmış marka statüsü kazandığını, derneğin kuruluşu itibariyle gönüllülük esasına dayanarak topluma hizmet verdiğini, ...'nın kurulmasına ilişkin ilk önerinin o dönem yönetim kurulu üyeliği bulunan ... ve diğer bir kısım yönetim kurulu üyelerinin teklifi ile 28.01.2001 tarihinde gerçekleştirilen ... Arama Kurtarma Derneği olağan genel kurulunda yapıldığını ve önerinin oy çokluğuyla reddedildiğini, 2011 yılında Vakfın kurulumu ile ilgili gelişmeler yaşandığını, vakıf senedi oluşturulduğunu, vakıf senedi içeriğinin ... Arama Kurtarma Derneği Tüzüğü ile aynı olduğunu, Vakf'ın merkezinin Şişli'de bulunan ... Arama Kurtarma Derneği'ne ait yerleşke olarak gösterildiğini, 2011 yılında ...'nın resmen kurulduğunu, 2011 yılında dernek yönetiminde olan ... ve diğer bir kısım yönetim kurulu üyeleri, diğer dernek üyelerini derneğe daha çok gelir getirmesi bahanesi ile ikna ederek ... adı altında vakfın kuruluşunu sağladığını, yaşanan yönetimsel sorunlar neticesinde aynı yönetim kurulu üyelerinin 2019 yılında dernek yönetiminden ayrılarak ... üzerinden dernek ile aynı faaliyetlere ve kuruluş amacı doğrultusunda davacı ile işbirliği gerçekleştirmeyi reddederek ... markası altında faaliyetlerini gerçekleştirmeye başladığını, davacının ... adresini, davalının ise... adresini kullandığını bu ... sitesinde da davacı ile devam eden organik bağı, birlikteliği, işbirliği varmış algısı yaratarak faaliyet sürdürdüğünü, bu durumun bağışlar yönünden davacı aleyhine bir sonuç doğurduğunu, davalı web sitesinde iletişim bilgileri bölümünde davacının adresinin yer aldığını, davalı web sitesinde “BAĞIŞ YAP” bölümünde VAKIF hesabının gösterildiğini, ... markası adı altında toplanan bağışların kuruluş amacına aykırı bir şekilde davacı tarafa hiçbir katkıda bulunulmaksızın tamamen vakfın kendi bütçesinde kaldığını, davacı dernek tarafından kullanılan ... logosunun birebir aynısının uyarlanarak oluşturulmuş vakıf logosunun kullanıma devam edildiğini, bu durumun karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiğini ileri sürerek davacı markasına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki fikri ayrışma ve bilumum hususların huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkili vakıf ve müvekkil derneğin kuruluşlarının, taraflar arasındaki işbirliği esası benimsenmek suretiyle gerçekleşmesine ilişkin olduğunu, taraflar arasında bir rekabet ilişkisinden söz edilemeyeceğini, davacı dernek tarafından “...” markasının kullanılmasına ilişkin davalılar lehine muvafakat verildiğini, davacı derneğin dilekçelerinde defalarca sözünü ettiği, müvekkili vakıf ve müvekkil derneğin yönetim kurulu üyelerinin, hatta, davacı derneğin yönetim kurulu üyelerinin değişmesinin, taraflar arasındaki muvafakat ve işbirliği noktasında bir öneminin bulunmadığını, uzun yıllar boyunca marka kullanımına muvafakat verildiği hallerde, işbu süreler geçtikten sonra marka hakkına tecavüz nedeniyle dava açmanın dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, haksız rekabet koşullarının somut olayda oluşmadığını, "..." markasının oluşumunun yalnızca davacı derneğin faaliyetleri ve hareketlerinden kaynaklanmadığını, "..." ibaresinin bir çatı organizasyonu ve bu markanın ortak paydaşlarının davacı ... müvekkilleri ile beraber birçok farklı yapıdan oluştuğunu, bu doğrultuda; davacı derneğin arama-kurtarma, müvekkili vakfın toplumu bilinçlendirme ve müvekkili derneğin kulüp spor faaliyetlerini yürüttüğünü, taraflar arasındaki organik bağ ve aradan geçen süre hiçe sayılarak öne sürülen tecavüz iddialarının ve haksız mesnet iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından gerçekleşen genel kurulda davalı vakıf ve derneğin kurulmasının kabul edildiği, taraflarca yıllarca ortak işler yapıldığı, ...'un bir çatı organizasyonu markası olduğu, toplum nezdinde ise afet anında gönüllük esasına göre ticari faaliyet gütmeyen bir sivil toplum örgütü olarak algılandığı, oluşturulan markanın arama-kurtarma, toplumu bilinçlendirme, dernek kulüp spor faaliyetlerini ve alan adı kullanımına davacı yanca uzun süre ses çıkarılmadığı, daha sonra ise üst düzey yöneticiler arasında çıkan fikir ayrılıkları nedeniyle davalıların eyleminin haksız rekabet ve marka ihlali oluşturduğunun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği, davalının ... markasını, logosunu kullanımı davacının izni ile gerçekleştiğinden marka hakkını ihlal ve haksız rekabet iddialarının yerinde olmadığı, keza alan adının oluşturulduğu tarih dahi gözetildiğinde (02.06.2014) davacının 25.12.2020 tarihinde 6 yıl 6 ay sessiz kaldıktan sonra dava açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edildiği ve davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı derneğin 13.02.1997 tarihinde kurulduğu, davacı adına ... adresinin 17.09.1998’de, davalılar adına ..... adresinin ise 02.06.2014’te alındığı, 2017’de davacı dernek yönetiminin değiştiği, buna karşılık vakıf ve spor kulübü yönetimlerinin aynı kaldığı bu aşamadan sonra dernek, vakıf ve spor kulübü arasında anlaşmazlık yaşanmaya başladığı bu sürecin 2019’da ...’nin onursal başkanlıktan istifa etmesi ve bir kısım üyelerle birlikte dernekten ayrılması şeklinde devam ettiği, tarafların benzer kapsamda faaliyet yürüttükleri, bağış topladıkları ve aynı logoyu kullandıkları, ancak marka tescil belgelerine göre tüm ... markalarının davacı dernek adına tescilli olduğu ve tanınmış marka olarak kabul edildiği, davalı ... Spor Kulübü Derneği'nin 01.04.2009 tarihinde kurulduğu, ...’nın 08.03.2011 tarihinde tescil edildiği, davalıya ait www.akutvakfi.org.tr alan adının 02.06.2014 tarihinde alındığı, vakfın kuruluşuna ilişkin davacı dernek tarafından karar tesis edildiği gözetildiğinde davacının bu kullanımlardan haberdar olduğu, davanın 25.12.2020 tarihinde açıldığı, davacının markanın kullanılmasına muvafakat ettiği, taraflar arasında ticari rekabet ilişkisi bulunmadığı, davacı tarafından uzun süre tescilsiz marka kullanımına muvafakat edilmesi sebebiyle sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olduğu, bunca yıl sonra davalıların markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek dava açmasının dürüstlük kurallarına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, neticeten davalıların marka ve logo kullanımının davacının izniyle gerçekleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.