Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/567 E. 2026/1591 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/567
Karar No
2026/1591
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/567 KARAR NO : 2026/1591

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2021/1368 E. 2023/753 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 09.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 09.10.2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.12.2023 tarih 2021/1368 E. 2023/753 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı ... A.Ş vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye.... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 20/06/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacı ... sevk ve idaresindeki ....plakalı motorsiklete davalı ... sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı motorsikletin çarptığını, Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/11534 soruşturma nolu dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, davalı ...'in %100 kusurlu olduğunu, davalı idaresindeki .... plakalı aracın ZMMS poliçesiyle davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, posta yoluyla 09.04.2021 tarihinde başvuru yapılmış ise de sigortanın cevap vermediğini, davacıda %5 kalıcı maluliyet olduğunu, hastanede tedavi sürecinde bakıcı ihtiyacı olduğunu, tedavi süreci ve sonrasında da tedavi ve kontroller devam ettiğinden ADÜ Eğitim ve Araştırma hastanesine sıklıkla gidip gelmek durumunda kalındığını yol ve tedavi gideri yaptıklarını, kalıcı sakatlık sebebiyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri ile belgesiz tedavi giderlerinin (hastaneye gidiş geliş masrafları, refakatçi masrafları, ilaç gideri için 2.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalı araç sürücüsü ... tarafından olay tarihinden, davalı sigorta şirketi ... .A.Ş. yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. CEVAP:Davalı ... vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı yanın hiçbir beyan ve iddiasını kabul etmediklerini, meydana gelen kazada müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmamasına rağmen kaza tespit tutanağında davalı ... açısından'e kusur yüklendiğini, davacının manevi tazminat talebinin oldukça fahiş ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, olay nedeniyle müvekkilin travma yaşadığını, uzun süre sağlık sorunları ile uğraştığını, tbelirterek davanın reddini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olmasının usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, müvekkil Sigorta Şirketi aleyhine dava açan karşı taraf, dava dilekçesinde sonuç kısmında talep etmiş olduğu tazminat miktarını belirtmediğini, gene gerek tazminat miktarı belirtilmiş olsun gerekse de belirtilmemiş olsun işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesinin mümkün olmadığını, dava şartlarının yerine getirilmediğini, dosyaya Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun düzenlenmiş bir rapor sunulmamış olduğundan zorunlu karayolları trafik sigortası genel şartları gereğince eksik evrak ile başvuru yapıldığını, bu nedenle temerrüt oluşmamış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, bahsi geçen raporun sunulmasının dava şartı olup Trafik Sigortası Genel Şartlarında sigorta şirketine başvuru esnasında sunulması gereken evraklardan olduğunu, sigortalı ...'in meydana gelen kazada herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirtrek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 20.06.2020 günü, davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması neticesinde davacı sürücünün yaralandığı, kazada davalı %70 oranında kusurlu olup; davacının aktüer b.kişi tarafından hesaplanan geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderini kapsayan gerçek zararından davalı sürücü ve sigortacısının davalının kusuru oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davacı yanca sunulan 23.12.2023 tarihli dilekçe ile tedavi ve yol giderlerine ilişkin dosyanın bilir kişiye tevdi taleplerinin olmadığını belirterek sürekli ve geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin taleplerini yönelik bedel arttırım dilekçesi sunulduğu, talep doğrultusunda geçici sürekli iş görmezlik ve bakıcı giderine ilişkin taleplerin kabulü, ispatlanamayan tedavi yol giderleri açısından ise talebin reddine karar verildiği, tarafların kusur durumu, sosyal ekonomik durumları ve yaralanmanın ağırlığı dikkate alınarak tarafların fakirleşmesine yahut zenginleşmesine yol açmayacak hakkaniyete uygun olacak şekilde manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihi olan 20/06/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı ... vekili, davanın "belirsiz alacak" davası şeklinde açılmasının usul hukukuna aykırı olup, davanın usulden reddedi gerektiğini, Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce alınan kusur raporu ile ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporları arasındaki kusur çelişkilerinin giderilmediğini, davacı sürücünün ışıkta bekleyen araçların arasından yüksek hızla geçtiği, dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, eski yönetmeliğe göre davacıya %0 engellilik oranı verilirken, yeni yönetmeliğe göre %5 oran tespit edilmesinin çelişkili olduğunu, davacının fiziki ve tıbbi bulgularının tamamen normal olduğunu, aktüerya raporundaki hesaplama yönteminin ve tazminat miktarlarının fahiş olup, bilimsel verilere dayanmadığını, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde verilen 15.000 TL manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, müvekkili yönünden faiz başlangıcının kaza tarihi yerine dava tarihi veya muacceliyet tarihi olması gerektiğini, ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürülmüştür. Davalı ... A.