Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1095 E. 2026/8881 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1095
- Karar No
- 2026/8881
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/7853 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2024 tarihli ve 2023/168512 Soruşturma, 2024/96152 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.07.2024 tarihli ve2024/7853 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 25.07.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.01.2026 tarihli ve 2025/8322 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/8825 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/8825 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin 19.07.2023 tarihli şikayet dilekçesinde özetle, şüphelilerle avukatı ... aracılığıyla tanıştığını, şüphelilerin kredi kartı, çek ödemeleri olan insanlara mail order yöntemi, kart döndürmesi şeklinde işlemlerle yardımcı olduklarını, bu işlemler karşılığında komisyon aldıklarını ve komisyonun yarısını parasını kullandıkları insanlara verdiklerini, bu şekilde şüphelilerin kendisinin de parasını işletmeleri için 1.000.000, Türk lirası, 7.500,00 USD, 1.200,00 EURO tutarındaki parayı parça parça ...e banka yoluyla gönderdiğini, bu süreçte tahmini 200.000,00 Türk lirası para kazandığını, ancak bir süre sonra komisyon gelmemeye başladığını, şüpheli şahısların kendisini engellediğini, şüphelilere ulaşamadığını belirterek bu şekilde dolandırıldığından bahisle şüphelilerden olması üzerine yürütülen soruşturma sonunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müştekinin avukatı aracılığı ile tanıdığı şüphelilerin temin ettikleri paraları işleterek para veren kişilere kazanç sağladıklarına kendisini inandırdıklarını, bunun üzerine şüphelilere farklı zamanlarda para verdiğini, kendisine bir kısım kazanç adı altında ödeme yapıldıktan sonra ödeme yapılmadığı gibi vermiş olduğu parasının da iade edilmediğini iddia ettiği, şüpheli ...'in ifadesinde müştekiden borç aldığını bu borcun bir kısmını banka havalesi yoluyla bir kısmını elden ödediğini, bir kısım kalan borcunu ödemek için süre talep ettiğinde talepte bulunanın kendisini tehdit ettiğini belirtip suçlamayı kabul etmediği, ancak banka kayıtlarının incelenmesinden, müşteki ve şüpheli arasında ödeme geri ödeme şeklinde para hareketlerinin sabit olduğu gözetilerek, müştekinin ... olarak ismini bildiği ve yine şüpheli ...'nın savunmasında da ismini ... olarak belirttiği diğer şüpheliye ilişkin olarak müştekinin banka hesap ekstrelerinin dosyaya celp edilmesi, şüpheli Hamza'nın ve avukat ... 'un olaya ilişkin beyanları alınıp alınan beyanları bir diğer şüpheli ...'nın savunması ve dosya kapsamındaki mesaj içerikleri ile birlikte değerlendirilip, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, avukatı olan ... aracılığı ile şüpheliler ... ve ... ile tanıştığının, şüphelilerin şikayetçiye finansal danışma hizmeti verdiklerini ve para kazandıracaklarını söylemeleri üzerine, şikayetçi tarafından ...'e banka yoluyla çeşitli miktarlarda para gönderildiğinin, önce bir miktar para kazanan şikayetçinin, daha sonra şüphelilere ulaşamadığının, bu şekilde şüphelilerin hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiklerinin iddia olunması ile şüphelilerden ...'in savunmasında; paraya ihtiyacı olduğu için diğer şüpheli ...'un kendisini şikayetçiye yönlendirdiğini ve şikayetçiden borç para aldığını, paranın çoğunu da ödediğini, ancak kendisini finansal danışman olarak tanıtmadığını söylemesi karşısında; şüpheli ...'un açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile ifadesinin alınması, ...'un tanık sıfatıyla beyanına başvurulması, tüm ifadeler ve dosya kapsamındaki yazışmalar da değerlendirilerek sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüphelilerin, müştekinin denetleme imkânını ortadan kaldıracak nitelikte hileli hareketlerle dolandırdıklarına dâir müştekinin mücerred beyan ve iddiası hâricinde delil bulunmadığı, müştekinin şüphelilere yönelik şikayetinin hukukî ihtilaf kapsamında kaldığı, bu ihtilafın yetkili ve görevli icra dairesi veya hukuk mahkemesinde çözülebileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.07.2024 tarihli ve 2024/7853 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2026 tarihinde karar verildi.