Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/869 E. 2026/4387 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/869
- Karar No
- 2026/4387
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/291 E., 2022/599 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, istinaf edilmeksizin 30.10.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 22.12.2025 tarihli ve 2025/15685 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155563 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155563 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca 12 yıl olduğu nazara alındığında; Sanığın 22.02.2013 tarihinde savunmasının alınması ile son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 15.03.2013 tarihi ile yeni suçun işlendiği 31.12.2013 tarihleri arasında durmasını müteakip, kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığı ve hükmün açıklandığı10.11.2022 tarihine kadar kesintisiz işleyerek olağan zamanaşımı süresinin tamamlanmış olduğu gözetilmeden, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Şüpheli hakkında, 25.10.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2010 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.09.2011 tarihli ve 2010/3093 Esas, 2011/1060 Karar sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 11.10.2011 tarihinde kesinleştiği,
3. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, 13.09.2012 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek yapılan yargılama sonucunda İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.02.2013 tarihli ve 2012/1099 Esas, 2013/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231/5 ve 8. maddeleri uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 15.03.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 4. Sanığın denetim süresi içinde 31.12.2013 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2020/266 Esas, 2020/388 Karar sayılı kararı ile İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.09.2011 tarihli ve 2010/3093 Esas, 2011/1060 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 13.11.2020 tarihinde kesinleştiği, 5. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, 01.06.2022 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek yapılan yargılama sonucunda dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda bu kez İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.11.2022 tarihli ve 2022/291 Esas, 2022/599 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. A. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 25.10.2010 tarihinde işlediği, İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.09.2011 tarihli ve 2010/3093 Esas, 2011/1060 Karar sayılı kararı ile hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleştiği 11.10.2011 tarihi ile tedbirin gereklerine uymama nedeniyle Mahkemenin tensip tarihi olan 13.09.2012 tarihleri arasında zamanaşımı süresinin durduğu, yine İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.02.2013 tarihli ve 2012/1099 Esas, 2013/214 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 15.03.2013 tarihinde zamanaşımı süresinin durduğu, sanığın denetim süresi içerisinde 31.12.2013 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle duran zamanaşımı süresinin 31.12.2013 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, duran süre eklendiğinde de, zamanaşımı süresini kesen son işlem olan 30.11.2010 tarihli iddianame uyarınca sanığın ilk savunmasının alındığı 20.09.2011 tarihinden, kanun yararına bozma istemine konu hükmün açıklanmasına ilişkin kararın verildiği 10.11.2022 tarihine kadar geçen sürede, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu, Mahkemece hüküm açıklanırken İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2020/266 Esas, 2020/388 Karar sayılı kararı ile İstanbul 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.09.2011 tarihli ve 2010/3093 Esas, 2011/1060 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verilemeyeceğinin gözetilmediği ve bu tedbirin güvenlik tedbiri olması nedeniyle sanık lehine kazanılmış hak oluşturmayacağının anlaşılması karşısında, davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi yerine sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. B. 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/291 Esas, 2022/599 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.