Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1380 E. 2026/8618 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1380
Karar No
2026/8618
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/5187 Değişik İş SUÇ : Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık

Söke Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2024 tarihli ve 2024/7914 Soruşturma, 2024/4386 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Söke Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.11.2024 tarihli ve 2024/5187 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.11.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 11.02.2026 tarihli ve 2025/3206 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2026 tarihli ve KYB-2026/24605 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2026 tarihli ve KYB-2026/24605 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin şikâyet dilekçesi ile özetle, uyuşturucu bağımlısı olan oğlunu tedavi etmesi karşılığında farklı tarihlerde parça parça olmak suretiyle toplam 600,000,00 Türk lirası para gönderdiği şüphelinin yalan söylenerek kendisini maddi zarara uğratıldığını belirterek şikâyetçi olması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, eylemin basit yalan niteliğinde olması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekinin şikâyet dilekçesi ekinde sunduğu dekontlar uyarınca müşteki tarafından yapılan para transferlerine ilişkin kayıtların ilgili bankalardan istenilmesi ve hesap sahiplerinin tespit edilerek ifadelerinin alınması, şüpheli haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.

3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; paranormal yetenekleri olduğunu söyleyen şüphelinin, uyuşturucu bağımlısı olan oğlunu tedavi edeceği vaadiyle şikâyetçiden farklı zamanlarda yaklaşık 600.000,00 TL karşılığı nakit para, ziynet ve eşya aldığının, ancak oğlunda herhangi bir iyileşme olmaması üzerine şikâyetçinin bir süre sonra dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; ..., şikâyetçinin hesabına para gönderdiği nişanlısı olduğu söylenen .... ile kendisini ...'in ablası ... ismiyle tanıtan 05...28 numaralı GSM hattı kullanıcısının açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, dosyaya ibraz edilen flash bellek içerisinde yer alan görüntülerin çözümü yaptırılarak, gerekli görülmesi halinde alanında uzman bir bilirkişiden bu hususta rapor temin edilmesi, şikâyetçiye ait banka hesap hareketleri ve kredi kartı ekstrelerinin ilgili bankalardan getirtilmesi, şikâyetçinin ifadesinde isimleri geçen .... ve ....'ın açık kimlik ve adres bilgileri belirlenerek olayla ilgili bilgilerine başvurulması, şüpheli ... hakkında benzer şekilde gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerine ilişkin başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının ortaya konulmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...5237 Sayılı TCK'nun 157. Maddesinde tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun somut olayda oluşabilmesi için failin müştekiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının gerektiği gibi yapmış olduğu hileli davranışın müşteki tarafından anlaşılabilecek kadar basit olmaması gerektiği, müştekinin beyanında, uyuşturucu bağımlısı oğlunu kurtarmak adına toplamda 600.00TL'yi oğlunu iyi edeceğini düşündüğü çeşitli ritüeller karşılığında verdiğini, ancak oğlunun iyileşmediğini beyan ettiği, uyuşturucu bağımlısı birinin iyileşmesi için bilimsel tedavi görmesi gerektiği, müştekinin uyuşturucu madde kullanan oğlunun tedavisi için bulunduğu yer Başsavcılığı'nca alınan karara istinaden Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün programına uygun davranmasını sağlayabileceği, müştekinin dini duygularını sömürerek bilimsel tedavi yerine şüpheli şahsılara 600.000TL vermek suretiyle gerçekleştirdiği eylemde Dolandırıcılık suçunun unsuru olan hilenin olmayıp, eylemin basit yalan niteliğinde olduğu, sonuç olarak süpheli/şüphelilerin üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı, müştekinin kendisinden sebepsiz yere alınan parası yönünden Hukuk Mahkemeleri'ne dava açabileceği, İcra Müdürlüklerine başvurabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Söke Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.11.2024 tarihli ve 2024/5187 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/1380, K. 2026/8618, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-1380-e-2026-8618-k-9ba97146703d