İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/486 E. 2026/320 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/486
Karar No
2026/320
Karar Tarihi

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/486 Esas KARAR NO : 2026/320

BAŞKAN : ... ... ÜYE : Dr. ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI :... VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ...-... 2- ...-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 27/03/2024 KARAR TARİHİ : 13/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememizin 2024/231 Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; 1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 157.maddesi uyarınca ... Gayrimenkul İnşaat Tic. AŞ.’nin .. ... .... .... .... .... .... Kooperatifi tarafından devralındığı ve bu kapsamda şirket alacaklılarının müracaat edebileceğine dair Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan verildiği, 2-Davacı Şirket ile davalılardan ... ve ... arasında ve ... Gayrimenkul İnş. Tic. AŞ. arasında akdedilen 07.06.2021 tarihli Sözleşme ’ye istinaden, ... .... .... parselde kayıtlı taşınmazlarla ilgili gayrimenkul danışmanlık hizmeti verildiğini, söz konusu taşınmazların maliki ... Gayrimenkul İnş. Tic. AŞ. , potansiyel alıcısı da davalılardan ... ve ... veya kuracakları bir şirket olacağını, ancak taraflar satış işlemini tapuda yapmak yerine, şirket birleşme bölünme gibi işlemlerin altında vergi kanunlarına muhalefet ettiklerini, davalılar hem vergi ödemekten imtina ettiğini, hem de davacının hak kazanmış olduğu hizmet bedelini ödemekten kaçındığını, 3-Söz konusu hizmete ilişkin ödeme talepli ihtarnamemiz,... ... .... .... .... .... .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... Gayrimenkul İnşaat Tic. AŞ. ’den talep edildiğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacaklı davacı haklarını zedeleyen ve kötü niyetli şekilde birleşme işlemi yapılması nedeni Beşiktaş 1. Noterliğinin 20.12.2023 tarih ve 32787 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamede özetle; birleşme kararına itirazları ile öncelikli olarak alacağı olan 387.791,72 USD ve 19.12.2023 tarihi itibari ile gecikme faizi olan 64.554,04 USD’nin davacıya ödemesini aksi takdirde alacaklarımızın teminat altına alınmasını, bununla birlikte fazlaya ilişkin her türlü alacak ve talep ile hukuki, idari, cezai yola başvurma hakkımızı saklı tutulduğunun belirtildiği, 4-Ayrıca, aynı ihtarname içeriğinde, devralan.... .... .... Kooperatifi’nin yetkilileri ... ve ... ile davacı ile sözleşme akdedildiği, ... .... .... .... .... ... .... parselde kayıtlı taşınmazlarla ilgili gayrimenkul danışmanlık hizmeti verildiği, buna istinaden Milas İcra Müdürlüğünün 2023/5888 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı belirtilmiş, alacakları olan 387.791,72 USD, 19.12.2023 tarihi itibari ile gecikme faizi olan 64.554,04 USD’nin ve icra dosyası kapak hesabının ödenmesi aksi takdirde alacaklarının teminat altına alınmasını, bununla birlikte fazlaya ilişkin her türlü alacak ve talep ile hukuki, idari, cezai yola başvurma hakkımızı saklı tutulduğunun belirtildiği, 5-İhtarnamelerin tebliğ aldığı, alacaklarının TTK uyarınca teminat altına alınmadığını, Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı üzere Şirketlerin birleşme işlemleri gerçekleştirildiği, bunun üzerine davalılara karşı ... Arabuluculuk Bürosunda dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğu, anlaşma sağlanamadığı, 6-TTK hükümleri uyarınca, şirketlerin idaresi ile görevli şahısların şirket kuruluşundan ve idaresinden doğan hukuki ve cezai sorumlulukları, anonim şirketlerdeki sorumluluk hükümlerine tabi bulunduğunu, TTK 124.maddesi uyarınca kooperatifler ticari şirket sıfatını haiz olduğu, Anonim şirketler hakkında belirlenen düzenlemeler kıyasen kooperatifler hakkında da uygulandığı, Yargıtay 15. H.D. 2011/1593 E. 2011/7756 K. 21.12.2011 tarihli bir kararında “Kural olarak anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamaz iseler de TTK.’nın 336. maddesi hükmü uyarınca şirket alacaklıları, yönetim kurulu üyeleri aleyhine, hükmedilecek tazminatın kendilerine verilmesi sureti ile sorumluluk davası açabilirler. Bu halde yönetim kurulu üyeleri ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olmadıklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar. ” Alacaklı davacının da haklarına halel getirmek amacıyla kusurlu ve kötü niyetli şekilde birleşme