Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1115 E. 2026/8619 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1115
Karar No
2026/8619
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/388 E., 2019/452 K.

Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.06.2019 tarihli ve 2019/388 Esas, 2019/452 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 01.07.2019 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.01.2026 tarihli ve 2024/28958 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/17901 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/17901 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme konusu 25.04.2014 tarihinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2014 tarihli ve 2014/2040 soruşturma, 2014/1256 esas, 2014/544 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması neticesinde, Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2019 tarihli kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın temyiz kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle 01.07.2019 tarihinde kesinleştiği, Yine, sanığın inceleme dışı 23.12.2013 tarihinde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle Urla Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2014 tarihli ve 2014/704 soruşturma, 2014/854 esas, 2014/475 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılması neticesinde, Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2015 tarihli ve 2014/257 esas, 2015/19 sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14.09.2022 tarihli ve 2020/327 esas, 2022/14389 karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilerek kesinleştiği, Sanığın 23.12.20 13... .04.2014 tarihlerine konu eylemlerinin Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2014 tarihli iddianamesinden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek bir resmi belgede sahtercilik suçundan mahkûmiyet kararı verilip zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği ancak Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2015 tarihli ve 2014/257 esas, 2015/19 sayılı kararının, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14.09.2022 tarihli ve 2020/327 esas, 2022/14389 karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşmiş bulunması karşısında dosyaların birleştirilmesinin mümkün bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/10-847 esas, 2016/128 karar sayılı ilâmında vurgulandığı üzere zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi gerektiği nazara alındığında, Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uyarınca hüküm

kurulduktan sonra, kesinleşen Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.01.2015 tarihli kararında belirlenen cezanın mahsup edilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5237 sayılı Kanun'un "Resmi belgede sahtecilik" başlıklı 204. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Şeklindedir. 2. 5237 sayılı Kanun’un "Zincirleme suç" başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. ..." Hükmü yer almaktadır. 3. Zincirleme suç durumunda aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmekte ve aralarında subjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil tek bir ceza verilmekle birlikte, verilen bu cezanın miktarı artırılmaktadır. 4. Bu kapsamda incelenen dosya içeriğine göre; suç tarihinde sanığın bulunduğu lokantada yapılan rutin kontrol sırasında kolluk görevlilerine kardeşi olan mağdur ... adına düzenlenmiş suça konu sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini ibraz etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kararının bulunduğunun belirlenmesi halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak; Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2015 tarihli ve 2014/257 Esas, 2015/19 Karar sayılı kararına konu mağdur ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ele geçirildikten sonra, bu kez mağdur ... adına tanzim edilen belgeleri kullanan sanığın eylemlerinin, suça konu belgelerin farklı kişiler adına düzenlenmesi ve farklı zamanlarda ele geçirilmesi ile tüm dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde belirtilen bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme olarak gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği, yenilenen suç işleme kararları ve birbirinden bağımsız olarak atılı suçların işlendiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.

II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN, oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.10.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/1115, K. 2026/8619, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-1115-e-2026-8619-k-6f3bfe83fd65