İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/90 E. 2026/487 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/90
- Karar No
- 2026/487
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/90 Esas KARAR NO : 2026/487
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 02/02/2026 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..... Sigorta A.Ş. tarafından ...... no.lu .... - Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile 25.11.2023 - 25.11.2024 tarihleri arasında sigortalı bulunan ...... 'ya ait ..... plakalı araç, 17.09.2024 tarihinde, İstanbul, Bağcılar'da 1 no.lu davalının malik/işleten, 2 no.lu davalının sürücü sıfatıyla sorumlu olduğu ..... plakalı aracın çarpması sonucu hasara uğramış olduğunu, kazaya karışan araç sürücüleri tarafından imza altına alınan Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında da görülmektedir ki ...... plakalı sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, bu hususu araç sürücüsünün de ikrar etmiş olduğunu, ayrıca Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından düzenlenen kusur durumunu gösteren kayda göre de, dava konusu trafik kazasının meydana gelişinde, ...... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu anlaşılmakta olduğunu, hasar dosyasından görevlendirilen sigorta eksperi tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda; yargılamaya konu mevcut hasarın dosyada yer alan trafik kazası tespit tutanağında belirtilen şekilde gerçekleştiği görüşüne yer verilerek, kasko sigortalı araçta meydana gelen toplam hasar miktarının 221.634,76.-TL olduğu şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğunu, müvekkili ..... Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigortalı araç için ödenen sigorta tazminatının bakiyesi 95.606,76-TL alacak ve fer’ilerinin tazmini için Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyası ile davalı/borçlular aleyhine yapılan icra takibine karşı davalıların haksız itirazı üzerine icra takibi durduğundan ve arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığından işbu davayı açtıklarını, borçlu/davalıların Bakırköy..... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı ilamsız icra takip dosyasına karşı yaptığı tüm haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına, %20 'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, zenginleşme amaçlı açılan davanın reddine, dosyanın uzman bir bilirkişi heyetine (İnşaat Mühendisi ve Sigorta Uzmanı) tevdi edilerek; kusur durumunun, tesisatın mülkiyet niteliğinin ve sovtaj değeri düşülmüş gerçek zararın belirlenmesine, davacı tarafın tek taraflı hazırlattığı ekspertiz raporunun hükme esas alınmamasına; sızıntının kaynağının müvekkilin bağımsız bölümü mü yoksa binanın ortak tesisatı (ana kolon boruları) mı olduğunun, müvekkilin bir kullanım kusuru bulunup bulunmadığının uzman bilirkişi heyeti (İnşaat/Tesisat Mühendisi) marifetiyle yerinde yapılacak keşif ve inceleme ile tespitine, zarar gördüğü iddia edilen emtianın gerçek hasar durumunun, piyasa rayiç değerinin ve ürünlerin ekonomik ömrünü tamamen yitirip yitirmediğinin (sovtaj değeri) hesaplanarak, sigorta hukukunun temel ilkesi olan "Gerçek Zarar" miktarının belirlenmesine, Mahkeme aksi kanaatte ise; borcun ödeme tarihindeki (20.02.2024) Merkez Bankası kuru üzerinden sabitlenmesine ve fahiş kur farkı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin halefiyet esasına dayalı olarak zarar sorumlusundan rücen tahsiline ilişkin alacak davasıdır. Mahkememizce tensip ara kararı gereğince davalının tacir kaydının araştırılmasına karar verilmiş, Büyükçekmece Vergi Dairesi ve İTO'ya yazılan müzekkerelere yanıt verildiği, tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bu durumda eldeki davada dava dışı sigortalı ile davalı açısından değerlendirme yapılması, davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.” Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ve nisbi ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyecektir. Davacı taraf, halefiyet gereği sigortalısı yerine geçtiğinden ve kasko sigorta şirketi olduğundan mutlak ticari dava olmadığı gibi davalının tacir olmaması nedeniyle nisbi ticari dava da bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2026
Katip..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır