Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1144 E. 2026/8610 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1144
- Karar No
- 2026/8610
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/6456 Değişik İş
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.07.2024 tarihli ve 2024/25815 Soruşturma, 2024/39206 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 07.10.2024 tarihli ve 2024/6456 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.10.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 21.01.2026 tarihli ve 2025/40011 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2026 tarihli ve KYB-2026/15622 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2026 tarihli ve KYB-2026/15622 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki ....'un şikâyet dilekçesi ile özetle; ....İnşaat Nakliye Gıda Sanayi Turizm Limited Şirketinin ortağı ve müdürü olduğunu, şirketlerinin Mersin 6. İcra Dairesinden alacaklı olduğu 2011/5078 sayılı dosya üzerinde 25.10.2022 tarihinde 1.150.000,00 Türk lirası bakiye oluştuğunu, ardından şüpheli şirket ortağı ve müdürü olan ... ile eşi .... tarafından bu para hedef alınarak paranın zimmetlerine geçirilmesi amacıyla, şirketin borçlu gösterildiği ve ...'ın şirketten alacaklı gösterildiği 07.01.2005 tarihli 30.000,00 euro bedelli bir senet düzenlendiğini, söz konusu senedin şüpheli ...'ın şirkette tek müdür olduğu döneme denk gelen 2005 tarihinde imzalanmış gibi gösterildiğini, ancak aslında 2023 yılı içerisinde oluşturulduğunu, ardından herhangi bir hukuki dayanağı olmayan bu senet ile Bursa 5. Genel İcra Dairesinden 2023/61801 sayılı dosyada icra takibi başlatılarak şirketin alacaklı olduğu icra dosyasındaki şirkete ait bütün paraya haciz koydurulmak suretiyle şirketi ve kendisini dolandırdıklarını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, Bursa 5. Genel İcra Dairesi'nin 2023/61801 sayılı dosyasında yapılan incelemede, soruşturmaya konu çekin sahte olduğuna dair çekte imzası bulunan kişilerin herhangi bir iddiasının bulunmadığı ve resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları oluşmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, müştekinin şikayeti sonrası soruşturmaya konu senet asıllarının ilgili icra dosyasından soruşturma dosyası arasına alındığı ve emanet kaydının yapıldığı anlaşılmakla, söz konusu çek üzerinde yer alan imzalar ile senette isimleri geçen şahısların imza örnekleri üzerinde imza karşılaştırması yaptırılarak senedin sahteliği iddiasına ilişkin bilirkişi raporu tanzim edilmesi, şüphelilerin ifadeleri alınarak müşteki iddialarının detaylı biçimde sorulması suretiyle savunmalarına başvurulması, senedin bedelsiz şekilde düzenlendiğine yönelik müşteki iddiaları karşısında bu hususta araştırma yapılarak senedin herhangi bir hukuki dayanağının mevcut olup olmadığının ortaya koyulması ile bu işlemlerin sonuçları doğrultusunda şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz edilmesi üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ...'ın, ortağı olduğu şikâyetçi şirket adına eşi olan diğer şüpheli ...'ı alacaklı olarak göstermek suretiyle 07.01.2005 keşide, 04.02.2022 vade tarihli 30.000,00 Euro bedelli bonoyu, 2023 yılında geçmiş tarihli olacak şekilde düzenleyerek Bursa 5. Genel İcra Dairesinin 2023/61801 sayılı dosyası kapsamında şirket aleyhine icra takibine konu etmesini sağladığının ve şirketin alacaklı olduğu başka bir icra dosyasındaki para üzerinde haciz kararı almak suretiyle şirketi zarara sokmaya teşebbüs ettiğinin iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüphelilerin olayla ilgili ayrıntılı olarak ifadelerine başvurulması, taraflar arasındaki suça konu bonodan kaynaklanan tüm icra-hukuk dava dosyalarının celp edilerek incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, icra dosyasının ne suretle kesinleştirildiğinin, bu takibe yönelik herhangi bir itirazda bulunulup bulunulmadığının, şirketin kuruluşundan itibaren ortak ve yetkililerinin kim/kimler olduğunun ilgili kurumlardan sorulmak suretiyle belirlenmesi, bono üzerindeki imza ve yazıların aidiyeti ile şirket kaşesinin gerçekliği hususunda tespit yaptırılması, gerekli görülmesi halinde şirketin bonoda alacaklı olarak görünen şüpheli ...'a borçlu olup olmadığının ortaya konulmasına yönelik şirket defterleri ve şirkete ait banka hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...soruşturmaya konu olay ile ilgili bahse konu çekin sahte olduğuna dair çekte imzası bulunan kişilerin herhangi bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmış olup, bu aşamada resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurunun oluşmayacağı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bursa 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 07.10.2024 tarihli ve 2024/6456 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2026 tarihinde karar verildi.