İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/698 E. 2026/367 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/698
- Karar No
- 2026/367
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TC TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/698 KARAR NO : 2026/367
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
ASIL DAVA : DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. .... Av. ... -... Av. ..... DAVALI : ... ..... VEKİLİ : Av. .... DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 11/10/2024
BİRLEŞEN ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/785 E. SAYILI DOSYASI: DAVACI : ... - (T.C....) VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... - (T.C....) VEKİLİ : Av. ....... DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) DAVA TARİHİ : 19/11/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2026 G. K.YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2026
Mahkememizde görülen davaların yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili asıl davadaki iddiasında özetle; Müvekkili ile davalı ...'ın ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin 10 yıla yakın bir süredir %50'şer oranda hissedarları olduğunu, şirketin münferiden temsile yetkili müdürlüğüne genel kurulu kararı ile davalı ...'ın seçildiği, fakat fiilen davacı ...'in temsil yetkisi için almış olduğu vekaletname ile davalıdan çok daha fazla emek ve mesaisini şirket menfaatleri için ortaya koyduğunu, özellikle son 2 yıldır, ortaklar arasındaki ilişkinin bozulduğunu, davacının şirket yönetimine ilişkin vekaletinden şirket müdürü tarafından tek taraflı olarak azledildiğini, davalı tarafça salt ...'i zarara uğratma amacıyla şirket menfaatlerine aykırı uygulamaların yapılmaya başladığını, davacının şirketin ekonomik geleceği korunmak adına her olumlu adımı atmak istediğinde, her defasında davalı tarafça bu adımlara karşı çok daha ağır zararlara sebebiyet verildiğini, ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin, esas sözleşmesinin 3.Maddesinde, özellikle her çeşit sağlık hizmetleri vermek üzere kurulan, belirtilen bu amaç ve konu ile uyumlu bir şekilde diş hekimliği üzerine faaliyet gösteren 2 ortaklı ticaret şirketi olduğunu, davalının başta şirketin sırlarını saklama, şirkete karşı rekabet etmeme yasağını, şirkete karşı sadakat yükümlülüğünü ve özen yi ünü ihlal ettiğini, ihlallerin söz konusu yükümlülüklerle de sınırlı olmadığını, kasti davranışlarından kaynaklandığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle; davacının sahip olduğu şirket temsiline ilişkin vekaletnamenin davalı tarafından Şubat 2024 tarihinde azledilmesiyle başladığını, azilin, taraflar arasındaki güven ilişkisini kırdığı gibi, davalının eylemlerini denetlenme olanağını da ortadan kaldırdığını, davalının, dava dışı şirkette müvekkiline ait çalışma belgesini, davacının rızası olmaksızın iptal ettiğini, bu husustaki dilekçenin yetkili mesul müdüre diğer evrakların arasında rızası olmaksızın imzalatıldığını, durumu düzeltmek isteyen mesul müdürün ise 08/11/2024 tarihinde iş akdinin sona erdirildiğini, böylelikle şirketin ve kliniğin faaliyet gösteremez hale getirildiğini, şirketin %50 hissedarı davacı ortağın da kendi şirketinde çalışmasının engellendiğini, şirket müdürünün uzun yıllardır şirket genel kurulunu toplamadığını, şirket mesul müdürünün atanmasına ilişkin kararın, davalı müdür tarafından tek taraflı olarak iptal edildiğini, karar metninde "aksi karar alınıncaya kadar " ibaresi yazılı olduğunu, bu hususun göz ardı edildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna ve Vergi Dairesine yapılan eksik bildirimler yapıldığını, hem şirketin geleceğini zarara soktuğunu, hem de müvekkilin adli ve idari yaptırımlara maruz kalmasına sebebiyet vereceğini, bu nedenle şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini belirterek, davalının, ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi müdürlüğünden azlini, HMK.'nin 389. maddesi uyarınca davacı ...'in ... . Şirketi'ne kayyım olarak atanmasını, aksi takdirde daha önceki mesul müdür ...'