Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1102 E. 2026/8889 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1102
Karar No
2026/8889
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/8235 Değişik iş

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2024 tarihli ve 2023/186974 Soruşturma, 2024/39824 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.10.2024 tarihli ve 2024/8235 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.10.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 08.01.2026 tarihli ve 2025/27668 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/8907 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/8907 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2024 tarihli kararı ile müştekinin şikayetinde kripto para yatırımı yaptığını, ancak parasını çekmek istediğinde paranın kendisine ödenmediğini belirtmesi üzerine başlatılan soruşturmada, müştekinin para gönderdiği cüzdan adreslerinin kime ait olduğunun tespitinin yapılamadığı ve kovuşturma olanağının bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, gerekirse gerçek şüphelinin tespiti açısından evrakın daimi aramaya alınması gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği dikkate alındığında, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin .... isimli ve www....com url adresli internet sitesi üzerinden, rifabtc uygulamasını kullanarak kripto para satın aldığının, daha sonra parasını çekmek istediğinde ise gelir vergisi ya da teminat bedeli ödemesi gerektiği şeklindeki bir kısım bahanelerle para talep edildiğinin, toplam 67.750 USD ödenmesine rağmen, paranın iade edilmediğinin, hesaba giriş yapılamadığının, şüphelilerle irtibat kurulamadığının, bu şekilde şüphelilerin hileli hareketlerle haksız menfaat elde ettiklerinin iddia olunması karşısında; ibraz edilen usb belleğin incelenerek tutanağa bağlanması, ... Türkiye ile gerekli yazışmaların yapılarak cevabi yazıların dosya içerisine alınması, suçta kullanıldığı iddia olunan internet sitesi ve uygulamaya yönelik araştırma yapılması, şikayetçi ile şüpheliler arasındaki whatsapp yazışmaların temini ile incelenmesi, tespiti halinde kullanılan telefon hatlarının sahiplerinin belirlenmesi, tespit edilecek şüphelilerin ifadelerine başvurulması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi, tüm araştırmalara karşın fail ya da faillerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilememesi durumunda ise zamanaşımı süresinin sonuna kadar araştırmaya devam olunması gerekirken, "...müştekinin şikayetine konu olayda paranın gönderildiği cüzdan adresinin kime ait olduğunun tespit edilemediği ve tespitinin mümkün olmadığı görülmekle, soruşturmanın devamı halinde teknik ve hukuki açından yeni delillere ulaşma imkanının bulunmadığı ve soruşturma içeriğine göre kamu davasının açılmasını gerektirir delil bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.10.2024 tarihli ve 2024/8235 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/1102, K. 2026/8889, T. 12.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-1102-e-2026-8889-k-557b7e5c919a