işlemi yapıldığını, şirket yetkilileri özen ve bağlılık yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalıların “Tedbirli birer yönetici” olarak “şirket menfaatlerini dürüstçe korumaları” ve bu yönde hareket etmeleri gerektiğini, 7-TTK hükümleri ışığında icra dosyalarına konu edilen olaylara bakıldığında, şirket yetkililerinin kanunen emredici olan özen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek; şirket alacaklısı davacının yaptığı icra takibinin sonuçsuz kalmasına ve bu sebep ile zarara uğramasına neden olduklarının görüldüğü, ayrıca şirket yetkilileri, görevlerini ifa sırasındaki haksız fiillerden de sorumlu olduğunu, şirket alacaklılarının uğradıkları zararlar bakımından da yönetim yetkisi bulunan şahısların haksız fiil sorumluluğu söz konusu olduğunu, 8-Şirketi idare ile görevli şahısların şirketler hukukunda alacaklıları koruyan hükümleri ihlal etmelerinden dolayı da sorumlulukları bulunduğunu, şirket yöneticilerinin mal kaçırma, bu amaçla yapılan şirketin içini boşaltacak işlemler yapılması, şirketin malvarlığının azaltılması, şirketin iflasına neden olmak suretiyle şirket alacaklılarını zarara uğratmaları bu sorumluluğun ihlalleri olduğunu, bununla birlikte birleşme işlemine konu tüm denetim raporlarının, mali verilerinin, ticari defterlerinin de incelenmesi gerektiğini, davalı şirket yetkilileri yaptıkları yönetme görevi kapsamındaki eylemleri ile bu sorumlulukların ihlali hallerini gerçekleştirdiklerini, 9-Davalı şirket yetkililerinin yönetim sorumluluklarını ve görevlerini kusurları nedeniyle yerine getirmemesinden dolayı şirket borcunun ödenmemesi sonucunu doğurmuş olan eylemleri sebebiyle davacının mağdur olduğu, zarara uğradığı, zararı halen devam ettiğini, bu bağlamda davalı şirket yetkililerinin, yönetim sorumluluklarını ve görevlerini kusurları nedeniyle yerine getirmemelerinden dolayı oluşan zararın tespitini ve tespit edilen zararın tazminini talep ettiklerini, Bu nedenlerle, tüm hukuki hakları saklı kalmak üzere, yapılacak tespit ile ortaya çıkacak zarar miktarının tam ve kesin belirlenmesinden sonra arttırılmak üzere fazlaya ilişkin alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL zararın, müteselsilen sorumlu olan davalı şirket yetkililerinden, işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılardan ... ve ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davalıların şahıs olması, ticari sahalarının olmaması ve dava konusu alacak nedeniyle tacir sıfatlarının bulunmaması karşısında davacı tarafça sözleşme konusu edim yerine getirilmediği gibi davalıların sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle beraber davalılar aleyhinde sözleşmeye uygun olmayan şekilde afaki ve fahiş ödeme talebinde bulunularak somut olaya uygun olmayan / gerçek dışı şekilde Milas İcra Müdürlüğü'nün E:2023/5888 sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, borca itiraz edilmiş olmasına rağmen Müdürlük kararı gereği takip talebinin reddedilmesi nedeni ile yasal olarak hukuken doğmuş bir alacak olmadığı gibi hukuken dayanaksız bir alacak iddiası üzerinden yönetim kurulu üyesinin yasal sorumluluğu oluşmadığı halde davacı tarafın hukuken geçersiz iddia ve taleplerle afaki ve tek taraflı hesaplamalarına dayalı zenginleşme amaçlı taleplerinin karşılanması / teminatlandırılması talepleri kooperatif üyelerinin hak ve menfaatlerini zarara uğratacak nitelikteki iddia ve taleplerin kabul edilmesi yönetim kurulu üyesinin yasal sorumluluğunu gerektireceği gibi birleşilen şirket yönünden tek taraflı düzenlenen ihtarname içeriğinin dikkate alınarak işlem yapılması da hukuken mümkün olmadığından davanın reddi gerektiğini, A)Taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacı taraf sözleşme konusu edimini yerine getirmediğini, taşınmazlar satış yolu ile elde edilmemiş olduğundan davacı taraf gerçekte hak kazanmadığı komisyon bedelini fahiş ve afaki olarak davalılardan talep ettiği, Taraflar arasında 07.06.2021 tarihli "Sözleşme" başlıklı hukuki niteliği olarak Simsarlık/Komisyon Sözleşmesi akdedildiğini, Sözleşmenin 2. maddesinde; "Müşteriler, işbu sözleşmede belirtilen Emlak Danışmanı'nın aracılık hizmeti karşılığında gayrimenkulün değerinin % 2'si + KDV tutarında bedel ödeyecektir. Müşteriler, satıcı ile sözleşme akdedilmesini müteakip 1 (bir) gün içinde, en geç satışın yapıldığı tarihte, nakden ve peşinen ödeme yapmayı gayrikabili rücu kabul ve taahhüt etmektedirler" hükmü