ın kayyım olarak atanmasını, bu da mümkün olmaması halinde mevcut müdürün ihtiyaten temsil ve yönetim yetkileri kaldırılarak mahkemece uygun görülecek bir başka kişinin atanmasını, bu mümkün olmaması halinde şirket iş ve işlemlerinin amacına uygunluğunun denetlenmesi için denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. Davacı vekili birleşen davadaki iddiasında özetle; Şirket Mesul Müdürü ...’ın 06/10/2022 tarihli Şirket Genel Kurul Kararı ile mesul müdür olarak atandığı halde, davalı tarafından alınan tek taraflı olarak alınan karar ile azledildiğini ve işten çıkarıldığını, ancak genel kurul kararının, yönetim kurulu kararı ile iptal edilmesinin mümkün olmadığını, TTK.'nin 445.m. gereğince genel kurul kararının ya yeni bir genel kurul kararıyla ya da Mahkeme ilamı ile iptal edilebileceğini, işyerinde çalışan doktorlara maaşın çok üzerinde elden para verilmek suretiyle şirketin ve devletin olağandışı zarara uğratılmasının şirket yetkilisi ve şirket ortakları açısından cezai müeyyideyi doğurabileceğinden, bir an önce şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılmasının gerektiğini, dava dilekçesinde yer verilen tüm kanuni düzenlemeler kapsamında şirket müdürünün eylemleri nedeniyle şirketin hem idari para cezasıyla karşı karşıya kalabileceği, hem de şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumlu olacağı gibi zamanda adli cezalarla karşı karşıya kalma ihtimallerinin de mevcut olduğu, şirket müdürünün faaliyetine devam ettiği her geçen gün, müvekkili bakımından yaptırım risklerinin çoğalmakta olduğunu, şirkete karşı açılmış ve haricen ödeme nedeniyle SGK'nın zarara uğratıldığına yönelik tespiti davalarının derdest olduğunu, müvekkili davacı şirket ortağının çalışma belgesinin davacının rızası olmaksızın, mesul müdüre diğer evraklar arasında imzalatılan belge ile iptal edildiğini, davacı şirket ortağı ...’in %50 hissedarı olduğu şirkette uzun yıllardan bu yana fiilen çalışma göstermekte olduğunu, ancak şirket müdürü olan davalının müvekkilinin çalışma belgesinin müvekkilinin rızası olmaksızın iptal ettiğini beyanla, dava sonuçlanıncaya kadar davalının şirkete ve ortaklara zarar verme kastının bulunduğu göz önünde bulundurularak, davalı müdürün temsil ve yönetim yetkileri kaldırılarak, şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, bunun mümkün olmaması halinde ise; şirketin iş ve işlemlerinin amacına uygunluğunun denetlenmesi için denetim kayyımı atanmasına, davalının, ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'ndeki müdürlük görevinden azline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili asıl ve birleşen davaya yönelik savunmasında özetle; ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi 12.07.2010 tarih ve 7604 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi (TSG) ilanıyla başka bir diş hekiminin uhdesinde kurulmuş yine 31.10.2012 ve 8183 sayılı TSG ilanında ... ve ...'in %50 paya sahip oldukları ve ...'ın 10 yıl süreyle münferiden şirket müdürü olduğu tüm pay sahiplerinin oy birliği ile tescil edildiği, akabinde 31.10.2022 tarihli 10693 sayılı TSG ilanıyla ... yine pay sahiplerinin oy birliğiyle aksi karar alınıncaya kadar münferiden şirket müdürü olarak belirlendiğini, bu kararlarda davacının da imzası ve olumlu oyu bulunduğunu, Şirketin eşit paylı ve iki ortaklı yapısının oluşmasından itibaren her iki ortak da şirket faaliyetlerinde aktif rol oynayarak hareket ettiğini, nitekim davacı da dava dilekçesinde şirket müdürünün kendisine verdiği vekaletname ile faaliyetlerde aktif rol oynadığını ikrar ettiğini, ancak davacının yetkileri kendisinin şirket menfaatine aykırı hareketleri sebebiyle şirket müdürü tarafından ilgili vekaletname ... 