Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/1107 E. 2026/8609 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1107
- Karar No
- 2026/8609
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/7813 Değişik İş SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve 2024/48652 Soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 14.10.2025 tarihli ve 2025/7813 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 14.10.2025'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.02.2026 tarihli ve 2026/217 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/21423 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.02.2026 tarihli ve KYB-2026/21423 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya aslının, şüpheliler .... ve ... hakkında bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının Küçükçekmece 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/226 esasına kayden derdest bulunduğu anlaşılmakla, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki ...'in şikayetinde özetle, 13.08/2024 tarihinde instagram isimli sosyal medya platformu üzerinden satılık bir süpürge ilanı gördüğünü, profilde yazan GSM numarası ile iletişime geçerek ürünün satış bedeli konusunda profil sahibi ile 15.000 Türk lirası karşılığında anlaştıklarını, şahsın vermiş olduğu ilk IBAN numarasına bu parayı gönderdiğini, akabinde kendisinden çeşitli bahaneler ile başka paralar da istenildiğini ve bu hesaba 60.000 Türk lirası daha gönderdiğini, akabinde yine kendisine verilen 2. bir hesaba da 30.000 Türk lirası para gönderdiğini, gönderdiği bu paralara rağmen yine para talep edilmesi üzerine dolandırıldığını anlayarak şikayetçi olunması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelilerin atılı suça iştirak ettiğini gösterir herhangi bir somut delil ve illiyet bağı tespit edilemediğinden bahisle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; İnceleme konusu 2024/48652 sayılı soruşturma dosyası kapsamında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2025 tarihli ve 2025/725 sayılı iddianamesiyle hakkında kamu davası açılan muteriz ....'ın, daha önceden bulunduğu suç duyurusu üzerine adı geçen şüpheliler haklarında benzer suçtan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... numarasıyla soruşturma yürütüldüğü, suçun asıl faillerinin ..., ... ve soyadını bilmediği ...isimli kişiler olduğu, bu şüphelilerin ...'ın tecrübesizliğinden yararlanarak hile, tehdit ve şantajla kendisine çeşitli bankalarda çeşitli hesaplar ve GSM hattı açtırarak sim kartını almak suretiyle cep bankacılığı işlemlerinde kullandıkları, bu sim kart ve banka hesaplarını kullanarak internet üzerinden çeşitli platformlarda çeşitli dolandırıcılık suçlarını işledikleri, bu bağlamda adı geçen kişilerin (banka hesabı ve GSM hattı üzerinden) işledikleri suçlar nedeniyle başkaca açılan yargılama dosyalarının da bulunduğu, adı geçen şüpheliler hakkında Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/242 esas, Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/677 esas ve Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/253 esas sayılı yargılama dosyalarının bulunduğunun ifade edilmesi karşısında, şüpheliler haklarında yukarıda belirtilen ve başkaca benzer soruşturma veya kovuşturma dosyaları varsa araştırılarak incelenmek üzere celp edilmesini takiben, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun'un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 12.04.2016 tarihli ve 2014/11-830 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararında "suçtan zarar gören" kavramı ile ilgili olarak; "...öğretide davaya müdahale ile ilgili olarak “suçtan zarar gören” kavramının sınırları saptanırken, kesinlik taşıyan bir ölçüte ulaşılamamış, ancak hakime yol gösterici nitelikte bazı ilkeler ortaya konulmuştur. O halde, bu sınırları belirlerken hakimin, “haklı çıkar” ve “cezalandırma konularındaki psikolojik durumu” iyi değerlendirmesi gerekmektedir. (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Beta Yayınevi, 12.Bası, İstanbul, 2007, s.211 vd.) Çeşitli yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere hakim, bir olayda suçtan zarar göreni belirlerken, sanığa yüklenilen ve cezalandırılması istenilen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusundaki isteğini göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde kişiye suçtan zarar görme niteliği tanımak durumundadır. (Ceza Genel Kurulunun 29.6.1992 gün ve 176-201, 11.4.2000 gün ve 64-69, 15.07.2008 gün ve 95-195 sayılı kararları) Görüldüğü gibi, gerek yargısal kararlarda gerekse öğretide, katılma için aranan ve hakimin değerlendirmesi gereken keyfiyet, “haklı çıkarın zedelenmesi” ve “cezalandırma konularındaki psikolojik durum”dur. Öte yandan katılmanın sübjektif şartlarından biri de katılanın yargılama konusu suçu işlememiş olmasıdır. Suçu işleyen veya işlenmesine iştirak eden bir kişinin o suçla ilgili ceza muhakemesinde katılan sıfatını alabilmesi mümkün değildir. Bu, Latince "nemo auditur propriam turpitudinem allegans" olarak ifade edilen "kimse kendi ayıbından yararlanamaz" ilkesinin gereğidir. Ancak bir kişinin suçtan zarar gören olup olmadığı o suçla ilgili yargılama neticesinde ulaşılan sonuca göre değil iddianamede gösterilen fiilin sabit olduğu ve suç teşkil ettiği varsayımına göre potansiyel olarak belirlenmelidir..." şeklindeki tespitlere yer verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 173/1. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yalnızca suçtan zarar görene itiraz hakkı tanındığı ve yukarıda belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 12.04.2016 tarihli ve 2014/11-830 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "bir suçu işleyen veya işlenmesine iştirak eden kişinin o suçla ilgili ceza muhakemesinde katılan sıfatını alabilmesi mümkün değildir." şeklindeki değerlendirme uyarınca, aynı olayla ilgili olarak Küçükçekmece 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2025/226 Esas sırasında yargılanan Alp Akpınar'ın, diğer şüphelilerin üzerine atılı suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından, şüpheliler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karara karşı itiraz hakkı bulunmayıp, itirazın sıfat yokluğu nedeniyle usûlden reddi yerine esastan reddine karar verilmesinde, ret kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2026 tarihinde karar verildi.