Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3257 E. 2026/2711 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3257
- Karar No
- 2026/2711
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/786 E., 2023/337 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... vekili tarafından ve duruşma istekli olarak davalı ... ve diğerleri vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, duruşmalı temyiz eden davalılar ... ve diğerleri vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile temyiz eden davalı ... (Hazine) vekili Avukat...geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçeleri kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- KARAR -
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, dava konusu 2 93... parsel sayılı taşınmazların bir kısım davacılar ile bir kısım davacıların murisleri tarafından 16.02.1978 tarih ve 1179 yevmiye numaralı işlemle davalı ... ve davalılar murisi ...’tan satın alındığını, dava konusu taşınmazlar dışında 11 parça taşınmazın da aynı resmi senet ile maliklerinden satın alındığını, ne var ki dava konusu taşınmazların akdin ön sayfasında yazılmasına rağmen arka sayfasında belirtilmemesi nedeniyle taşınmazların önceki malikler adına kayıtlı bulunduğunu, yanlışlığın tapu memurunun işleminden kaynaklandığını, üzerinde ipotek ile satın alınan taşınmazların ipotek borçlarının davacılar tarafından ödendiğini, taşınmazın satın alma tarihinden itibaren davacıların tasarrufunda bulunduğunu, davalıların aradan geçen sürede hiçbir hak iddia etmediklerini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında davacılar adına tescilini talep etmiş, resmi senette alıcı olarak görünen ... ... ... ile diğer bir kısım alıcıların mirasçıları yargılama aşamasında davaya katılma talebinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili; 294 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu ve halen hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, bir maddi hata söz konusu ise resmi senedin ön yüzünde meydana geldiğini, taşınmazın küçük bir köyde bulunması ve davacının ileri sürdüğü hususu bilmemesinin olağan olmaması nedeniyle davanın kötü niyetli açıldığını, TMK’nın 713. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili; tapu müdürlüğünün kusurlu bir eylemi bulunmadığını, tarafların tescil hususunda anlaşamadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Fer'i müdahale talebinde bulunan ... vekili, dava konusı 293 parsel sayılı taşınmazı tapu maliklerinden satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek sözleşmenin tapu kaydına şerhini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, resmi senedin arka sayfasında dava dışı 11 parça taşınmazın belirtildiği ve bu taşınmazlara ilişkin tescil ve terkin işleminin yapıldığı, vekil Mahmut Akgül’e verilen yetkinin sınırlı olduğu ve vekaletname tarihinden önce satın alınan dava konusu taşınmazları satma yetkisini kapsamadığı, tapu kaydı bulunan taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceği, işlem tarihinden itibaren geçen 35 yıllık sürede davacıların durumdan haberdar olmamasının olağan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davanın tapu sicilinin yanlış tutulmasına dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, resmi senedin aksinin aynı kuvvette delille kanıtlanması gerektiği, iddianın yazılı delille ispatı gerekirken yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; 16.02.1978 tarihli ve 1179 yevmiye numaralı satış senedinin ön yüzünde dava konusu taşınmazların satıldıkları belirtilmekle birlikte arka yüzünde 2 93... parsel sayılı taşınmazlar yazılmamış olmasına rağmen, senette bu taşınmazların satılmadığına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, diğer yandan, bu taşınmazların da dava dışı taşınmazlarla birlikte ipotekli olarak satın alındığı, ipotek bedelleri davacılar tarafından ödendiği gibi, zilyetliği de davacı tarafa devredilen taşınmazların 1987 yılından dava tarihine kadar davacılar tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, bu halde tarafların gerçek iradeleri esas alınmak suretiyle senedin arka yüzündeki eksikliğin maddi hatadan kaynaklandığı değerlendirilmek suretiyle senedin ön yüzündeki bilgilere itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; taraf teşkili ve hükmün kuruluşu bakımından uygulanması gereken usul kurallarının göz ardı edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesinde ''Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde HMK’nın 55. maddesi gereğince Mahkemece, davacının mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de TMK’nın 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında HMK’nın 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya ret etmemiş olmaları hâlinde TMK’nın 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edebilecektir. Ancak her hâlükârda davacının ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için Mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir.
Taraf koşulu, HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmelidir (HMK 115/1). Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgili olup anılan hususun yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, taraf teşkili sağlanmadan davada esastan hüküm kurulamayacağı açıktır.
Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Somut olayda; davacılardan ...un 04.07.2018; ...'in 09.11.2015; ...'ın 20.11.2016; ...'ın 17.07.2022; ...'ın 15.07.2015; ...'ın 17.11.2022; ...'ın 06.01.2022; ...ın 05.06.2023; ...'ın 04.05.2016; ...'ın 16.02.2017 tarihlerinde yargılama sırasında öldükleri halde Mahkemece HMK'nın 55. maddesi gözetilmeksizin anılan davacıların mirasçıları davaya dahil edilmeden, başka bir ifade ile davanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetsizdir. Yine karardan sonra davacılardan ...'ın 03.08.2023; ...'in 17.12.2025; ...'ün 01.01.2026; davalı ...'ün ise 25.11.2025 tarihlerinde öldükleri anlaşılmaktadır.
Değinildiği üzere, hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak anılan davacıların yargılama sırasında öldüğü gözetilmeksizin tapu iptal-tescile dair hüküm tesis edilerek ölü kişiler adına tescil kararı verildiği gibi, ... ... ... ile alıcı.....mirasçıları ......ve ......davaya katılma talebinde bulunmak suretiyle davacı oldukları halde, anılan kişiler yönünden olumlu ya da olumsuz hüküm tesis edilmediği, kaldı ki adı geçenlerin UYAP sisteminde taraf olarak da yer almadıkları anlaşılmakla birlikte, bu haliyle dava konusu taşınmazların tapu kaydının tamamının iptaline ancak toplam 44/46 payın tesciline dair hüküm kurulmuş olup anılan kişiler yönünden olumlu-olumsuz hüküm bulunmadığından 2/46 payın açıkta kaldığı görülmektedir.
Diğer taraftan; dava konusu 2 93... parsel sayılı taşınmazların 80.800,00'er metrekare yüz ölçümlü oldukları, 31.03.2015 tarihli toplulaştırma işlemi sonucu oluşan 2 23... parselin 106.736,03 metrekare, 2 23... parselin 108.307,03 metrekare yüz ölçümleriyle tescil edildikleri, ancak 2 93... parsel sayılı taşınmazların hangi oranda/payla toplulaştırmaya tabi olduğu, başka bir deyişle toplulaştırma sonucu oluşan 2 23... ve 9 parsel sayılı taşınmazların hangi parsel ya da parsellerden meydana geldiği tespit edilememektedir.
Hâl böyle olunca; yargılama sırasında ve karar tarihinden sonra ölen tüm davacıların nüfus kayıt örnekleri ve veraset ilamları (güncel) temin edilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması, yine karardan sonra ölen davalı ...'ün mirasçılarının da davaya dahil edilmeleri ve davalılar yönünden de taraf teşkilinin sağlanması, toplulaştırma sonucu oluşan 2 23... ve 9 parsel sayılı taşınmazların hangi parsel ya da parsellerden, hangi oranda/payla meydana geldiğinin tespiti ile bu husustaki toplulaştırma işlemine ilişkin tüm belge ve kayıtların (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde), tapu kütük sayfalarının ve güncel tapu kayıtlarının temin edilerek evrakına eklenmesi, bundan sonra 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesi ile doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince ve yukarıda değinilen hususlar gözetilmek suretiyle infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek yargılamaya devam edilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan; dosya temyiz incelemesinde iken bir kısım davacılar vekili tarafından Daireye gönderilen 02.04.2026 tarihli dilekçe ile, 15.08.2013 tarihli protokol ibraz edilmiş olup, yargılama sırasında bu hususun da gözetilmesi gerekmektedir.
Davalılar vekillerinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre işin esasına ve sair hususlara ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına, Dosyanın Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.