64. Noterliği'nin 16.02.2024 tarih ve .... yevmiye numaralı azilname ile sona erdirildiğini, bu karar şirket müdürü tarafından şirkete olan sadakat, özen ve bağlılık yükümlülüğü kapsamında alınmış olup davacının iddia ettiği gibi son iki yıldaki bozulan ilişki sebebiyle verilmediğini, ortaklar arasındaki ilişki azilname öncesi gayet yerindedir, nitekim iki yıl önce davalının aksi karar alınıncaya kadar oy birliğiyle pozisyonuna getirilmesi davacının iki yıldır ilişkinin bozuk olduğu iddiasını çürütüldüğünü, tam aksine azilnamenin akabinde aralarındaki ilişki bozulduğunu, azledilen davacı hırs ve husümetle şirket menfaatine aykırı hareketlere devam ederek şirkete ve şirket müdürüne zarar vermek amacıyla faaliyetlere giriştiğini, azilname sonrası faaliyetleri ise şirketin mahvına sebebiyet verecek raddeye ulaştığını, davacı, ... müdürlük faaliyetlerini yerine getiremediği için değil tam aksine müdür yetkilerini kullanarak şirket menfaati lehine hareket ettiği ve şirket faaliyetlerini bihakkın sürdürdü; davayı açtığını, müdürlük organı yerinde ve layığıyla faaliyetlerine devam ettiğini, dava konusu diğer iddialar da kesinlikle gerçek olmayıp davacı dürüstlük kuralını çiğneyerek mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, Somut olaya bakıldığında; ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin %50-%50 iki ortağı bulunduğu, gelinen bu noktada davacı taraf hiçbir genel kurulda davalı müvekkil müdürü değiştiremeyeceği bilinciyle TTK m. 630'u hukuku dolanmak için haksız ve mesnetsiz şekilde kullanmaya çalıştığını, TTK limited şirketler rejimine bakıldığında %50-9%50 paya sahip 2 ortaktan müteşekkil limited şirketlerde, kanunda öngörülen ortaklar kurul kararı ile yeni müdür atanması, çıkarma kararı verilmesi vb. çıkış opsiyonlarının işlev görmediğini, Davacı, bilgi edinme ve inceleme haklarını kullanma ve bu yönde dava açmadan, genel kurul yapılmasını talep etmeden, genel kurullarda oy kullanarak varsa bir sorunu bunların halli için karara aldırma çabasına girmeden, şirket müdürüne karşı sorumluluk davası açmadan ve en nihayetinde şirketin feshi davası da açma yerine şirket müdürünü azlettirerek yönetim organ boşluğunun doğması ve somut olayda şirketin ortaklık yapısı nedeniyle de ortaklar kurul kararı ile de yenisinin seçilmesinin mümkün olmaması nedeniyle şirketin feshi yoluna gitmeye çalıştığını, TTK'nın öngördüğü birçok başka yol olmasına rağmen hiçbir sebep yokken organ boşluğu doğurarak şirketin sona ermesine tevessül edilmesini hukuk korumaması gerektiğini, oysa şirket, tüm faaliyetlerini sürdürdüğü, çalışanlarının maaşlarını verdiğini, kamuya karşı mali ve hukuki sorumluluklarını yerine getirdiğini, sağlık sektöründe kamuya hizmet görevini de yürüttüğünü, kanun bu hallerde ortağa payını devretme ve çıkma hakkı tanıdığını, bunun yerine gerek şirketin gerekse davacı şirket ortağı dışında diğer ortağın mahvına olacak yollara tevessül edilmesi, hukukun bu şekilde dolanılmaya çalışılması dürüst davranma ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, TMK m. 2 hükmündeki "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" ilkeleri burada da geçerli olduğunu, davacı bu yönüyle de haksız olduğunu, Son söz olarak davacı; hem çelişkili işlem yasağını ihlal etmekte hem kendi kusuruna dayanarak hak iddia edilemeyeceği ilkesini çiğnemekte hem de dürüst davranmamakta, huzurdaki davayı ikame etmek suretiyle hukuku dolanmaya çalıştığını, esas olan; şirketin ayakta tutulması olup, alınacak herhangi bir kararla şirketi organ boşluğu ve feshe sürükleme gibi neticelerden kaçınılması gerektiğini, Davacı 11.11.2024 tarihinde kayyum tedbiri talepli dilekçe ile yeni iddialar öne sürdüğünü, 12.11.2024 tarihinde tarafımızca karşı beyanlarımız sunulmakla birlikte işbu dava TTK m. 1521 kapsamında basit yargılama usulü ile yürütüldüğünden, HMK m. 141 uyarınca talep dilekçesinde dava açıldıktan sonra eklenen hususları iddiaların genişletilmesi yasağı kapsamında olmasından hareketle kabul etmediklerini, bu hususların sunulmasına muvafakat etmediklerini bildirdiklerini, Davacı tarafından ileri sürülen apaçık aşikar olduğu şekliyle haksız, yersiz ve mesnetsiz olan mezkur sebeplerin hiçbiri TTK m. 630 kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. GEREKÇE : Davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2 maddesine dayalı limited şirket müdürünün azli davasıdır. Yasal dayanak; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması" başlıklı 630. Maddesinde;