düzenlendiğini, sözleşme hükmü uyarınca davacı şirketin aracılık hizmetini yerine getirmesi karşılığında ücrete hak kazanabileceği açıkça ifade edildiğini, ancak, davacı şirket tarafından dava konusu edilen taşınmazlarla ilgili olarak herhangi bir aracılık hizmeti verilmediğini, sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediğini, Dava konusu edilen simsarlık sözleşmesinin davacı şirket ile davalıların şahsi olarak akdettikleri sözleşme olup, sözleşmeye konu edilen taşınmazlara ilişkin davacı şirket tarafından sözleşme konusu edim yerine getirilmediği gibi sözleşme konusu taşınmazların davalılar tarafından satış yolu ile edinilmediğini, bu kapsamda, davacı şirketin olmayan / yapılmayan bir satışa dayalı olarak ve tarafımızca hangi bedel dikkate alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılamayan şekilde gerçek dışı afaki ve fahiş bedel talebinin kabulünün fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, B) Komisyon sözleşmesinin diğer tarafı olan ve satıcı konumundaki ... Gayrimenkul A.Ş. ile davacı arasındaki sözleşme davalıları bağlamadığı gibi birleşme aşamasında teknik olarak yapılan finansal inceleme raporlarında da bu şekilde bir borç verisi ya da hukuki ticari ilişki kaydı bulunmadığından davacı tarafın bu noktadaki iddia ve beyanları işbu uyuşmazlığın esastan hallinde etkili olmadığını, Davacı şirketin, Beşiktaş 1. Noterliğinin 20.12.2023 tarih ve 32787 yevmiye numaralı ihtarnamesindeki alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini ifade etmekte ise de, ... Gayrimenkul A.Ş.’den alacaklı olup olmadığının bilinmediğini, zira birleşme sürecinde kapsamlı şekilde düzenlenen finansal tablolarla bu şekilde bir borç tespit edilmediğini, bu hali ile, davacı şirketin tek taraflı iddialarına ve taleplerine ilişkin kooperatif üyelerinin haklarını zedeler şekilde işlem yapılamayacağını, Yine, davalıların şahsına karşı davacı alacaklı Perfect Timing Fashion Giyim Tic. A.Ş. tarafından 19/12/2023 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile 387.791,72.-USD 361 Ada 4 parsel, 361 ada 5 parsel ve 556 ada 1 parsel ve 554 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazların danışmanlık ücreti ile 64.554,04.-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 452.345,76.-USD'nin tahsili talebi ile Milas İcra Müdürlüğü'nün E:2023/5888 sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapılmış ise de, 26/12/2023 tarihinde borca itiraz edilmiş ise de, İcra Müdürlüğü'nce davacı şirketin takip talebi yasal unsurları barındırmadığından reddedilmiş olup, ödeme emri düzenlenmemiş ve davalılara herhangi bir tebliğ işlemi yapılmadığını, kaldı ki, davacı şirket ile davalıların şahsi sorumluluğu içerisinde kalan bir hukuki uyuşmazlık konusunun davalıların şirket kuracağı ihtimali gibi son derece gerçek dışı ya da hukuken ortaya çıkmamış bir sonuç üzerinden niyet okumak sureti ile hukuki değerlendirme yapılamayacağını, davalılara yasal olarak yapılmış bir icra takibi olmamakla beraber davacı şirkete herhangi bir borcu da bulunmadığını, C) Davacı tarafın iddia ve taleplerini kabul etmemekle beraber davalıların tacir olmadıkları göz önüne alınarak davacı şirketin (hangi gerekçe ve yasal dayanak ile) tek taraflı olarak dolar cinsinden bedel belirlemiş olmasını kabul etmediklerini, döviz cinsinden yapılan belirlemeye itirazları ile talep edilen ücretin fahiş olduğu da göz önüne alınarak talep edilen ücretten hakkaniyet indirimi yapılmasını talep ettiklerini, Ayrıca, davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde de açıklıkla görüleceği üzere, gayrimenkul alım satımına ilişkin faaliyet alanı bulunmamakta tamamen farklı alan ve sektörlerde faaliyet göstermek amacı ile kurulmuş olduğunu, davalıların talep edilen bedel noktasında herhangi bir yasal sorumluluklarının bulunmadığı, bedelin fahiş olması nedeniyle davalılar lehine hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği noktasındaki taleplerini tekrarla davalılar sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle beraber yerleşik Yargıtay kararları da dikkate alınarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşlarına müzekkere yazılarak davacı şirketin emlak komisyonculuğu yapmak için kayıtlı olup olmadığı, sözleşme konusu taşınmazlara ilişkin rayiç değerlerin ve davacı şirketin hak kazanabileceği ücretin tespit edilmesi gerektiğini, Taraflar arasında Milas İcra Müdürlüğü'nün 2023/298 sayılı dosyasından da alacak