Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/22099 E. 2023/9034 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/22099
- Karar No
- 2023/9034
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Akçadağ Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddesi, sanık ...'ın aynı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca, sanık ...'in aynı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararı ile; 1) Sanık ... hakkında, değişen suç vasfına göre görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. 2) Sanık ... hakkında; a) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddeleri ile 58 inci maddenin altıncı fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. b) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddeleri ile 58 inci maddenin altıncı fıkrası uyarınca 14 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. c) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan; lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 53 üncü maddeleri ile 58 inci maddenin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 3) Sanık ... hakkında; a) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 4.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. b) Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hükmedilen 14 ay 17 gün adli para cezasına ve uygulanan 437 gün adli para cezasının takdiren 20,00 TL'den çevrilerek 8.740,00 TL adli para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. c) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan; lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ...'in temyiz sebepleri özetle; hakkında verilen hükmü kabul etmediğine, kurallara uyduğuna, görevlilerin dur ihtarına kız arkadaşının yanında olması nedeniyle uyamadığına ancak sonrasında emniyete kendisinin gittiğine, suçsuz olduğuna, para cezasını ödeme gücü bulunmadığına ilişkindir. B.Sanık ...'ın temyiz sebepleri özetle; usul ve yasaya aykırı olduğuna, alkolün etkisi ile herhangi bir tartışmaya şahit olmadığına, direnmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, araç içinde ele geçen maddenin kendisine ait olmadığına, kanında uyuşturucu madde çıkmamasına rağmen mahkûmiyet kararı verildiğine, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ya da seçenek yaptırım uygulanmadığına, kararın bozulmasını talep ettiğine ilişkindir. C.Sanık ...'in temyiz sebepleri özetle; mahkûmiyet kararının usul ve yasaya uygun olmaması nedeniyle lehine bozulmasını talep ettiğine ilişkindir. D. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; Daha önce haklarında denetimli serbestlik ve tedaviye hükmedilmemiş olan sanıklar Namık ve Ömer bakımından 6545 sayılı Kanun ile ekli 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen yasal zorunluluk karşısında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği, sanıklar Namık ve Ömer hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçundan artırım ve indirim doğrultusundaki kabule göre neticeten 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, 14 ay 17 gün hapis cezasına hükmetmek suretiyle hatalı ceza tayin edildiğine, kabule göre de kamu görevlisine görevinden dolayı alenen ve zincirleme hakaret suçundan sanık ... hakkında verilen 14 ay 17 gün hapis cezası kısa süreli hapis cezası mahiyetinde bulunmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 449 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı şekilde adli para cezasına çevrildiğine, belirtilen bu sebepler nedeniyle kararların bozulmasını talep ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre) Sanık ... Lütfi Akan hakkında her ne kadar üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı anlaşılsa da üzerine atılı suçun 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı, bu hususta sanığa 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine göre ek savunma hakkı verildiği, olay tarihinde aracı kullanan sanığın polis merkezinin önünden geçerken polislerin dur ikazına rağmen durmayarak aracı polislerin üzerine sürerek olay yerinden ayrıldığının sabit olduğu, polisin üzerine aracı sürmek suretiyle kaçmaya yeltenmenin, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.11.2010 tarihli, 2009/28106 Esas, 2010/18577 Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere polis memuruna görevini yaptırmamaya yönelik eylem kabul edildiği, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci madde hükmündeki görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu, atılı suçun görevi yaptırmamak için direnme suçuna vücut verdiğinden bu suçtan mahkûmiyetine karar verildiği, sanıklar Namık ve Ömer'in üzerilerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçu uyarınca yapılan açık yargılamada, olay günü polis memuru mağdurların aşamalardaki değişmeyen tutarlı ve samimi beyanları uyarınca sanık ...'in mağdurlara hitaben "Ulan ibneler siz kimsiniz de bizi alıyorsunuz, o araçta bende vardım, silahı sıkanda bendim. Sizin ananızı avradınızı, çocuğunuzu s....m, siz üniformayı kurşun geçirmez mi zannediyorsunuz, ben çok asker polis öldürdüm" şeklinde sözler söylediği, daha sonra sanık ...'ın görevli polis memurları katılanlara hitaben "siz benim arkadaşıma nasıl kelepçe takarsınız, hepinizin a... koyarım, şerefsizler, siz kim oluyorsunuz" demek suretiyle görevlerini yapmalarına engel oldukları ve katılanlara karşı hakaret suçunu işledikleri, dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumunun 24.10.2013 tarihli raporda sanık ...'ın kanında uyutucu-uyuşturucu-uyarıcı maddelerin bulunmadığı, idrar örneğinde esrar metabolidi Metilendioksimetamfetamin (Extasy hapının etken maddesi) bulunduğunun bildirildiği, Adli Tıp Kurumunun 24.10.2013 tarihli raporunda sanık ...'in kanında uyutucu-uyuşturucu-uyarıcı maddelerin bulunmadığı, idrar örneğinde Metilendioksimetamfetamin bulunduğunun rapor edildiği ve sanıklar Namık ve Ömer'in kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduklarının sabit olduğu gerekçesiyle sanıklar hakkında atılı suçlardan mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; A. Sanık ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanığın, dur ihtarına uymayarak katılan polis memurları Bilgin ve Bünyamin'in üzerine aracını sürmesi şeklinde kabul olunan olayda, aracın saldırı amaçlı kullanılması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi kapsamında silah niteliğinde olduğu değerlendirilmeyerek anılan Kanun'un 265 inci maddesinin dördüncü maddesi uygulanmamış ve birden fazla görevliye karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiille direnmesine karşın, anılan Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılmakla, Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, katılanların aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, sanığın genel hatlarıyla olayı doğrulayan ve kısmi ikrar içeren savunması, kamu personeli olan ve daha önceden sanıkla aralarında husumet bulunmadığı anlaşılan katılanların sanık hakkında iftira atmalarını gerektirir bir durum bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, katılanların aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, kamu personeli olan ve daha önceden sanıkla aralarında husumet bulunmadığı anlaşılan katılanların sanık hakkında iftira atmalarını gerektirir bir durum bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm yönünden; 1. 