"MADDE 630- (1) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." düzenlemesi yer almaktadır. Deliller; Tarafların dayandığı tüm deliller, dava dışı şirkete ait sicil dosyası, ... 48. İş Mahkemesinin 2024/267 Esas sayılı dosyası, ... 72. İş Mahkemesinin 2024/654 Esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/230881 sayılı soruşturma evrakı getirtilmiş, tarafların dayandığı vakıalar yönünden tanıkları dinlenmiş ve dava dışı şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Tanıklar yeminli beyanlarında; Davacı tanığı ...; "Ben Diş Hekimiyim, 2017'den 2024 Temmuz ayına kadar tarafların ortağı olduğu şirkette sözleşmeli olarak hekim olarak çalıştım, ilk yıllarda taraflar arasında herhangi bir sorun yoktu, huzurlu bir şekilde çalıştık, 3 yıl kadar önce taraflar arasında sorunlar çıktığını iş çevresinden duydum, taraflardan bizzat duymadım, 2023 yılı Eylül ayında davalının eşi . . .. beni yemeğe davet etti, taraflar arasında sorunlar yaşandığını, davalının artık kılıcı çektiğini, benim taraflara ait şirketten ayrılarak kendisi ile çalışmamı istedi, Ali Rıza beyde diş hekimidir, davalının kılıcı çekti şeklindeki beyanından benim anladığım taraflar arasındaki sorunların çözülemez hale geldiği yönündeydi, ben bu durumu davacıya anlattım, kendisinin olacaklara hazırlıklı olmasını söyledim, 2024 yılı Temmuzuna kadar ben şirkette çalışmaya devam ettim, 2024 yılı Mart ayı gibi davalı ve eşi kliniğe geldiler, önce tüm şirket çalışanlarıyla toplantı yaptılar, taraflar arasında yaşanan sorunları belirtip, kendilerinin yanında yer almamızı istediler, sonrasında ben ve diş hekimi ... ile ayrı konuştular, bize ve özellikle bana biz size herhangi bir yanlış yaptık mı, benim davacı ile yukarıda belirttiğim yemek sonrası konuşmamı kastederek bunu neden davacıya aktardığımı sordular, ben de her iki tarafa da eşit mesafede olduğumu, davacı eğer sizin hakkınızda da benzeri şekilde konuşsaydı bunu size anlatırdım diye cevap verdim, sonrasında davalının bana yönelik tavırları değişti, olumsuz davranışlar sergilemeye başladı, bundan kastım bana soğuk davranmaya başlamasıdır, bunun dışında kötü söz ve davranışı olmadı, son dönemlerde kliniğin devamlı gelen hastalarının davalının eşinin kliniğine yönlendirildiği şüphesine kapıldım, hastalar telefonla aradığında sekreter hanım telefonu açmıyordu, bu durum zaman zaman oluyordu, 2 hastamdan kendilerinin davalının eşinin kliniğine yönlendirildiğini duydum, hatta ... isimli hastam kliniğe geldiğinde benim odamda kapıyı kapatmamı, özel söyleyecekleri olduğunu söyledi, ben kapıyı kapattım, bir süre sonra davalı kapıyı açarak benim bu hasta ile görüşmemi engellemeye çalıştı, daha sonra bu hastam beni cep telefonumdan arayarak, davalının kendisinin implant tedavisi için davacının implanttan anlamadığını, kendisinin eşi olan . .. beyin bu alanda ...'nın en iyi doktoru olduğunu söyleyerek ona yönlendirdiğini bana anlattı, diğer hastam . .... . oğlu ... beni cep telefonumdan arayarak, kendisinin kliniği aradığında sekreterin kendisini ve tedavi gören babasını davalının şirkete 2 km uzaklıktaki kendi özel kliniğine yönlendirdiğini, oraya gittiklerinde implant tedavisi önerdiğini ve bu tedavi için eşi olan . ... beyin kliniğine kendilerini götürdüğünü, beni sorduklarında benim onlarla birlikte çalıştığımı söylediklerini, bana anlattı, ben ... Beye benim .. .... beyle çalışmadığımı ifade ettim, bir başka hastamızda benzeri bir olayı bana anlattı, kliniğe geldiğinde davalıyı bulamayınca dikişlerinin alınması için bana gelip işlemi yaptırdım diyen davalının hastanın bana gitmemesini söylediğini klinikteki çalışanlardan duydum, olaylar sonrasında önce ... ve ... isimli hekim ve yardımcı arkadaşımızın iş akdi herhangi bir sebep olmaksızın davalı tarafından feshedildi, sonrasında davalı beni davacının yanında yer almakla itham etti, ben sebebini sorduğumda benim herhangi bir saygısızlığımı görmediğini ifade etti, haksız yere diğer arkadaşlardan 1 ay sonra da benim iş akdim feshedildi, maaşımızın bir kısmı bankaya yatırılıyor, bir kısmı ise elden veriliyordu, bu tüm hekim arkadaşlarımıza uygulanıyordu, bu kapsamda ben şirket aleyhine alacak davası açtım, bu dava hala devam ediyor, ... de benzeri şekilde dava açtı", Davacı tanığı ...; "Ben 2023 Ocak- 2024 Haziran döneminde