Ş vekili, davacının talep ettiği tazminat miktarını dava dilekçesinde netleştirmediği, bu durumun belirsiz alacak davası açma şartlarına uymadığından davanın usulden reddi gerektiğini, ceza dosyası ile hukuk dosyasındaki kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, yerel mahkemenin Adli Tıp Üst Kurulu'ndan yeni bir rapor alarak bu çelişkiyi gidermediğini, ADÜ Adli Tıp Anabilim Dalı raporunun yönetmeliğe ve mevzuata uygun olmadığını, maluliyet tespit yetkisinin uzman heyette olması gerekirken tek adli tıp uzmanı tarafından düzenlendiğini, rapordaki %5 maluliyet oranının dayanağının açıklanmadığını, çelişkili olduğu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) heyetinden yeniden rapor alınması gerektiğini, dosyada mevcut ADÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının raporunda Adli Tıp Uzmanı ünvanlı doktorlar tarafından raporun imzalandığını, bunun mevzuata aykırı olduğunu, Adli tıp uzmanının maluliyet raporu düzenleyemeyeceğini, bu şekilde teşkil etmiş heyetlerin maluliyet oranı belirleyemeyeceklerini, bu bakımdan dosyada mevcut raporun usule uygun olmayıp, alanında uzman heyet tarafından raporun düzenlenmediğini, raporun sonuç kısmında Epilepsi nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlardan olduğu gerekçesi ile %5 engelli olduğu belirtilmesine karşın, şahsın bu yönde bir şikayeti yokken, bu yönde deneyimlemiş olduğu bir rahatsızlığı yokken, gene şahsın epilepsi nöbeti geçirme riskinin nereden kaynaklandığı, bu sonuca nasıl varıldığı raporda açıklanmamış iken böyle bir tespite dayanılarak maluliyet oranı belirlenebilmesinin mümkün olmadığını, ZMSS Genel Şartları gereğince geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinin SGK'nun sorumluluğunda olup, sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, bakıcı giderinin brüt asgari ücret yerine net asgari ücretten hesaplanması gerektiğini ve davacının hastanede yattığı günlerin (hastane bakımı yapıldığı için) hesaplamadan düşülmediğini, davacının kask ve koruyucu ekipman takıp takmadığının belirsiz olduğu, koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle müterafik (ortak) kusur indirimi yapılması gerektiğini, bilirkişinin bilinmeyen pasif dönemi 18.357,74TL ücret üzerinden hesaplamış olup, pasif dönemin istisnasız her zaman Agi’siz asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinin 24.04.2021 olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının kaza anında koruyucu ekipman kullanmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu indirim yapılmadan hüküm kurulduğunu, geçici iş görmezlik ve geçici bakıcı giderleri dolayısıyla sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, reddedilen manevi tazminat davası ve yargılama giderlerinin sigorta şirketine müteselsilen yükletilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davacı vekili, maddi tazminata yasal faiz yürütülmüş ise de, avans faizi uygulanması gerektiğini, manevi tazminatın kısmen reddinin hatalı olduğunu, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin 1 ayı aşkın süre yoğun bakımda kaldığını, hafıza kaybı ve ruhsal çöküntü yaşadığını, %5 kalıcı sakatlığı olduğunu vurgulayarak manevi tazminatın tümden kabulü gerektiğini belirterek, maddi tazminat alacağına yasal faiz yerine avans faizi uygulanmasını, manevi tazminat talebinin ise tamamının kabul edilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Somut olayda, 20/06/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacı ...'un kullandığı motosikletle davalı ... idaresindeki motosikletin çarpışması nedeniyle davacının malul kaldığı ve tedavi masrafı yaptığı gerekçesiyle davalı sürücü ...'den maddi ve manevi tazminat, davalı sigorta şirketinden maddi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece Ankara Adli Tıp Kurumu'dan alınan rapor doğrultusunda; davalı sürücü ...'in %70; davacı sürücü ...'un ise %30 oranında kusurlu bulunduğu, ADÜ Hastanesi Adli Tıp raporuna göre davacının engellilik oranı %5, geçici iş göremezlik süresi 90 gün, geçici bakıcı ihtiyacı ise 30 gün olarak belirlendiği, mahkemece söz konusu raporlar doğrultusunda geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı ve bakıcı giderine ilişkin taleplerin kabulüne, ispatlanamayan tedavi ve yol giderlerine ilişkin taleplerin ise reddine karar verildiği, tarafların kusur durumu, sosyal ekonomik durumları ve yaralanmanın ağırlığı dikkate alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Mahkemece, dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurul'undan alınan raporla tarafından giderildiği, Ankara ATK'dan alınan ve ceza dosyasından alınan raporla uyumlu olan raporunda davalı sürücü ...'in %70 oranında; davacı sürücü ...'un %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesinde ve meydana gelen kazada TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sistemine göre tazminat hesabı yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Bu itibarla, kazanın oluş şekli, tarafların kusur durumu, sosyal ekonomik durumları ve yaralanmanın ağırlığı dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu değerlendirilerek, taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de mahkemece aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporunun ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin ATK raporuyla uyumlu olmasına, davacının maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uyarınca belirlenmiş olmasına, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sistemine göre yapılmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketince kanıtlanamamış olmasına, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması nedeniyle hükmolunan miktara yasal faiz işletilmesinde isabetsizlik görülmemesine, tarafların kusur durumu, sosyal ekonomik durumları ve yaralanmanın ağırlığı dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının yerinde olmasına, mahkemece hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili, davalı ... A.Ş vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 25.973,82-TL'den peşin alınan 6.749,62-TL'nin mahsubu ile bakiye 19.224,20-TL'nin davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 26.998,47-TL'den peşin alınan 6.749,62-TL'nin mahsubu ile bakiye 20.248,85-TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/567, K. 2026/1591, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-567-e-2026-1591-k-d5a68dbc7b0e