Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1486 E. 2026/1639 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1486
- Karar No
- 2026/1639
- Karar Tarihi
T. C.
K A Y S E R İ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1486
KARAR NO: 2026/1639
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMES: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİH: 23/01/2025
NUMARASI: 2024/254 Esas, 2025/72 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 19/03/2024
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 21/10/2026
YAZILDIĞI TARİH: 21/10/2026
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili; ... tarihinde sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... sayılı aracı ile ... Bulvarını takiben... Bulvarına giriş yaptığı esnada müvekkili ...’a çarpması ile müvekkili davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakım ihtiyacı doğduğunu, söz konusu kazanın meydana gelmesinde davacı müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmamakta olup kaza tespit tutanağı vs. belgelerdeki aleyhe tespit ve değerlendirmeleri kabul etmediklerini, dava konusu trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın, kaza tarihi itibariyle geçerli ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Poliçesi ile şirket teminatı altında olduğunu, dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilin ağır şekilde yaralandığını, bacak kemiklerinde kırıklıklar başta olmak üzere müvekkilin ayrıca vücudunun başkaca pek çok yerlerinde de yaralanmalar, berelenmeler, kırıklar ve çıkıklar meydana geldiğini, kazadan sonra ... ... Hastanesi’ne kaldırılan müvekkilinin tedavilerine işbu hastanede devam edildiğini, müvekkili davacının, işbu hastanelerde uzun süre yatarak tedavi görerek çeşitli cerrahi operasyonlar geçirdiğini, dava konusu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin, ağır şekilde yaralandığını ve geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakım ihtiyacı doğduğunu, dava konusu kazada müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararının tazmini için gerekli bilgi, belge ve evraklarla birlikte davalıya karşı başvuruda bulunulduğunu başvuru dilekçe ve eklerinin 26/01/2024 tarihinde KEP adreslerine tebliğ edildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) hususuna havi olmakla işbu maddede belirtilen yasal süre içerisinde davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, işbu başvurunun ardından davalı Sigorta Şirketi nezdinde oluşturulmuş ise işbu hasar dosyası kapsamındaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, dosyanın davalı Sigorta Şirketi’nden celbini talep ettiklerini, dava konusu trafik kazası nedeni ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. Sayılı dosyası ile soruşturması yapıldığını, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin dava konusu kazada yaralanarak geçici ve sürekli iş göremezliğe uğraması sebebiyle şimdilik, 100,00 TL bakıcı gideri, 1.000,00 TL kalıcı işgöremezlik zararı olmak üzere toplam 1.100,00 TL’nin kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; dava da "Yetkili Mahkeme”, müvekkili sigorta şirketinin yerleşim yeri İstanbul olması sebebiyle HMK madde 6/1 gereği; İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu bakımdan yetki itirazımızın kabulü ile davanın yetki yönünden reddine ve dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, HMK 121 md. gereği delillerin taraflarına tebliği gerektiğini, müvekkili şirkete iletilen dava dilekçesi ekinde olması gereken belgeler yer almadığını, davanın esasına ve usule ilişkin itirazlarımızın sunulabilmesi için tüm delillerin taraflarına ibrazı gerektiğini, bu nedenle HMK. 121 md. gereğince delillerin tebliği gerektiğinden esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine usulüne uygun olarak müracaat edilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının maluliyetinin tespiti için iyileşme süreci tamamlandıktan sonra ATK tarafından muayene edilerek uygun yönetmelik çerçevesince rapor düzenlenmesi gerektiğini, davacıların maluliyetinin ... tarihli kaza neticesinde oluştuğuna dair uygun yönetmelik gereğince alındığını, maluliyet raporu bulunmadığını, işbu nedenle kazazedenin ATK tarafından muayene edilerek ... için erişkinler için engellilik değerlendirilmesi hakkında yönetmelik kapsamında ve davaya konu kaza sonucu meydana gelen yaralanmanın maluliyet üzerindeki etkisinin belirtilmek suretiyle sürekli sakatlık kurul raporu alınmasını talep ettiklerini, kaza tarihi ile rapor tarihi arasında 1 senelik tedavi ve iyileşme süresi geçmeden maluliyet oranının tespit edilebilmesinin mümkün olmadığını kaza tarihi ile dava tarihi arasında 1 senelik süre geçmediğini bu nedenle kazazedelerin öncelikle iyileşme süresinin beklenmesi gerektiğini, bu süre dolduktan sonra mevzuata uygun olarak rapor hazırlanması için kazazedelerin davaya konu trafik kazası nedeniyle oluşan özür oranının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna sevkini sağlanarak mevcut evrak üzerinden değil de kazazedelerin bizzat muayene edilerek rapor alınması gerektiğini, aynı zamanda maluliyet zararının hesaplanabilmesi için, öncelikle kazazedelerin kaza ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve kaza sebebiyle maluliyetin oluşup oluşmadığının raporda belirtilmesi gerektiğini illiyet bağı tespit edilmeyen ve kişinin daha önce de mevcut olabilecek maluliyeti de söz konusu olabileceğinden bu durumun netleşmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderleri poliçe kapsamında olmadığı geçici iş göremezlik tazminatından, bakıcı ve tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğu açıkça hükme bağlandığını, işbu düzenleme ve yargıtay kararları kapsamında, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri SGK'ya devredilmiş olmakla, geçici işgöremezliğe ilişkin taleplerin teminat dışı bırakıldığını, bu sebeple sigorta şirketinin bu kalem zararlar sebebi ile sorumluluğu bulunmadığını, genel şartların açık