tarafların ortak olduğu şirkette diş hekimi olarak çalıştım, ben haftanın 6 günü çalışıyordum, taraflar birer gün poliklinik yapıyordu, ilk zamanlarda taraflar arasında herhangi bir sorun yaşandığına şahit olmadım, 2023 yılı Ekim ayında davalı, işe geldiği bir gün bana davacı ile sorunlar yaşamaya başladığını anlattı, ben olayların tarafı olmadığım için yorum yapmadım, bu süreçten sonra davalının eşi de zaman zaman kliniğe geldi, davalı ile birlikte eşi ..... bey tüm şirket çalışanlarını davalının yanında yer almamızı, bu takdirde güçlü olacağımızı söyledi, hatta şuan huzurda olan ... ile benimle ayrıca görüştü, kendi yanlarında yer almamızı istedi, Haziran ayında bana ve asistan arkadaşımız ...'ya A4 kağıdında yazılı bir metni imzalatmak istedi, bu belgede şirketten tüm alacaklarımızı aldığımızı belirtiyordu, ben ve arkadaşım avukatımızla görüşmeden bu kağıdı imzalamayacağımızı söyledik, ertesi gün davalı, ... hanım ve benim işten çıkış işlemlerimizi gerçekleştirdi, bizim ihbar ve kıdem tazminatlarımız ödendi, maaşımızın asgari ücretten bir miktar fazlası bankaya yatıyordu, kalan kısmı elden ödeniyordu, bu uygulama sebebi ile hak kaybı yaşadık, biz de bu alacağımıza yönelik dava açtık, bu dava devam etmektedir, aynı uygulama şirkette çalışan diğer hekim arkadaşlarımıza da yapılıyordu, baktığımız hastaların ödediği ücretlerden nakden ödenenler kasa defterine kayıt ediliyordu, sadece kredi kartı ile yapılan ödemeler için fatura kesiliyordu, diğer ödemeler için fatura düzenlenmiyordu, davalının davacı ile önceden birlikte açtıkları şirkete ait klinik dışında 2 km uzaklıkta ayrı bir klinikleri vardı, orada da hasta kabul ediyorlardı, implant tedavisi için şirket kliniğine gelen hastalar davalının eşinin kliniğine yönlendiriliyordu, davalının kendi hastaları da sekreterler tarafından bu belirttiğim 2. Kliniğe yönlendiriliyordu", Davacı tanığı ...;" 08.08.2024 tarihinde ...'a diş tedavisi için kliniğe gittiğimde, orada bulunan sekreterler ...'ın klinikten ayrıldığını, telefonunun olmadığını, .... Hanımın geleceğini bizi muayene edeceğini söylediler, .... hanım beni muayene etti, . ... ... isimli yeni doktorun beni takip edeceğini söyledi, bana başka bir adreste bulunan klinikte randevu verdiler, o adrese gittiğimde ...'ın karşısındaydı", Davacı tanığı ...;" Biz ailecek doktor ... tarafından takip ve tedavi ediliyorduk, şuan hatırlayamadığım tarihte yaklaşık 1 sene kadar önce babamın tedavisi için kliniği aradığımda ... hocanın şuan olmadığını başka bir doktora yönlendireceklerini söylediler, ben eski kliniğe gittiğimde sekreterler beni başka bir adreste bulunan kliniğe yönlendirdiler, bu kliniğin de önceki klinikle bağlantılı olduğunu söylediler, şuan ismini hatırlayamadığım ilik defa gördüğüm bir bayan doktor babamı yaşı gereği daha iyi bir doktora yönlendireceğini söyledi ve Çankaya'da eşi olduğunu belirttiği ismini tam hatırlayamadığım bir kliniğe beni yönlendirdi, bir erkek doktor babamı tedavi etti, ben daha sonra .... hocayı arayıp durumu söyledim, kendisinde tedavi olmak istediğimi belirttim, babamın tedavisini .... hoca yaptı", Davacı tanığı ...; "Ben 2011 yılından bu yana ...'ın takip ettiği hastayım, 05.04.2024 tarihinde ben yaşadığım diş sorunu sebebi ile kliniği arayıp .... hocadan randevu istediğimde kendisinin şehir dışında olduğunu söylediler, .... hanımdan randevu oluşturdular, ben kliniğe gittiğimde .. ... hoca tarafından dişim çekildi, implant tedavisi olmak istediğimi söyleyince beni ayrı bir odaya davet etti, kapıyı kapattırdı, benim daha önce ... ve ... tarafından implant tedavimin yapıldığını, ... hocanın bu konuda uzman olmadığını, kendi eşinin bu konuda daha uzman olduğunu ona implant tedavimi yaptırabileceğimi, eski hastaları olduğum için bana yardımcı olacağını söyledi, ben bu duruma şaşırdım, söylediği fiyatta bana çok yüksek geldi, düşüneceğimi söyledim, .... hocanın eşine tedavimi yaptırmadım, haziran ayında dolgu için gittiğimde ...'a tedavi olurken .... hanım sürekli yanımıza gelerek konuşmamızı dinliyordu, daha sonra ben kapınızı kapatayım diyerek kapıyı kapattı, ben ... hocaya implant tedavisini yaptırmak istediğimi