iddiasına dayalı ilamsız icra takibine geçildiği, itiraz edildiğinden itirazın iptali kapsamında Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:2023/557 sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, 26/12/2023 tarihinde davalıların tacir sıfatı olmadığından görevsizlik kararı verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin E:2024/291 sayılı dosyasında istinaf incelemesi devam ettiğini, D) Dava konusu edilen yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin şartlar oluşmadığı gibi davacı şirket ile hukuki uyuşmazlık konusu olan davalıların şahsi olarak imzalamış oldukları sözleşmeden kaynaklı olarak tek taraflı afaki taleplerini doğmuş bir alacak iddiası ile talepte bulunulamayacağını, Davalıların yönetim kurulu üyesi olarak herhangi bir yasal sorumlulukları bulunmadığını, taraflar arasında devam etmekte olan hukuki uyuşmazlıklarda yargılama safahati devam ettiği, davacının yasal sorumlulukları oluşmayan tek taraflı iddia ve beyanları ile alacak iddiasında bulunduğu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E:2016/2905 sayı, 06/02/2019 gün ve 2019/301 sayılı kararında; "...6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinin 1'inci fıkrasının ilk halinde, "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde, kusurları bulunmadığını ispatlamadıkça hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar" şeklinde düzenlenme yapılmış ve kusur bir karîne olarak kabul edilerek, ispat yükü yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanlara yüklenmişti. Söz konusu maddenin 26.06.2012 tarih ve 6335 Sayılı Kanun'un 28. ve 41. maddeleri ile düzenlenmiş son hali ise, "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar'' şeklinde olup, kusurluluk bir karine olmaktan çıkmış ve yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmedikçe sorumlu olmadıkları" değerlendirmesi yapıldığını, Hukuki sorumluluk kusur esasına bağlandığından oluşan zarardan ya da doğan borçtan yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için ilgili yöneticinin kusurunun ispatlanması gerektiği, oluşan zararda kusuru bulunmayan, zarar doğurucu iş veya işlemde etkisi bulunmayan yöneticinin sorumlu tutulamayacağını, Davalıların herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi devam etmekte olan dava ve uyuşmazlıklar dikkate alınarak şahsi sorumluluklarını da kabul anlamına gelmemekle beraber tek taraflı davacı taraf alacak iddiasına dayalı sorumlu kabul edilmeleri ve hukuka aykırı şekilde kooperatif üyelerinin haklarını ve menfaatlerini zarara uğratacak nitelikte işlem yapmaları hukuken mümkün olmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, Bu nedenlerle de, yasal süresi içerisinde davaya cevaplarının sunulması ile yetki, husumet ve zamanaşımı itirazlarımızı tekrarla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. 2-Davalılardan Gönül ŞANLI tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden husumet itirazında bulunulduğunu, davacı şirketin, Beşiktaş 1. Noterliğinin 20.12.2023 tarih ve 32787 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek alacağının talep edildiğini ifade etmekte ise de, ... Gayrimenkul AŞ’den alacaklı olup olmadığının bilinmediğini, ayrıca davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde de açıklıkla görüleceği üzere gayrimenkul alım satımına ilişkin faaliyet alanı bulunmamakta tamamen farklı alan ve sektörlerde faaliyet göstermek amacı ile kurulmuş olduğunu, talep edilen bedel noktasında herhangi bir yasal sorumluluğun bulunmadığı, bedelin fahiş olduğu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ilgili Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşlarına müzekkere yazılarak davacı şirketin emlak komisyonculuğu yapmak için kayıtlı olup olmadığı, sözleşme konusu taşınmazlara ilişkin rayiç değerlerin ve davacı şirketin hak kazanabileceği ücretin tespit edilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından afaki ve fahiş ücret talep edildiğini, yönetim kurulu üyesi olarak herhangi bir yasal sorumluluğunun bulunmadığını, davacı şirket ile diğer davalılar arasında devam etmekte olan hukuki uyuşmazlıklarda yargılama safahati devam ettiğini, hukuki sorumluluk kusur esasına bağlandığından oluşan zarardan ya da doğan borçtan yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için ilgili yöneticinin kusurunun ispatlanması gerektiğini, davacı taraf iddiasına ilişkin herhangi bir kusurunun bulunmadığı gibi