hükmüne göre; her türlü tedavi gideri zararları sağlık giderleri kapsamında olduğunu, bu sebeple sigorta şirketinin bu kalem zararlar sebebi ile sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenlerle geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gidererinin teminat dışı olup talebin reddi gerektiğini, maluliyet tazminatı zararının, 01.06.2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, aksi bir hesaplamanın kanuna ve genel şartlara aykırı olacağını beyan ettiklerini, aleyhe hususları kabul etmemek kaydıyla kaza tespit tutanağı resmi belge niteliğinde olduğunu, dava konu kazya ilişkin tanzim edilen KTK'ya göre sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, bu sebeple ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğu ancak sigortalının kusuru kadar olduğunu kazada ise kazaya ilişkin kusur oranları belirlenmiş ve sigortalı araç sürücüsü kusursuz bulunduğunu iş bu nedenle her halükarda davanın kusur yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu kazada yaya ... yayalar için kırmızı ışık yandığı esnada karşıya geçmiş ve kazaya kendi asli kusuruyla sebebiyet verdiğini, davacı taraf her ne kadar dava dilekçelerinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu yönünde iddiada bulunmuşsa da bu iddiayı kabul etmediklerini, KTT ile de sabit olduğu üzere sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu bu sebeple davanın reddi gerektiğini, dava konusu kazaya ilişkin güncel ceza soruşturması evraklarının ara karar sonucu dosyaya eklenmesini talep ettiklerini, davaya konu aracın ticari faaliyette bulunmadığından değişen oranlarda avans faizi talep edilemeyeceğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, davacının kaza tarihinden faiz yürütülmesi talebinin reddi aksi halde temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davanın usulden reddine; aksi kanaat halinde davanın esastan reddine, davacının ATK'ya sevk edilerek usulüne uygun maluliyet raporu alınmasına, kazada kusur oranlarının uzmanlar tarafından belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu İlgili Trafik İhtisas Dairesi gönderilerek kusur raporu alınmasına, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Kamera kayıtlarında ki görüntüler uyarınca davacının kırmızı ışıkta geçtiği, davacı ...'ın karşıdan karşıya geçerken Karayolları Trafik Kanunu 47, 86/3-b-1 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği 95/a-b-c-d ve 138 hükümlerinde yer alan asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal ettiği, karşıdan karşıya geçerken araç trafiğini kontrol etmediği, trafiğin yoğun ve birden fazla istikametin olduğu yerde, araçların durmasını ve yayalar için geçişin müsait olmasını beklemediği, trafik akarken ve araçlara yeşil ışık yanarken üç şeritli yolda karşıdan karşıya geçmek istediği, geçiş esnasında solundan gelen araç trafiğini ve araçların konumunu kontrol etmediği, kendisinin can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir geçiş şekli izlediğinden %100 oranında kusurlu olduğu, davacının sunduğu uzman görüşü ile kamera kayıtları uyarınca davacının kırmızı ışık ihlali yaptığının kesin olarak anlaşıldığı, davacının kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili davacının herhangi bir kusuru bulunmadığını, görüntüler kapsamında kazanın meydana geldiği ışıkların görünmediini, eldeki raporun rasyonel değerler içermemekte olup varsayıma dayalı olduğunu, sinyal sapması olduğunu, butona basıldığını ve yayalara yeşil yanıp geçildiğini, raporun eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;Dava, trafik kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkindir.Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca sürücüden isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir.Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece yeni bir rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.Somut olayda, eldeki davada trafik kusur bilirkişisinden alınan 22/10/2024 tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde yaya ...'ın "karşıdan karşıya geçerken araç trafiğini kontrol etmediği, trafiğin yoğun ve birden fazla istikametin olduğu yerde, araçların durduğunu ve yayalar için geçişin müsait olduğunu beklemediği, trafik akarken ve araçlara YEŞİL ışık yanarken üç şeritli yolda karşıdan karşıya geçmek istediği, geçiş esnasında solundan gelen araç trafiğini ve araçların konumunu kontrol etmediği, kendisinin can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir geçiş şekli izlediği", gerekçesiyle meydana gelen trafik kazasında tamamen sorumlu olduğu ve asli kusurlu olduğu; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, rapor edilmiştir. Olayla ilgili Kayseri Cumhuriyet Basşsavcılığı'nca ... Soruşturma numaralı dosyasından ise, sürücü ...'ın kusuru olmadığından dolayı takipsizlik kararı verildiği görülmüştür. Sonuç olarak bu durum kaza tespit tutanağı ile de uyuştuğu, olay anında tutulan ... tarihli Trafik Tespit Tutanağında, "Oluşan bu kazada kaza anını gören kamera kayıtları izlenmesi sonucunda yaya ... yayalara hitap eden kırmızı ışıkta geçiş yaptığı 2918 sayılı Karayolları trafik kanununun 68/1-b maddesini ihlal ettiği, Sürücü ... in ise kural ihlalinin bulunmadığı" belirtilmiştir. Sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca isteyebileceğinden, somut olayda, sürücü kusursuz bulunduğundan, davacının, davalıdan zararları talep edemeyeceği açık olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Bu haliyle; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu vakıa ve hukuki değerlendirmede kanuna aykırılığın bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İRAT KAYDINA,
3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-)Davacı tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,
6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin dairemizce YERİNE GETİRİLMESİNE,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca YARGITAY YOLU AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/10/2026