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinde "Görevi yaptırmamak için direnme." başlığıyla, seçenek hareketli ve amaçlı bir fiil olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemlerini cezalandıran suç tipinde; hareketin "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı göz önüne alınması gerektiği gözetilmeksizin, incelemeye konu olayda, İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'ın görevli polis memurları katılanlara hitaben "siz benim arkadaşıma nasıl kelepçe takarsınız, hepinizin a... koyarım, şerefsizler, siz kim oluyorsunuz" demek suretiyle görevlerini yapmalarına engel oldukları şeklinde kabul edilen eyleminde, görevi yaptırmamak için direnme suçunun cebir veya tehdit unsurlarının ne şekilde oluştuğu açıklanmadan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2011 tarihli, 2010/459 Esas ve 2011/94 Karar sayılı ilamındaki mahkûmiyetinin, 5237 sayılı Kanun'un 165 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçuna ilişkin olduğu, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca bu suçun uzlaştırma kapsamına alındığı ve yapılan uyarlama yargılaması sonucunda uzlaşmanın sağlanması nedeniyle 24.08.2020 tarihli ek kararla bu suçtan açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın adli sicil kaydındaki diğer ilamlarının ise tekerrüre esas olmaması, bu itibarla sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanma imkanının bulunmaması, 3. Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan belirlenen kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası gerekçe gösterilerek aynı Kanun'un 50 nci maddesi uyarınca adli para cezası seçenek yaptırımına ya da seçenek tedbirlerden birisine çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, sanık hakkında 2 nolu bozma gerekçesine göre 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma koşulları bulunmadığından, aynı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür. D. Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, suçun sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2011 tarihli, 2010/459 Esas ve 2011/94 sayılı ilamındaki mahkûmiyetinin, 5237 sayılı Kanun'un 165 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçuna ilişkin olduğu, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca bu suçun uzlaştırma kapsamına alındığı ve yapılan uyarlama yargılaması sonucunda uzlaşmanın sağlanması nedeniyle 24.08.2020 tarihli ek kararla bu suçtan açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın adli sicil kaydındaki diğer ilamlarının ise tekerrüre esas olmaması, bu itibarla sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanma imkanının bulunmaması, 2. Sanık hakkında 1 nolu bozma gerekçesine göre 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma koşulları bulunmadığından, seçimlik ceza öngören hakaret suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hapis cezasının tercih edilme zorunluluğu bulunmadığı gözetilerek, temel cezanın yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3. Sanık hakkında hakaret suçundan sonuç cezanın 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası yerine, 14 ay 17 gün hapis cezası olarak eksik belirlenmesi, 4. 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür. E. Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, suçun sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında sanık hakkında takdiren adli para cezası tercih edilerek aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince gün adli para cezasının alt sınırının 1 yıl karşılığı 365 gün olduğu gözetilmeksizin, adli para cezası üzerinden artırım ve indirim yapılarak sonuç cezanın 8.740,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı görülmüştür. F. Sanıklar Namık ve Ömer hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarı madde bulundurmak suçundan kurulan hükümler yönünden; Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’nun 191 inci maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi sanıklar lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanıkların bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanıkların infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararlarının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a) Sanıklar bu suçu, daha önce işlediği aynı nitelikteki başka bir suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin 5 inci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, b) Sanıklar hakkında, bu suç tarihinden önce, aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları ve önceki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanıklar hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibariyle, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR A. Sanık ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; Gerekçe bölümünde (A) başlıklı bentte açıklanan nedenle Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; Gerekçe bölümünde (B) başlıklı bentte açıklanan nedenle Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; Gerekçe bölümünde (C) başlıklı bentte açıklanan nedenlerle Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, D. Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; Gerekçe bölümünde (D) başlıklı bentte açıklanan nedenlerle Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının (aleyhe) temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, E. Sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün; Gerekçe bölümünde (E) başlıklı bentte açıklanan nedenlerle Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının (aleyhe) temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, F. Sanıklar Namık ve Ömer hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarı madde bulundurmak suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin; Gerekçe bölümünde (F) başlıklı bentte açıklanan nedenlerle Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2014/18 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar Namık ve Ömer ile Cumhuriyet savcısının (lehe) temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.