diğer davalılarla devam etmekte olan dava ve uyuşmazlıklar dikkate alınarak tek taraflı davacı taraf alacak iddiasına dayalı sorumlu kabul edilmeyeceğini, kooperatif üyelerinin haklarını ve menfaatlerini zarara uğratacak nitelikte işlem yapılmadığını, 24 Nisan 2023 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini belirterek, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazlarımızı tekrarla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3-Davalılardan Nilay NALDÖKEN’in cevap dilekçesinde özetle; tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, davacı şirketin yasal koşulları oluşmayan yönetim kurulu üyesinin hukuki sorumluluğu iddiası ile sözleşmeye uygun olmayan şekilde afaki ve fahiş ödeme talebi ile yönetim kurulu üyesinin yasal sorumluluğu oluşmadığı halde davacı tarafın hukuken geçersiz iddia ve taleplerle afaki ve tek taraflı hesaplamalarına dayalı zenginleşme amaçlı taleplerinin karşılanması / teminatlandırılması talepleri kooperatif üyelerinin hak ve menfaatlerini zarara uğratacak nitelikteki iddia ve taleplerin kabul edilmesi yönetim kurulu üyesinin yasal sorumluluğunu gerektireceği gibi birleşilen şirket yönünden tek taraflı düzenlenen ihtarname içeriğinin dikkate alınarak işlem yapılması da hukuken mümkün olmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği ileri sürmüştür. GEREKÇE: Davacı şirket tarafından Mahkememizin 2024/231 Esas sayılı dosyasında; davalılar ..., ..., Gönül ŞANLI ve Nilay NALDÖKEN aleyhine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL üzerinden davanın açıldığı, Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davalılar ... ve ... yönünden dava tefrik edilerek Mahkememizin iş bu esasına (2026/486 Esas) kaydedilmiştir. İş bu dosyada dava, davacı şirket tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine açılan, ticari nitelikte olmayan simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı Perfect Timing Fashion Giyim A.Ş. ile davalılar ... ve ... arasında da 07/06/2021 tarihli taşınmazlar ile ilgili olarak sözleşme düzenlendiği, sözleşmenin taraflarının davacı (Emlak Danışmanı) ve dava dışı Menderes BEYAZKURT, davalı (müşteri) ... ve ... olduğu, müşterinin iş bu sözleşmede belirtilen Emlak Danışmanı'nın aracılık hizmeti karşılığında gayrimenkulün değerinin %2+KDV tutarındaki bedeli ödeyeceğini, müşterinin satıcı ile sözleşme akdedilmesini müteakip 1 (bir) gün içinde, en geç satışın yapıldığı tarihte, nakden ve peşinen ödeme yapmayı gayrikabili rücu kabul ve taahhüt ettiği, süresinde ödenmeyen alacağa satış tarihinden itibaren ihtar veya ihbara gerek olmaksızın ticari avans faizi uygulanacağı, müşterinin işbu bedelden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, müşterinin emlak danışmanını devre dışı bırakarak veya sözleşme bitiminden sonraki iki yıl süresince işbu sözleşmeye konu gayrimenkul/gayrimenkullerin, ortağı, yöneticisi, yönetim kurulu üyesi, yetkilisi, çalışanı veya direkt veya endirekt bağlantısının olduğu tüzelkişilik veya gerçek kişi tarafından veya hangi derece olursa olsun kan ve sıhri hısımlarının yer aldığı başkaca tüzel kişilik veya gerçek kişi tarafından satın alınması, satış vaadinde bulunulması, kiralanması veya başka bir tasarrufta bulunulması halinde 2. Maddede belirtilen komisyon oranı ile birlikte ayrıca 1.000.000,00-TL (birmilyontürklirası) tutarında cezai şartı nakden ve peşinen ödemeyi cezai şarta ilişkin her türlü tenkis hakkından feragatle peşinen beyan ve kabul ettiklerini kararlaştırdıkları anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından Beşiktaş 1. Noterliği'nin 13/06/2023 tarih ve 16798 yevmiye nolu ihtarnamesi ile toplam 688.665,60 USD'nin 2 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ödeme yapılmadığı iddiası ile Milas İcra Müdürlüğü'nün 2023/5888 Esas sayılı dosyası ile davacı şirket tarafından davalılar ... ve ... aleyhine söz konusu noter ihtarı ile sözleşme dayanak gösterilmek sureti ile 387.791,72 USD asıl alacak, 64.554,04 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 452.345,76 USD alacak için genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/34 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı Perfect Timing Fashion Giyim A.