Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1090 E. 2026/8880 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1090
Karar No
2026/8880
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/229 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2024 tarihli ve 2024/37282 Soruşturma, 2024/31982 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2025 tarihli ve 2025/229 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 25.02.2025’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.01.2026 tarihli ve 2025/26640 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/12437 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/12437 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki şikâyet dilekçesi ile özetle suç tarihinde instagramda telefon çekilişi ilanı gördüğünü ve çekilişe katıldıktan sonra kazandığına dair mesaj geldiğini ve şüpheli şahsın yönlendirmesiyle verilen banka hesaplarına para gönderdiğini, ardından da dolandırıldığını anladığını, şikâyetçi olduğunu beyan etmesi üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, şüpheliler tarafından müştekiye yöneltilen beyanlara ilişkin müştekinin denetim imkanının bulunduğu, müştekiye yönelik eylemlerin basit yalan niteliğinde olduğu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki tarafından sunulan dekontlar gereği bir kısım bankalarla yazışma yapıldığı gözetilerek dosya arasına alınmamış para transferlerine ilişkin kayıtların, şüpheliler tarafından diğer şüphelilerle yapıldığı bildirilen para transferlerine yönelik kayıtların ilgili bankalardan istenilmesi ve hesap sahiplerinin gerçek kişi olması halinde bu kişilerin, hesabın şirkete ait olması halinde söz konusu şirketleri temsile yetkili kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınması, yine şüphelilerin müşteki ile telefon üzerinden iletişime geçtiğinin bildirilmiş olması sebebiyle şikâyet dilekçesinde belirtilen telefon hatlarının kimlere ait olduğunun tespit edilmemiş olduğu, keza şüphelilerin ifadelerinin alınmamış olduğu, olaya ilişkin detaylı ifadelerinin alınması, şüpheliler haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması; bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.

4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin instagram isimli sosyal medya platformu üzerinden çekilişe katıldığının, şikâyetçiyi arayan şüphelilerin bir adet ı phone 14 pro max marka cep telefonu kazandığını söyleyerek cihazın gümrük, komisyon vb. gibi masrafları olduğundan bahisle şikâyetçinin banka yoluyla çeşitli miktarlarda para göndermesini sağladıklarının ancak cihazın gönderilmediği gibi para iadesinin de yapılmadığının, bu şekilde şüphelilerin hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiklerinin, para gönderilen şüphelilerin ... ve ..., şikâyetçi ile ....üzerinden iletişime geçen kişilerin ise ...ve .... olduklarının iddia olunması karşısında; tüm şüphelilerin ifadelerine başvurulması, banka hesap hareketleri ile şüpheliler ve şikâyetçi arasındaki yazışmaların incelenmesi, ilgili hesaplardan yapılan para transferlerinin belirlenmesi, ATM ve görüntü kayıtlarının getirtilmesi, şikâyetçi ile irtibata geçen hatların kimlerin üzerine kayıtlı olduğunun tespit edilmesi, gerekirse suçta kullanılan telefon hatlarının fiili kullanıcılarına yönelik araştırma yapılması, şüpheliler hakkında benzer şekilde başka soruşturma ya da kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, "...müştekinin, şüphelinin basit yalan olarak değerlendirilebilecek beyanı üzerine şikâyete konu parayı şüphelilere gönderdiği, şüphelinin eylemlerinin müştekinin iradesini sakatlayacak nitelikte ağır, yoğun ve ustaca olmadığı ve müştekinin denetleme olanağını ortadan kaldırmadığı, soyut olarak söylenen her yalanın dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için yeterli sayılamayacağı, müştekinin para göndermeden önce instagram hesabının güvenilir olup olmadığı, gerçekten çekiliş yapılıp yapılmadığı hususlarında araştırma yükümlülüğünün ve imkanının bulunduğu, müştekinin internet gibi güvenilir olmayan bir ortamda karşılaştığı çekiliş ilanı üzerine, ürün bedelini hiç tanımadığı bir kişinin banka hesabına göndermemesi gerektiğini ve para gönderildikten sonra ürünün kendisine gönderilmeyeceği gerçeğini objektif bir değerlendirme sonucunda rahatlıkla anlayabileceği, müştekinin bildirilen hesaplara para gönderme eyleminin kendi dikkatsizliği ve temkinsizliğinden kaynaklandığı, şüpheliler tarafından, müştekinin iradesini etkileyecek ya da denetleme olanağını ortadan kaldıracak şekilde aldatıcı davranışlarda bulunulduğuna dair herhangi bir delilin mevcut olmadığı, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, müştekinin uğradığı maddi zarara ilişkin olarak tazminat hukukunun genel prensipleri uyarınca hukuk/icra mahkemelerinde dava açabilme imkanının bulunduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2025 tarihli ve 2025/229 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/1090, K. 2026/8880, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-1090-e-2026-8880-k-1c1cf9d06f29