söyledim, daha uygun bir fiyat söylediği için tedavimi ... ve ...'e yaptırdım", Davalı tanığı ...; "Ben 2 yıldır tarafların ortak olduğu ... Diş Kliniğinde asistan olarak çalışıyorum, davacının kendi hastalarının ödemeleri davacı tarafından getirtilen ona ait olan Pos Cihazı aracılığıyla yapılıyordu, bu davacının tüm hastaları için uygulandı, bu Pos Cihazının ... Diş Kliniği ile alakası yoktur, ben işe başladığımda davacı ile şirketin diğer sekreteri ... .... arasında sorunlar vardı, davacı sürekli ... hanıma kendisine neden bilgi verilmediği konusunda kızıyordu, yaklaşık 4 ay önce .... hanım işten ayrıldı, bana artık yorulduğunu, davacı ile yaşadığı sorunlar sebebiyle işten ayrıldığını söyledi, ben işe girdikten 2 ay sonra ... isimli hekim arkadaşımız işten ayrıldı, kliniğe gelen hastalar ...'ı sorduklarında biz klinikte çalışmadığını söylediğimizde davacı hastalara neden ...'ın çalıştığı yeri söylemiyorsunuz, bu emek hırsızlığı değil mi diye söylüyordu, bu diyalog en az 10 kez yaşandı, hastalarımız şirket ortakları arasında yaşanan sorunları biliyordu, davacı hastaların yanında bize neden bu dolguyu kullanıyorsunuz, bunlar ucuz ürünler değil mi, tarihi geçmiş neden kontrol etmiyorsunuz şeklinde şirket aleyhine olacak sözler sarf ediyordu. ben davalının eşi ....'ı tanırım, şirket çalışan hekimlerle görüşmesine şahit olmadım" , şeklinde beyanda bulunmuşlardır. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/230881 sayılı soruşturma evrakında verilen 03/03/2025 tarihli ve 2024/289062 sayılı kararında; "Müştekinin ..., şüphelilerin ...,.... şüphelinin ortak olup aralrında para alacak verecek ilişkileri ile ilgili meselelerin Hukuk Mahkemelerine ya da Tüketici Hakem Heyetine başvurarak çözme imkanlarının bulunduğu dolayısıyla Türk Ceza Kanunu'nun 155/2 maddesinde açıklanan Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; Müştekinin hastaları başka yer polikinliğine yönlendirmesinin ya da eski hastalarını yeni açtığı polikinliğe davet etmesinin kişisel verilerin hukuka aykırı olarak vermek veya ele geçirmek suçunu oluşturmayacağı anlaşıldığından; Kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA" karar verildiği, ... 72. İş Mahkemesi’nin 2024/654 Esas Sayılı dosyasında; Davacının ... davalının ... ... Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şti. olduğu, davanın Sosyal Güvenlik Kurumu’na ihbar edildiği, davanın konusunun, 06/01/2023 - 14/06/2024 tarihleri arasında davalıya bağlı diş kliniğinde iş sözleşmesine bağlı olarak diş hekimi olarak çalışmasından kaynaklı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, ücret alacağı, fazla çalışma alacağı talepli dava olduğu, yargılamanın devam ettiği, ... 48. İş Mahkemesi’nin 2024/267 Esas sayılı dosyasında; Davacının ... davalının ... ... Sağlık Hiz.Tic.Ltd.Şti. olduğu, davanın Sosyal Güvenlik Kurumu’na ihbar edildiği, davanın konusunun davacının 17/03/2018 - 25/07/2024 tarihleri arasında davalıya bağlı diş kliniğinde iş sözleşmesine bağlı, diş hekimi olarak şirketin klinik mesul müdürü sıfatıyla çalışmasından kaynaklı; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, ücret alacağı, fazla çalışma alacağı talepli dava olduğu, yargılamanın devam ettiği görülmüştür. Nitelikli Hesaplama Bilirkişisi 24/03/2026 tarihli raporunda özetle; " Davacı ... ... ile davalı ...’ın %50’şer payla ortak olduğu, şirket müdürü olan davalının şirket hastalarını eşine ait başka bir kliniğe yönlendirdiği, bu durumun hasta beyanları ve tutanaklarla desteklendiği, delillerin takdiri Sayın Mahkemeye ait olarak, şirket müdürünün, şirketin müşteri portföyünü şahsi veya yakınlarının menfaatine kullanmasının, TTK. 626. maddesi uyarınca özen ve sadakat borcuna açık aykırılık teşkil edebilecek nitelikte olduğu, şirketin uzun süreli çalışanı ve mesul müdürü olan personelin iş akdinin feshedildiği, şirkette çalışan personelin gerekçesiz bir şekilde işten çıkarmasının basiretli bir tacir kavramı içinde değerlendirilemeyeceği, şirketin operasyonel sürekliliği ve "basiretli yönetim" ilkesi açısından takdirin Sayın Mahkemede olacağı, davalının uzun süredir genel kurulu toplantıya çağırmadığı ve finansal