Ş. tarafından ... ve ... aleyhine itirazın iptali davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 05/06/2023 tarih ve 2023/228-236 Esas-Karar Sayılı kararı ile görevli ve yetkili Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2023 tarih ve 2023/557-973 Esas-Karar sayılı kararı ile de görevsizlik kararı verildiği, bunun üzerine dosyayı inceleyen İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 10/12/2024 tarih ve 2024/291-2170 Esas-Karar sayılı kararı ile; davalıların tacir olmaması, davanın mutlak ticari dava da olmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve dosyanın Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi üzerine dosyanın 2025/34 nolu esasa kaydedildiği ve halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten de dosya kapsamı incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 07/06/2021 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalılara emlak danışmanlık hizmeti verildiği, ancak bunun komisyon bedelinin ödenmediği gerekçesi ile iş bu davanın açıldığı, ancak davalıların tacir olmadığı hususunun İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 10/12/2024 tarih ve 2024/291-2170 Esas-Karar sayılı kararı ile de belirlenmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmeye göre diğer taşınmazlar ile ilgili olarak (Muğla İli, Milas İlçesi, Kıyıkışlacık Mahallesi, 560 Ada, 1 Parsel; 578 Ada, 1 Parsel ve 568 Ada, 1 Parsel) açılan dava halen de Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/34 Esasında derdest olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesine göre; dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Diğer yandan, ticaret mahkemelerinin görevi 6102 sayılı TTK' nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise; TTK' nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nisbi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, nisbi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriteri kabul edilmiştir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve bir işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK' da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK' nın 4/1 maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bu tür davalarda davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflalrın tacir olması veya ticari işletmeyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılmaktadırlar. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunu ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf içinde ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK kanun gereği ticari davalar sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari hale getirmez. Bu açıklamalara göre; somut olayda, davalıların tacir olmaması sebebiyle nispi ticari dava olmadığı, ticari nitelikte olmayan simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemli olarak açılan iş bu dava bakımından TTK'da ve özel kanunlarda ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin özel bir düzenleme de bulanmadığından mutlak ticari dava da olmadığı, öte yandan aynı taraflar ve aynı sözleşme ile ilgili olarak Milas 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/34 Esas sayılı dosyasında verilen İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 10/12/2024 tarih ve 2024/291-2170 Esas-Karar sayılı kararı dikkate alındığında; ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı, iş bu davanın 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesine gereğince genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın dava şartı (görev) yokluğundan usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle; 1-HMK 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince davanın görevsizlik nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve 2 haftalık süre içerisinde istek halinde dosyanın ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 20.maddesi gereğince kesinleşmeden itibaren 2 haftalık talep süresi içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilebileceğine, aksi halde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLECEĞİNE, 4-HMK'nın 331/2.maddesi gereğince yargılama, harç masraf ve giderlerinin görevsizlik kararından sonra dosyanın gönderildiği mahkemede davaya devam edilmesi halinde bu mahkemece değerlendirilmesine, aksi halde mahkememizce dosya üzerinde bu durumun tespiti ile GEREKLİ KARARIN VERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi. 13/05/2026 Başkan ... ✎E-imzalıdır Üye ... ✎E-imzalıdır Üye ... ✎E-imzalıdır Katip ... ✎E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/486, K. 2026/320, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-486-e-2026-320-k-ee8973b2b3db