Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/990 E. 2026/7844 K. – Hizmet Nedeniyle

Konu: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/990
Karar No
2026/7844
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/1870 Değişik iş SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2024 tarihli ve 2024/15609 Soruşturma, 2024/11303 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.03.2024 tarihli ve 2024/1870 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/12317 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.02.2026 tarihli ve KYB-2026/3261 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.02.2026 tarihli ve KYB-2026/3261 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde özetle; eczacı olan ve ... isimli eczaneyi işleten müştekinin, doğum yaptığı ve bebeklerinin küçük olduğu dönemde bahsi geçen eczanede çalışan şüpheli ile ilgili olarak, müştekinin işe tekrar başladığı dönemde şüphelinin çalıştığı dönemde yaptığı işlemler nedeniyle işine son verildiğini, şüphelinin müştekinin olmadığı dönemde müştekinin onayını almadan ürünlerin satış fiyatını değiştirerek (karlılığı yüksek göstermek için) toplu ürün satışı yaptığını, yine müştekinin bilgisi ve onayı dışında yetkisi olmadığı nakit olarak alınan ürünleri toplu olarak ve çok sayıda taksitli satış yaptığını, bu şekilde maddi olarak müştekinin zarara uğradığını, yine fiilen satış yapılmamasına rağmen satış slibi oluşturarak mobil posttan kredi kartıyla satılmış gibi sistemden çıkış gösterdiğini, başka bir eczane ile hayali takas oluşturarak kendi elindeki ürünleri nakde çevirdiğini, bu durumun kamera kayıtlarında izlendiğinde anlaşıldığını, nitekim takas yapıldığı iddia edilen diğer eczane yetkilileri ile görüşüldüğünde böyle bir işlem yapılmadığının doğrulandığını iddia ederek şikayetçi olmaları üzerine başlatılan soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, müştekinin iddia ettiği işlemlerin hangi tarihte, ne şekilde gerçekleşip, kimlere karşı satış yapıldığı, bundan dolayı ilgili eczanenin zararının ne olduğu hususunun belirtilmediği, iddianın soyut nitelikte olduğu, mevcut şikayete göre taraflar arasında iş hukukundan kaynaklanan sebeplere dayalı tazminat yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de şüpheli ifadesi ile takas işlemi yapıldığı iddia edilen eczane yetkilisinin ifadelerinin alınması, eczane kayıtlarının da incelenmesi ve bahse konu işlemlerin müştekiyi zarara uğratıp uğratmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflar arasında İş Mahkemelerinde görülen dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, gerekli olması halinde sonucunun beklenmesi ve bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından, atılı suçun işlendiğine dair şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşması halinde, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere uzlaştırma bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, şüphelinin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir....“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçiye ait eczanede çalışan şüphelinin, çalıştığı süre zarfında satış fiyatı 200,00 TL olan ürünün fiyatını 90,00 TL'ye çevirip çıkış yapmak, satış yapılmamasına rağmen kredi kartıyla satış yapılmış gibi göstermek, bir başka eczane ile gerçekte var olmayan takas işlemi oluşturmak ve usulsüz bir şekilde eczaneye ödeme almadan ürün çıkışları yapmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; şüphelinin ifadesinin alınması, kamera kayıtlarının incelenmesi, tanık beyanlarına başvurulması, tüm evrakların, defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, işletmenin zarara uğrayıp uğramadığının varsa zarar miktarının kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya konulması, İş Mahkemesinde görülen dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin iddia ettiği işlemlerin hangi tarihte, ne şekilde gerçekleşip, kimlere karşı satış yapıldığı, bundan dolayı ilgili eczanenin zararının ne olduğu hususunun belirtilmediği, iddianın soyut nitelikte olduğu, mevcut şikayete göre taraflar arasında iş hukukundan kaynaklanan sebeplere dayalı tazminat yükümlülüğünün bulunduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.03.2024 tarihli ve 2024/1870 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/990, K. 2026/7844, T. 14.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-990-e-2026-7844-k-22f37cb4e66c