tabloları ortakların onayına sunmadığı hususu dosya kapsamıyla sabit olduğu, genel kurulun toplanmaması ve bilgi alma hakkının engellenmesi, müdürün azli için tek başına yeterli olmasa da, diğer olaylarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği, tarafların birlikte çalıştıkları ve şirket şubesi olarak ticaret sicilinde yer alan muayenehanede çalışmalarının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, ancak davalının eşi ile aynı işi yapması bazı hastaları eşine yönlendirmesinin haksız rekabet ettiği şeklinde de yorumlanabileceği ancak delillerin takdiri Sayın Mahkemede olduğu, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsıldığı, şirket yönetiminin şeffaflıktan uzaklaştığı ve müdürün eylemlerinin şirket menfaatleri ile çatıştığı, mevcut yönetim yapısının şirketin devamı açısından risk yarattığı, ancak bu tespitlerin TTK.'nin m. 630/3 kapsamında "haklı nedenlerin" oluşup oluşmadığına dair hukuki takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı" belirtmiştir.
Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı asıl ve birleşen davada; %50 oranında hisse ile ortağı olduğu ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirket müdürü ve %50 oranında hisse sahibi olan davalı ...'ın; Şirket içerisinde güveni kötüye kullanma, müşterileri/hastaları, davalını eşi ...'a ait başka şirkete yönlendirmek suretiyle haksız rekabet suçunu işlediği, şirket yönetiminde özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunduğu, şahsi menfaatlerini, şirketin menfaatlerine tercih etmesi, haksız rekabet teşkil eden davranışları, şirket yönetim becerisinden yoksunluğu, şirket ile aynı faaliyet alanında vergi levhası çıkarıp, ayrıca aynı alanda başka bir şirkette hisse satın alarak, haksız rekabet içerisine girdiği, yıllık faaliyet raporlarını hazırlayarak, ortakların denetimine sunmadığı, mali yapısı hakkında bilgi vermediği, genel kurulu uzun zamandır toplantıya çağırmadığı, şirket adına tahsil ettiği paraları şirket kasasına yatırmayarak güveni kötüye kullanma suçunu işlediği, işçileri haksız şekilde işten çıkararak, şirketin fazladan ihbar ve kıdem tazminatı ödemesine sebebiyet verdiği, şirket çalışanlarının primlerinin eksik bildirdiği, şirkete zarar veren davranışlarda bulunduğu, iddiaları ile davalının ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirket müdürlüğünden azlini talep ettiği, davalı ise; Davacının iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin oy birliği ile şirket müdürü olarak seçildiğini, davacının, Şubat 2024 tarihine kadar şirketin tüm faaliyetlerinde aktif rol oynadığını, şirket menfaatine aykırı hareketleri sebebiyle şirket müdürü tarafından 16.02.2024 tarihli azilname ile azledildiğini, davalı şirket müdürünün, bugüne kadar TTK m. 614 hükmü gereğince yönetim organından davacının talep etmiş olduğu bütün bilgi ve belgeleri ortaklık hukuku ve şirket menfaati çerçevesinde değerlendirerek davacı tarafa ilettiğini, işten çıkarılan çalışanların iş akitlerinin şirket menfaatleri gereği sonlandırıldığını, Şirketin SGK'ya veya başka herhangi bir kuruma borcu bulunmadığını, davacının şirkete bağlılık göstermesi gerekirken, şirketten ayrılan çalışanlarla beraber hareket ettiğini, davacının, davalıdan 5 yıl önce 01.08.2017'de şirketle aynı faaliyet kolunda bireysel diş muayenehanesini faaliyete geçirdiğini, davalının ise bireysel muayenehanesini 06.10.2022 tarihinde davacı ile aynı adreste ve davacının onayı ile açarak, ilgili muayenehane ortakların müşterek muayenehanesi haline geldiğini, davacının iddiasına aykırı olarak, son üç yıl beyan olunan matrahlar incelendiğinde şirketin zarar etmediğini aksine kâr ettiğini, davacının şirket aleyhine olacak şekilde hareketleri olduğunu belirterek davanın reddini istemiş, birleşen davada ise; Cevap dilekçesi sunmamış, davacının vakıalarını inkar etmiş, buna göre her iki davada da; Davalının şirket müdürlüğünden azli şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda taraflar arasında yargılamaya esas ihtilaf olduğu anlaşılmıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre; Tarafların dava dışı ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin %50'şer hisseye sahip ortakları olduğu, ... 