Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/6402 E. 2026/6469 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/6402
- Karar No
- 2026/6469
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/755 E., 2026/1351 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/7 E., 2026/7 K.
Dava, kadastro öncesi nedene ve 4721 sayılı TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucu, ..... köyünde yer alan dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmaz, tarla vasıflı olarak irsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle ...'nın zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, ...'nın da 1987 yılında ölümü üzerine mirasçılarına intikal etmesi nedeniyle mirasçıları adına tespit edilmiş, kadastro tespitinin 30.07.1998 tarihinde kesinleşmesi ile tapuya tescil edilmiş, eldeki dava ise 09.01.2024 tarihinde açılmıştır.
Davacı vekili; davacının, babası ... adına kayıtlı 1 42... parsel sayılı taşınmazı 03.12.1977 tarihinde harici satım sözleşmesi ile satın aldığını, taşınmazın zilyetliğinin sözleşme tarihinden bu yana davasız ve aralıksız olarak davacıda olduğunu, davacının babası olan kayıt malikinin 1987 yılında öldüğünü, davacı yararına TMK'nın 713/2. maddesi gereği Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı iptal kararından önce olağanüstü zamanaşımı nedeniyle iktisap şartlarının oluştuğunu, davacı lehine kazanılmış hak doğduğunu, davacının söz konusu taşınmazı 1977 yılından beri kullanıldığını, muris ... tarafından davacıya satıldığını bilen davalıların, murisin ölümü üzerine taşınmazı adlarına intikal ettirdiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili; dava konusu taşınmazı davalılar murisi ve sonrasında mirasçılarının kullandığını, kullanmaya da devam ettiklerini, yapılan kadastro tespitine davacı tarafın itiraz etmediğini, ileri sürülen 03.12.1977 tarihli senetteki satıcı imzasının ...'ya ait olmadığını, davanın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu belirterek reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın davacının satın aldığını ileri sürdüğü ... adına tescil görmediği, TMK madde 713/2 kapsamında ölüm nedenine dayalı davada tapu maliki ile ölü olduğu bildirilen kişinin ve satın alınan kişinin aynı kişi olması gerektiği, ancak davacının taşınmazı satın aldığını ileri sürdüğü kişinin tapuda hiçbir zaman malik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastrodan önce kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK'nın 713/2. maddesinde açıklanan ölüm hukuki sebeplerine dayalı olarak açıldığı, anılan maddede, "... maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verildiği, maddedeki ölüm nedeninin Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararının 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ilamı ile iptal edildiği, ancak bu iptal tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğunun kabul edildiği, dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmazın ...'nın 1987 yılında ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğinden bahsedilerek ... ... ve elbirliği ortakları adına tespit ve tescil edildiği, dava tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği 30.07.1998 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden öncelikle kadastro öncesi nedenlere dayalı davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi gerektiği, kaldı ki ölüm tarihinin (1987) daha önce olması nedeniyle tapunun oluştuğu kadastro tespiti ile 17.03.2011 tarihi arasında 20 yıl geçmediği, muristen satın alma yoluyla terekeden çıkma iddiasının kadastro öncesi nedenlere dayalı olup kadastro tespitinden sonra mirasçılar arası zilyetliğe değer verilemeyeceği göz önünde bulundurularak TMK'nın 713/2. maddesine dayalı davanın da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine ilişkin olarak 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle gerekçe yönünden düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.