Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/2144 E. 2026/8614 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2144
- Karar No
- 2026/8614
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/3349 Değişik İş
Tavas Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2025 tarihli ve 2024/2224 Soruşturma, 2025/680 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.05.2025 tarihli ve 2025/3349 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.05.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 10.02.2026 tarihli ve 2025/38922 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2026 tarihli ve KYB-2026/30123 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.04.2026 tarihli ve KYB-2026/30123 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, müşteki ...'nin alınan beyanında özetle; 07.10.2024 tarihinde 150.500 Türk lirası bedelle şüpheli ...'ya 964 kilogram badem sattığını, şüphelinin 500 Türk lirasını elden verdiğini, kalan 150.000 Türk lirasını ise mobil bankacılık üzerinden hesabına girerek havale ettiğini ancak paranın müşteki hesabına ertesi günü geçeceğini söylemesi üzerine, güvence isteyen müştekiye şüphelinin 150.000 Türk lirası değerinde senet düzenleyerek verdiğini, şüpheli ile iletişime geçen müştekinin paranın gelmediğini söylemesi üzerine, kendisine gelmesi gereken paranın yatmadığını, yatınca göndereceğini söylediğini, o tarihten itibaren de "ameliyat oldum, annem öldü, param gelmedi" diyerek müştekiyi geçiştirdiğini, kendisine verdiği senedi bankalara sorduğunu, geçersiz olduğunu söylediklerini, kendisini bu şekilde dolandıran şüpheliden şikayetçi olduğunu beyan etmesi üzerine başlatılan soruşturmada, Tavas Cumhuriyet Başsavcılığınca tarafların arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf boyutunda kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, müşteki beyanı ile müşteki beyanını doğrular nitelikte tanık Bayram Şeyli'nin ifadesi, 08.11.2024 vade tarihli senet, CD çözümleme tutanağı ile şüpheli savunması kapsamına göre, hileli hareketlerle müştekiyi kandırıp haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğine dair şüpheli hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği cihetle, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile şüphelinin 964 kg bademin 150.500,00 TL bedelle satışı hususunda anlaştıklarının, şüphelinin 500,00 TL nakit ödeme yaptıktan sonra kalan kısmı banka yoluyla gönderdiğini, mesai saatleri içerisinde şikâyetçinin hesabına geçeceğini bildirdiğinin, teminat olarak da şikâyetçiye kanuni unsurlarının eksik olması nedeniyle bono vasfı taşımayan 1 adet senet verdiğinin, satış bedelinin sonraki günlerde de ödenmediğinin ve şüphelinin şikâyetçiyi değişik bahanelerle oyaladığının, benzer şekilde farklı mağdurlara yönelik olarak da aynı eylemleri gerçekleştirdiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; her ne kadar Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "...müştekinin şüpheli ile badem alışverişi noktasında anlaştıkları, müşteki ile şüpheli arasında badem alım satımı konusundan kaynaklı borç ilişkisi kurulduğu, taraflar arasındaki olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, müştekinin icra dairesi aracılığıyla senedini takibe koyabileceği, olayın suç ve suç unsuru içermediği, müştekinin şikayetine konu olay ile ilgili olarak Hukuk Mahkemelerinde dava açması gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle 29.04.2025 tarihli ve 2024/2224 Soruşturma, 2025/680 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şikâyetçinin iddiaları ve bu iddiaları destekleyen tanık beyanı, şüphelinin savunması ile UYAP üzerinden yapılan incelemede şüpheli hakkında benzer eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bulunduğunun tespit edilmesi karşısında; dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiğinden bahisle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.05.2025 tarihli ve 2025/3349 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2026 tarihinde karar verildi.