Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/814 E. 2026/7840 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/814
- Karar No
- 2026/7840
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/549 Değişik iş SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2025 tarihli ve 2024/25449 Soruşturma, 2025/508 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.02.2025 tarihli ve 2025/549 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.02.2025’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/28091 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2026 tarihli ve KYB-2026/866 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.01.2026 tarihli ve KYB-2026/866 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet dilekçesinde özetle; şüphelinin üvey ağabeyi olduğunu, kendisinin kimlik bilgilerini bildiğini ve daha önce işe girme bahanesiyle kendisinden imzalar aldığını, şüphelinin sahte belgeler düzenleyerek haberi olmadan kendisi adına şirket açtığından bahisle şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturma sonunda, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, müştekinin kimlik bilgileri ve imzasını kendisinin verdiğini, şüphelinin atılı suçları işlediğine dair delilin bulunmadığı ve varsa zararı için hukuk mahkemelerinde dava açabileceğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Müşteki adına şirket açılıp açılmadığının Türkiye Ticaret Sicilinden sorularak varsa imza sirkülerinin getirtilmesi ve imzaların sahte olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüphelinin ifadesinin de alınması suretiyle tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin alınan beyanında; işe girme vaadiyle kendisinden kimlik fotokopisini alan şüpheli tarafından bilgi ve rızası dışında üzerine şirket kurulduğunu, şirket adına tahakkuk eden borçlara ilişkin SGK tarafından ödeme emri gönderildiğini, iş yeri ile ilgili belgelerde imzasının olmadığını, sahte evraklarla adına şirket kuran şüpheliden şikayetçi olduğunu iddia etmesi karşısında; ticaret sicil müdürlüğüne, vergi dairesine ve SGK'ya müzekkere yazılarak şikayetçinin yetkilisi ya da ortağı olduğu bir şirket ile adına açılmış herhangi bir şahsi mükellefiyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunması halinde ilgili şirket ya da mükellefiyetin kuruluşuna ilişkin tüm belgelerin, varsa noterdeki imza sirkülerinin, iş yeri adına düzenlenen yoklama fişlerinin, beyannamelerin ve tüm tarh dosyası asıllarının getirtilerek incelenmesi, şikayetçiye ait görünen imza ve yazıların kime ait olduğu hususunda konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun ve suç tarihinin tespit ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin kendisine ait kimlik belgelerini ve imzalarını kendi rızası ile verdiği, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği yönünde hiç bir delil bulunmadığı ve müştekinin şirketin kendisinden habersiz açıldığı yönünde bir zararının bulunduğu iddiası sebebiyle hukuk mahkemelerinde dava açabileceği ..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.02.2025 tarihli ve 2025/549 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.09.2026 tarihinde karar verildi.