İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/349 E. 2026/388 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/349
- Karar No
- 2026/388
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/349 Esas KARAR NO:2026/388
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:25/04/2026 KARAR TARİHİ:12/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 25/04/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın gerçekleştirmiş olduğu kaçak elektrik tüketimleri haksız eylemden kaynaklanan zarar niteliğinde olduğunu, bu zarara ilişkin davacı kurum tarafından davalılara karşı Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında fatura tahakkuk ettirilmiş ancak davalı tarafından bu zararın giderilmediğini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, davalıya karşı, davacı şirket tarafından dağıtımı sağlanan elektrik enerjisinin kaçak olarak kullanıldığının tespitine ilişkin yetkili memurlar tarafından davalı adına 15.08.2025 tarihli H/... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiğini ve Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında fatura tahakkuk ettirildiğini, söz konusu fatura tutarları bakımından davalı aleyhine icra takibinin başlatıldığını, bu takip borçlunun itirazı üzerine durdurulduğunu, dava konusu alacağa ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile davalının fatura ve kaçak elektrik borcuna istinaden tutulan tutanakların sunulduğunu, davacı kurumun fatura alacağının tahsilini teminen borçluların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiğini, kaçak elektrik tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içerdiğini, ispat yükünün tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itirazları neticesinde işbu davanın açıldığını, davalı tarafın itirazının bir sonucu olan icra inkar tazminatına katlanması hukukun gereği olduğunu, davalı kaçak kullanım tespit tutanağındaki değerlere ulaşım sağlayabilir ve davacı kurum tarafından yapılan tahakkukun doğruluğunu kontrol edebilecek konumda olduğundan ortada yargılamaya muhtaç bir borcun söz konusu olmadığını, borçlu sadece borçtan kurtulmak düşüncesi ile itirazda bulunduğunu, borçlunun itirazının yerinde olmadığını, bu sebeple borçlunun yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla, alacağın aslı, faiz ve fer'isi ile masraf ve harçlarının tamamına ilişkin itirazın iptaliyle takibin devamını, asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesi, davacı kurumun fatura alacağının tahsilini teminen borçluların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine karar verilmesi yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 16/05/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, tek taraflı olarak düzenlediği kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağına, kendi iç tahakkuk hesaplamasına ve buna bağlı faturaya dayanarak davalı site yönetimi aleyhine icra takibi başlattığını, davalı tarafın itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasını ikame ettiğini, kaçak kullanımın davalı yönetim tarafından gerçekleştirildiği somut, teknik ve kesin delillerle ispatlanmadığını, kaçak kullanımın hangi bağımsız bölüm, kişi, sayaç, tesisat veya tüketici tarafından yapıldığı açık olmadığını, davalı site yönetimi ile iddia edilen kaçak kullanım arasında illiyet bağı kurulmadığını, Tahakkuk hesabı tek taraflı olduğunu ve denetime elverişli olmadığını, davacı, .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden 266.598,36 TL asıl alacak yönünden takip başlattığını, dayanak olarak kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağı, fatura ve kaçak tahakkuk hesap bülteni gösterildiğini, dava dilekçesi, HMK m. 119 ve m. 194 anlamında somutlaştırma yükümlülüğünü karşılamadığını, Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı tek başına kesin delil olmadığını, davacı takipte ve davada kötü niyetli olduğunu, davacı kurum, alacağın varlığını, miktarını ve davalıya ait olduğunu teknik ve kesin delillerle ortaya koymadan icra takibi başlattığını, davanın tümden reddini, .... İcra Dairesi 2025/... E. sayılı dosyasındaki takibin davalı yönünden iptalini, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, İtirazın İptali talebine ilişkin; davalının kaçak elektrik kullanıp kullanılmadığının, kaçak elektrik kullanımından dolayı davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının kaçak kullanım yapıp yapmadığı, kaçak kullanımdan dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa asıl alacak, faiz ve kdv miktarının tespiti hususunda uyuşmazlık bulunduğu tespit edildi. Mahkememizce öncelikle, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususu açısından ve HMK 114/c ve 115/1. maddesi uyarınca ve usul ekonomisi de dikkate alınarak yapılan incelemede; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/968 Karar No : 2016/2426 sayılı ilamında belirtildiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Esas No : 2016/3785, Karar No : 2018/360 sayılı kararında "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır." içtihadına yer verilmiştir. Yargıtay 15.hukuk Dairesi Esas: 2015/2043, Karar: 2015/6419 sayılı ilamında "Davacı şirketin uyuşmazlık konusu havuz çevresine twinson deck uygulanması işini ticarî işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı site yöneticiliği olup tacir sıfatını taşımamaktadır. " görüşüne yer verilmiştir. Her ne kadar davacı kaçak elektrik kullanımından dolayı oluşturulan fatura ücretinin site yönetiminden tahsilini talep etmişse de; yukarıda yer verildiği üzere; TTK 4/1. maddesinde; (Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın); şeklinde yer verilen düzenleme kapsamında öncelikle her iki tarafın tacir olduğu hukuk davaları ticari dava niteliğinde olup, asliye ticaret mahkemesinin görevi içerisindedir. Yine her iki tarafın tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu davalarda anılan maddenin sonraki bentlerinde sayılmıştır. Somut olayda davacı ve davalı arasında her hangi bir abonelik sözleşmesi bulunmadığı bu haliyle davalının tüketici konumunda da bulunmadığı ,davalının tacir sıfatı bulunmadığından, mutlak ya da nispi ticari dava niteliği bulunmayan uyuşmazlığın genel mahkemelerde (asliye hukuk mahkemesinde) görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. ( Benzer İstanbul BAM 3HD 2024/2143 Esas- 2024/2168 Karar) Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup bu nedenle yargılamanın her safhasında ve re’sen dikkate alınması zorunlu olmakla, HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememiz verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 12/06/2026
Katip ... ¸e-imzalı
Hakim ... ¸e-imzalı