İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/357 E. 2026/397 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/357
Karar No
2026/397
Karar Tarihi

T.C. 20.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/357 Esas KARAR NO :2026/397

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/04/2026 KARAR TARİHİ:16/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının dosya üzerinde yapılan incelem sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirket ile davalı arasında akdedilen "Çerçeve Abonelik Sözleşmesi" kapsamında davalıya ... hizmeti sunulduğunu ancak davalının 20/11/2020 son ödeme tarihli 37,50-TL tutarındaki fatura, 22/12/2020 son ödeme tarihli 30,25-TL tutarındaki fatura, 22/02/2021 son ödeme tarihli 43,25-TL tutarındaki fatura, 19/03/2021 son ödeme tarihli 44,50-TL tutarındaki fatura, 20/01/2021 son ödeme tarihi 30,75-TL tutarındaki fatura, 22/04/2021 son ödeme tarihli 45,75-TL tutarındaki fatura, 20/05/2021 son ödeme tarihli 46,50-TL tutarındaki fatura, 22/06/2021 son ödeme tarihli 845,87-TL tutarındaki fatura bedellerini ödemediğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlatılan MTS 2023/... sayılı icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını beyan ederek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce incelenen tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının davalıya vermiş olduğu telekomünikasyon hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının Merkezi Takip Sisteminin 2023/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Somut olayda dava; taraflar arasında akdedilen "Çerçeve Abonelik Sözleşmesi" kapsamında sunulan telekomünikasyon hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan MTS (Merkezi Takip Sistemi) takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu TTK’da düzenlenmediğinden mutlak ticari dava niteliğinde değildir, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde, davanın nispi ticari dava olduğu kabul edilecek Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyasının celp edildiği, Mahkememizce yapılan incelemede; eldeki davanın tarafları, dava konusu sözleşme ve borç ilişkisi ile uyuşmazlığın hukuki niteliğinin .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/... Esas sayılı dosyası ile aynı olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu emsal dosyada, uyuşmazlığın taraflarının esnaf/tacir sıfatlarının tespiti amacıyla gerekli tüm araştırmalar (ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi verileri) eksiksiz şekilde yapılmış; neticede davalı tarafın esnaf sıfatına haiz olduğu net olarak belirlenerek görev hususu karara bağlanmıştır. Aynı taraflar arasındaki aynı hukuki ilişkiden doğan uyuşmazlıklarda, yargılamanın uzatılmaması, kamu kaynaklarının etkin kullanılması ve çelişkili kararların önüne geçilmesi esastır. Bu doğrultuda, 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen 'Usul Ekonomisi İlkesi' ile hukuki belirlilik ve güvenlilik ilkeleri uyarınca, zaten yapılmış ve hükme esas alınmış olan esnaf/tacir araştırmasının işbu derdest dosyada yeniden yapılmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizce de aynen benimsenen mezkur emsal dosyadaki tespitler ışığında; davalı tarafın TTK anlamında tacir sıfatını taşımadığı, uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde olmadığı ve bu haliyle davanın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davalının tacir olmadığı sabit olup, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilebilmesi mümkün değildir, bu nedenle, somut olayda; 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/06/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/357, K. 2026/397, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-357-e-2026-397-k-b91394e9e24d