64. Noterliği’nin 27/10/2022 tarih .... sayı ile takdikli 26/10/2022 tarih, 2022/2sayılı Genel Kurul Kararı ile davalı ...’ın aksi karar alınıncaya kadar müdür seçildiği, yetki şeklinin Münferiden Temsile Yetkili olarak belirlendiği görülmüştür. Şirket müdürünün azli için haklı sebebin varlığı gerekir. Haklı sebep TTK 630/3’te “Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." şeklinde belirtilmiştir. Sayım tahdidi değildir. Yargıtay uygulamasına göre, ortaklık işleyişi ile ilgilenilmemesi, yolsuzluk yapılması, yönetimde yetersizlik, ortaklığa bağlılık yükümlülüğünün ihlal edilmesi..vb sebepler haklı sebep kabul edilmiştir. Haklı sebebin müdürün şahsından kaynaklanması gerekir. Haklı sebebin oluşmasında müdürün kusuru şart değildir. Haklı sebebi ispat külfeti davacı ortaktadır. Davacı tanıklarının beyanları ve dosyaya sunulan diğer deliller ve bilirkişi incelemesindeki tespitlere göre; Şirket müdürü olan davalının, şirketin işlettiği diş kliniğine gelen hastaları, eşine ait başka bir kliniğe yönlendirdiği, şirket bünyesinde uzun süredir çalışan ve mesul müdürü olarak da çalışan personelin ve diğer şirket çalışanlarının iş akitlerini gereksiz yere feshettiği, bu sebeple şirket aleyhine davalar açıldığı, uzun süredir şirket genel kurulunu toplantıya çağırmadığı, finansal tabloları ortakların onayına sunmadığı, ortakları bilgi alma hakkının engellediği, davalının bu davranışlarının birlikte değerlendirildiğinde, TTK.'nin 626. maddesi uyarınca özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, şirket yönetiminde basiretli davranmadığı kanaatine varılmakla, asıl ve birleşen davaların kabul edilerek; Dava dışı ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi Müdürü olan davalı ...'ın yönetim hakkı ve temsil yetkisinin TTK 630/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, karar kesinleştiğinde dava dışı ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi Yönetim organı seçilmesi gündemi ile şirket genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere Mali Müşavir'in görevlendirilmesine, kayyım için takdir edilen 25.000 TL ücretin şirket kasasından ödenmesine, davacı vekilinin yönetim kayyımı atanması talebinin reddine yönelik aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Asıl ve birleşen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/785 Esas sayılı dosyalarında açılan DAVALARIN KABULÜNE; Dava dışı ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi Müdürü olan davalı ...'ın yönetim hakkı ve temsil yetkisinin TTK 630/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Karar kesinleştiğinde dava dışı ... ... Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi Yönetim organı seçilmesi gündemi ile şirket genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere Mali Müşavir ...'ın görevlendirilmesine, kayyım için takdir edilen 25.000 TL ücretin şirket kasasından ödenmesine, 3-Davacı vekilinin yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, 4-Asıl davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken toplam 732-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL peşin harç düşüldükten sonra eksik kalan 304,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Birleşen davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken toplam 732-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL peşin harç düşüldükten sonra eksik kalan 304,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
6-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan; Asıl davada yatırılan 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60TL Peşin Harç, 10.000-TL Bilirkişi ücreti, 1.282-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar ile birleşen davada yatırılan 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60TL Peşin Harç, olmak üzere toplam 12.992,40-TL harç ve yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Asıl davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Birleşen davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan ... E-imzalıdır Üye ...
E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır