Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/551 E. 2026/1365 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/551
Karar No
2026/1365
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/551 Esas 2026/1365 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/551 KARAR NO : 2026/1365

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 12/02/2026 NUMARASI : 2026/92 Esas 2026/105 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Sözleşmeden Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/02/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... arasında, 23/05/2025 tarihinde Sulh Protokolü başlıklı belge imzalandığı, bu belgeye ek olarak, yine aynı tarihli BELGE başlıklı belge imzalandığı, belgenin ilk maddesinde, 23/05/2025 tarihli belgenin eki olduğu belirtildiği, Protokol kapsamında, ...A.Ş.'den tahsil edilen 114.000.000,00 TL'nin, ... Bankası A.Ş.'den bloke kaldırılan kısmı, ... ... A.Ş.'ye gönderilecek, paranın yarısı ...'a ödeneceğini, ayrıca protokole aykırı davranış olması halinde 500.000,00 EURO cezai şart belirlendiği, Protokolün düzenlenmesi esnasında, ... Ltd. Şti.'nin ...A.Ş.'den aldığı ve ... ... A.Ş.'ye gönderdiği paradan 23.750.000,00 TL müvekkili ...'a ödendiğini, söz konusu 114.000.000,00 TL'nin 25.000.000,00 TL'lik kısmı, ... Bankası A.Ş. tarafından blokeli olarak ... Ltd. Şti.'nin hesabında tutulduğunu, kalan 89.000.000,00 TL'nin tamamı ... ... a.ş.'ye gönderildiğini, bu paradan 44.500.000,00 TL müvekkilim ...'a gönderilmesi gerekirken, yalnızca 23.750.000,00 TL ödenmiş, kalan 20.750.000,00.TL müvekkili ...'a ödenmemiş olduğunu, Protokol kapsamında, ..., ekte sunulan pay devir sözleşmeleriyle, ...'a ... Ltd. Şti. ve ... ... A.Ş. hisselerini ...'a devrettiğini, bunun karşılığı olarak ..., protokolden kaynaklanan hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğini, Protokolün 12.6 maddesine göre, ... Ltd. Şti.'nin ...'a verdiği, ...'ın da imzası olan, tapu devri, Shell sözleşme devri, EPDK lisans devri, belediye ruhsat devri yetkileri içeren vekaletname mevcut bulunduğu, ...'ın bu vekaletnameyle yaptığı işlemlerden kaynaklı olarak ...'ın her ne suretle olursa olsun bir para ödemek zorunda kalması halinde (vergi, ceza, tazminat ve sair) ...'a rücu edebileceği taahhüt edildiği, ayrıca iki defa 100.000,00 TL veya bir defa 1.000.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kalırsa, vekaletnameden azledebileceği kararlaştırıldığı, ..., bu vekaletnameyle yapılan işlemlerden dolayı kimseye bir lira dahi ödemek zorunda kalmadığı halde, müvekkili ...'ı hukuka aykırı olarak azlettiğini, ...'a vermeyi taahhüt ettiği müdürlüğü vermediğini, protokolü kendisi bizzat ihlal ettiğini, protokoldeki cezai şartları doğuracak davranışlarda kendisi bulunduğu halde, müvekkili bulunmuş gibi iftiralar attığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm borçlarını ifa etmiş olmasına rağmen, ... ve tek başına yetkilisi olduğu ... ... A.Ş.'nin söz konusu 20.750.000,00 TL'yi ödemediğini, bu sebeple icra takibi başlatılmış olup, ... ve ... A.Ş., maktu itiraz dilekçesiyle, borca itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı, bu itibarla davalarının kabulüne Ankara 7. İcra Müdürlüğü 2025/85805 E. Sayılı dosyada, şimdilik 100.000,00 TL'lik kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı yana mahkemece dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı tarafın tacir olmadığı gerçek kişi olup gayrimenkul sermaye iradı elde eden mükellefin 213 VUK 172. Md. Hükümlerine göre defter tutma yükümlülüğü bulunmadığı, davalı tarafın ise şirket olarak tacir olup buna göre iki tarafta birlikte tacir konumunda olmadığı gibi davacı gerçek kişinin alacağı ortağı olmadığı dava dışı ... ...San.Tic. Ltd. Şti'nin, ...A.Ş.'den alacağı alacağı üzerinden protokole göre alacak talep ettiğinden, bu kapsamda dava dava mutlak ticari dava olmadığından Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesine olanak bulunmamakta olduğu, dava konusu uyuşmazlık iki tarafın Türk Ticaret Kanununda belirtilen ve tanımı yapılan ticari işletmesini ilgilendirmediği, davacının alacağının Borçlar Kanunuda düzenlenen protokol/ sözleşmeden kaynaklı alacağa dayandığından, davanın ticari dava olarak da kabul edilmesi mümkün olmadığı, genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu durumda, uyuşmazlığın Borçlar Kanununda düzenlenen sözleşmeler hukuku ve hükümlerinden göre protokolden/ alacaktan kaynaklandığı, genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, davanın Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılarak, HMK'nın 114/c, 115/2.maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava dosyasının görevli Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar görev hususu yargılamanın her aşamasında re'sen dahi olsa nazara alınabiliyorsa da işin esasına girilmeksizin ve dahi deliler toplanmadan verilen kararın hatalı olduğunu, davanın temelini oluşturan protokol şirket ortakları olan tacir kardeşler arasında akdedilmiş olup, mutlak ticari dava kapsamında olmadığına yönelik gerekçe salt bu yönüyle havada asılı kaldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın kişilerin ticari şirket yöneticisi ve ortağı olarak imzaladığı protokolden kaynaklandığını bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının protokol sözleşmeden kaynaklı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalılar tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkindir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir. 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar düzenlenmiştir. TTK'nun 4/1-a. maddesi düzenlemesi gereğince bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Aynı yasanın 5. maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemelerinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir. 6335 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/3. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisinden çıkartılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Davacı yan taraflar arasında 23/05/2025 tarihinde akdedilen sulh protokolü ve bu protokolün eki mahiyetinde olan "Belge" başlıklı (7) maddeden oluşan anlaşma gereği davalı yanca davacıya bakiye 20.750.000,00 TL daha ödeme yapılması gerekirken davalı yanın protokolden kaynaklı hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle 20.750.000,00 TL'nin davalı yandan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı yanın itirazını haksız olduğunu ileri sürerek takibe yapılan itirazın kısmen (100.000,00 TL yönünden) iptalini talep etmiştir. Taraflar arasında imzalanan ve imzası inkar edilmeyen "Belge" başlıklı (7) maddeden oluşan anlaşma içeriği incelendiğinde; söz konusu belgenin (1) maddesinde iş bu belgenin ... ve ... arasında düzenlenen 23/05/2025 tarihli protokolün eki olduğu, (2) maddesinde tarafların yetkilisi/müdürleri oldukları şirketler yönünden de işbu kayıtları ve yükümlülükleri kabul ettikleri görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan iddia ve savunma karşısında somut olaya gelindiğinde; takibe konu sulh protokolünün ve eki belgenin davacı ... ve davalı ... tarafından tarafların yetkilisi ve müdürleri oldukları şirketler adına yapıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın şirket ortaklığından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu durumda şirket ortakları arasındaki ihtilaf, Şirketler Hukuku TTK'da düzenlendiğinden ve TTK'nun 1521 maddesi gözetildiğinde TTK'nun 4/1.maddesi anlamında mutlak ticari dava niteliğinde olup, görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25/03/2022 tarih 2021/9104 Esas 2022/2412 Karar sayılı ilamı). Hal böyle olunca, şirket ortakları arasındaki ihtilaf nedeniyle açılan eldeki davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddine yönelik kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2026 tarih ve 2026/92 Esas 2026/105 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalılar tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/10/2026

Başkan - Üye - 4755 Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/551, K. 2026/1365, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-551-e-2026-1365-k-510bcb0770d1